Ocak 02, 2022 22:30 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Gücü’nün eski komutanı General Hac Kasım Süleymani’nin şehadetinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla sizler için hazırladığımız sohbetimizin 4. bölümünde birlikteyiz.

3 Ocak 2020’de küresel istikbarın elebaşı Amerika İran milletine karşı cinayetlerine bir yenisini ekledi.

“Savaştığı yıllarda sürekli hayır dualarım ve korkan bakışlarım onun peşindeydi; canı her türlü beladan korunması için, ama kendisi, bakışı başka yerlerdeydi ve sonunda Allah teala onu şehadet mükafatı ile bizim gibi yerinde oturanlardan üstün yaptı. Hac Kasım için yazdığım gönül sözlerimde onunla doğrudan sohbet etmeyi tercih ettim, zira ölmediğini düşünüyorum.”

Yusufzade “Belki sabah ezanından önce” adlı kitabın yazarıdır. Yazar eserinin başında kutsal savunma yıllarında komutanı şehit General Hac Kasım Süleymani’ye  saygı ve sevgilerini sunduktan sonra şöyle diyor:

Merhaba Hacı bey. Bu yazıları bir gün bir kitap şeklinde yayımlamak istiyorum. Belki de her halde sizin ölümünüz gibi al, fırtınalı ve bir akıma dönüşen ölümünüz gibi değil de, cıvık ve tatsız bir ölüm olacak ölümümden sonrasında yayımlanır. Tabi benim gibi evinde oturan biri ile senin gibi kırk yıldır çizmelerini çıkarmayan biri arasında çok fark vardır.  Şimdi o garip gece yarısı ve parmağın ve yüzüğün sosyal medyanın sayfalarına yansıdığı o korkunç sabahın üzerinden sekiz ay geçiyor. Bu haberi duymadan önce sadece bir kez beli büken ve yiğidi çökerten bu denli acı bir haberi duymuştum. Musul esir kampında 3. koğuşta oturmuş arkadaşım Ali Hadi ile birlikte Kur'an'ı Kerim ezberliyorduk. O sırada Huzistanlı esir Ferşid Fettahi gözü yaş dolu içeri girdi ve Irak gazetelerinde okuduğu İmam’ın -ks- rihlet haberini getirdi. Ve şimdi senin şehadet haberin.

 

Evet, 3 Ocak 2020’de küresel istikbarın elebaşı Amerika İran milletine karşı cinayetlerine bir yenisini eklemişti. Bu cinayet sadece İran milletini değil, dünyanın tüm hür insanlarını derin yasa boğdu. O gün Amerika’nın dönem Başkanı Donald Trump namertçe bir kararla İslam’ın cesur komutanı, General Kasım Süleymani’ye suikast emrini verdi ve direnişin bu büyük komutanını görevi sırasında şehit etti.

Şimdi sohbetimizin devamında şehit Süleymani’nin bazı silah arkadaşlarının şehit hakkında şimdiye kadar duyulmamış anılarından bazılarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

 

Şehit General Kasım Süleymani’nin bereketli ömrü boyunca mücadelelerini üç merhalede özetleyebiliriz. Birinci merhale dayatılan sekiz yıllık savaş günleri ve İslami vatanın topraklarını savunma merhalesi, ikincisi, ülkenin doğusunu eşkıyadan temizleme ve bölgeye çeki düzen verme merhalesi ve üçüncüsü da İslam ülkelerinde tekfirciler, El-Kaide ve IŞİD gibi terör örgütleri ile mücadele merhalesi. General Süleymani bu üç merhalede büyük zaferlere imza attı ve akılcı tedbirleri İslami İran’ı ve hatta bölge ülkelerini huzur ve güvenliğe kavuşturdu.

 

 

Gerçekte General Süleymani’nin ister kutsal savunma yıllarında ve ister şimdiki dönemde ve bölgesel krizlerin esnasında olsun, askeri alanda icraatı düşmanları bile şecaati, dehası ve dirayeti konusunda onu takdir etmeye zorladı.

Kutsal savunma yıllarında General Süleymani savaş cephelerinde en iyi taarruz planlarını hazırlıyor ve kendisi bu planları uygulamakta öncü oluyordu. General Süleymani yorgunluk nedir bilmeye bir komutandı ve başında bulunduğu ve o yıllarda düşman saflarını kırma harekatında yer alan tümeni komuta ediyordu. General Süleymani’nin başında bulunduğu Kirman’ın 41. Sarullah tümeninin başarı sırrı, komutanı harekat sırasında askerlerine hadi gidin yerine hadi gidelim demesiydi.

General Süleymani’nin silah arkadaşlarından biri bu bağlamda şöyle anlatıyor:

General Süleymani’nin komuta merkezi cephenin en önündeydi. Kendisi her daim askerleri ile düşman askerleri arasında bir siperdi ve askerlerinin canını çok önemsiyordu. Bu yüzden de yapılacak harekatın tüm merhalelerini büyük titizlikle hazırlıyor ve askerleri komuta etmeyi de kendisi üstleniyordu. General Süleymani saha hakkında ve düşman mevzileri hakkında tam istihbarat aldıktan sonra askerlerini muharebe için harekete geçiriyordu.

Şehit komutan General Süleymani’nin onurlu mücadelesinin ikinci merhalesi dayatılan savaştan sonraki günlerde gerçekleşti. General Süleymani’nin silah arkadaşı Hasan Pelarek şöyle diyor:

Savaş sona erip Hac Kasım Kirman’a döndüğünde ülkenin doğusunda güvensizlik meselesi gündeme geldi. Ayetullah Hamanei şöyle buyurdu: Yoksa Kasım Süleymani orada değil mi? işi onun eline verin.

Ayetullah Hamanei’nin emri milli güvenlik konseyinin kararına dönüştü ve bu iş İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu’na verildi ve bu ordu da ülkenin doğusunda General Süleymani komutasında Kudüs karargahını kurdu.

Şehit Süleymani’nin silah arkadaşı Pelarek şöyle devam ediyor:

Şehit Süleymani düşünür, tevessül eder ve ardından harekete geçerdi. Bir gün eşkıyanın çok olduğu Cirof, Kehnuc ve diğer bazı bölgelerde genel af ilan etmek istiyorum, dedi. Kim elinde silah tutuyorsa ve şimdiye kadar bir suç işlemişse, üç güne kadar silahını teslim ederse ona aman mektubu vereceğim, dedi. Süleymani medyayı harekete geçirdi, bildiri yayımladı, devriye araçlarını kullandı ve eşkıyaların silahlarını teslim edip aman mektubu alacağı noktaları da belirledi. Bazıları bu duruma itiraz etti, ancak Hac Kasım şöyle dedi: Ben bu sözü söyledim ve sonuna kadar varım... Genel af ilan edildiği ilk gün 400 ila 500 kadar eşkıya silahlarını teslim etti. Kuyruklar çok uzadı; o kadar çok silah geldi ki onları ne yapacağımızı bilemedik. İki gün boyunca eşkıya gelip silahlarını teslim etti, üstelik bir tek kişinin burnu bile kanamadan bölge güvenli hale geldi. Kirman eyaleti hâlâ güvende.

General Süleymani’nin ihtişamlı ömrünün üçüncü merhalesi İslam ülkelerinde IŞİD, El-Kaide ve tekfirci akımlarla mücadele ile geçti. Şehit Süleymani’nin bu dönemde silah arkadaşlarından biri, Suriye macerasının nasıl başladığını şöyle anlatıyor:

Mısır, Libya, Bahreyn ve Tunus’ta İslami uyanış hareketi başladıktan sonra ABD’nin yönlendirmesi ve müdahalesi ile Suriye’de çatışmalar başladı. Çatışmalar Dera, Duma, Resten, Tel Bise, Humus ve Bukemal bölgelerinde başlayarak hızla yayıldı ve tekfirci vahabilerin etkisinde Suriye’nin yasal hükümetine karşı silahlı mücadeleye dönüştü. Tekfirciler ABD ve S. Arabistan’ın destekleri ile hızla ilerlemeye başladı. O sıralarda tüm kara sınırları düşmüş ve sadece Akdeniz’den deniz sınırı açık kalmıştı. Silahlı teröristler Şam’ın Kefer Suse bölgesine kadar ilerlemişti ve kurşunları Hz. Zeyneb’in -s- türbesinin kubbesine kadar ulaşıyordu. Şam hava limanına uzanan cadde de kapatılmıştı.

General Süleymani’nin silah arkadaşı şöyle devam ediyor:

İşte o sırada İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei General Kasım Süleymani’ye şöyle dedi: Gidin ve Suriye yönetiminin düşmemesi ve tekfirci vahabilerin hükümeti şekillenmemesi için yardım edin. Ve böylece General Süleymani Suriye’ye girdi ve girmesi ile birlikte tüm kumpaslar boşa çıkarıldı.

General Süleymani’nin diğer silah arkadaşı ve özel danışmanı General Ahmet Kerimpur da şöyle anlatıyor:

General Süleymani büyük bir cesaretle tehlikelere atılırdı, ama aynı zamanda yanında bulunanların can güvenliğine de büyük özen gösterirdi. General Süleymani düşmandan bilgi toplama yönündeki yüksek yeteneği ile düşmanların tüm planlarını engelledi ve her yerde düşmanların hedeflerini etkisiz hale getirerek istikbar karşısında ABD karşıtı iradesini uyguladı.

Savunma, doğa kanununda beka ilkesi ve insanların şerefini koruma temelidir. İnsanların çeşitli saldırılara karşı geliştirdiği savunmaların arasında en kutsal ve en değerli olanı, insani inanç ve düşünceleri savunmaktır. Bu bağlamda İslami İran bugünkü izzet ve iktidarını İslam dinini savunma uğruna canını feda eden ve İslam inkılabı fidanını devasa bir ağaca dönüştüren insanların fedakarlığına borçludur. İslam inkılabı, fedakarlıkları ile insani değerleri ve toplumu ihya eden 300 bin şehidin akan kanının ürünüdür.

Şehit General Kasım Süleymani’nin şehadetinin İslam ümmetinde yükselttiği dalga, her şehidin bir damla kanı yüzlerce ve binlerce damlaya değil, kan denizine dönüştüğünü ve toplumu yeniden canlandırarak yücelme doğrultusunda coşturduğunu ortaya koydu.

Lübnan Hizbullah hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah şöyle diyor:

Ben Hac Kasım Süleymani’ye gıpta ile bakıyorum ve onun bu sonu için seviniyorum. Kasım Süleymani ta gençlik çağından bu hedefe ulaşmak için çaba harcadı. Allah teala onu 60 yıl yaşattı. Biz üzülmüyoruz ve korkmadık. Onun temiz kanı İslam ümmeti için sultadan ve işgalden kurtulma yönünde bir fırsattır; hatta çok çaba sarf etmek gerekiyor olsa bile, zaferler çok yakındır.

 

 

Evet, şehit Süleymani azizdi ve herkesin izzetini arzu ediyordu. Kutsal savunma yılları ve direnişin komutanı selzede ihtiyarın elini öperek selin ortasından kurtarıyordu. Heybeti ve ihtişamı, şefkatinde erimişti. Her zaman şehit arkadaşlarını anıyor ve onların evlatlarını kucaklıyordu. Büyüktü, ama büyüklük taslamazdı. Çaresiz insanlara yüz çevirmez, geri çekilmezdi. Yere kibirle ayak basmaz ve mükafat beklemezdi. IŞİD dehşetini bertaraf etmekte ister Müslüman ister Hristiyan ister İzedi olsun, herkes ona sesleniyordu ve o da bu seslere karşılık veriyordu. Yiğitliği hatta muhaliflerini ve düşmanlarını takdire zorluyordu. Herkes onun sözü üzerinde hesap açıyordu. Süleymani Kur'an'ı Kerim’in “Allah onları gönüllerin sevdiği kullar yapar” ayetinin tercümanıydı.

Etiketler