Ocak 08, 2022 18:08 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Gücü’nün şehit komutanı General Kasım Süleymani’nin ikinci şehadet yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız sohbetimizin 3. bölümünde sizlerle birlikteyiz.

Amerika terör devleti, korsan İsrail ve bölgedeki müttefikleri General Hac Kasım Süleymani’nin varlığını şom hedeflerinin önünde en büyük engel, tehlike ve tehdit olarak görüyordu. Amerika General Süleymani’yi katletmekle bu büyük engeli bertaraf edebileceğini zannediyordu, fakat yanlış düşündüğü açıkça ortadaydı.

General Süleymani, herkesin bölge genelinde direniş gruplarının şekillenmesinde özel ve eksen rol ifa ettiğini bildiği bir şahsiyetti. 3 Ocak 2020’de General Süleymani ve Haşdi Şabi komutanı Ebu Mehdi Mühendis ve sekiz silah arkadaşları Bağdat hava limanından ayrıldığında, ABD dönem Başkanı Donald Trump’ın emri üzerine Pentagon İHA’larının füzeleri ile hedef alınarak şehit edildi. Bu cinayet ve düzenlenen hain terör saldırısı uluslararası düzeyde büyük tepki uyandırdı.

Şehit komutan General Süleymani direniş cephesinin üst düzey komutanı olarak bölgesel ve küresel güvenlik, adalet ve barışın gelişmesinde önemli rol ia etti. Nitekim General Süleymani’nin terörle mücadele cephelerinde aktif varlığı onu bölgede direniş ekseninin merkezi haline getirdi.

Amerikalı uzman ve Harvard üniversitesi mezunlarından Stephan Landman Amerika’nın bu terör saldırısının amaçları hakkında şöyle diyor:

Amerika’nın General Süleymani’yi silme sebebi, Süleymani’nin Washington, NATO ve İsrail’in desteklediği teröristlerle mücadelede seçkin rol ifa etmesiydi. Amerika hiç  bir zaman Batı Asya politikasını değiştirmeyecektir. ABD’nin amacı kendi haritasını çizmek, bölge ülkelerini zayıflatmak, kaynaklarını talan etmek ve ganimetleri emperyalist ortakları ile paylaşmaktır.

Amerikalı uzman Landman şöyle devam ediyor:

Amerika uluslararası yasalara göre değil, sadece kendi yasalarına göre hareket ediyor ve hatta gerekli gördüğü takdirde kendi iç yasalarını ve anayasasını da çiğniyor.

ABD’nin insan hakları ihlallerine ilişkin şom tarihine işaret eden Landman şöyle ekliyor:

İkinci dünya savaşından sonraki dönemde Amerika başarılı başarısız, birçok suikasti karnesine yazdırdı. Amerika kim sömürücü hedeflerine yönelik tehdit oluşturursa ona suikast yapıyor. Amerika Martin Luterking gibi insanları da Washington’a musallat olan rejime karşı çıktıkları için yok etti.

Landman Washington’un bu uygulamalarını emperyalizm huyunun bariz özelliklerinden biri olduğunu belirterek şöyle diyor:

General Süleymani ve silah arkadaşları Amerika’nın milli güvenliğine yönelik tehdit oldukları için değil de, asıl Irak’ta Washington’un desteklediği IŞİD’e karşı mücadele ettikleri için katledildi.

Kuşkusuz şehit General Hac Kasım Süleymani ve savaş meydanında stratejik rol ia etmesi, direniş cephesinin Irak, Suriye ve bölgede tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı zafer elde edilmesinde büyük payı oldu.

Kaliforniya eyalet üniversitesi tarih hocası David Yakubyan ise şöyle diyor:

General Kasım Süleymani’ye suikast planı Amerika’nın dış politikasını yöneten yeni muhafazakarlar ve siyonistlerce hazırlandı.

General Kasım Süleymani Irak’ta tüm askeri savunma hatları kırıldığı bir sırada şehit Ebu Mehdi Mühendis’le birlikte savaş meydanının en ön saflarında yer aldı. Buna göre General Süleymani’nin Irak’ın IŞİD pençesinden kurtulmasında ifa ettiği rol asla unutulamaz.

Amerika’nın bölgede terör örgütlerini kurma amacı, Müslüman ülkelerini kaosa sürüklemekti; ancak bu komplo başarıya ulaşamadı ve Amerika ve siyonist rejim İsrail’in uşağı olanları iktidarın başına geçiremedi.

Irak ve Suriye’ye dayatılan çatışmalar hiç kuşkusuz bölgede her türlü direniş hareketini yok etmek üzere kurulan bir kumpastı. Lübnan’a dayatılan 33 günlük savaş sırasında siyonist rejim var gücüyle direnişin Lübnan’daki altyapılarını hedef aldığı sıralarda General Süleymani İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Gücü komutanı ve direniş cephesinin hamisi olarak devreye girdi ve var gücüyle Lübnan’da direnişe destek verdi.

Türkiye’nin Kudüs TV kanalı Başkanı Nureddin Şirin Amerika terör devletinin General Süleymani suikasti hakkında şöyle diyor:

İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani suikasti aslında Amerika terör devletinin İslam inkılabı ve İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı kırk yıldır süren saldırılarının devamıydı. General Süleymani suikastinin amacı İran İslam inkılabının erkanlarını zayıflatmak ve İslam dünyasında emperyalizm ve siyonizmi musallat etmekti.

Şirin şöyle ekliyor: Uluslararası siyonizm ve ABD emperyalizmi kendi tarihinde en ağır yenilgilere İslam inkılabı ve direniş cephesi karşısında uğradı.

Kudüs TV kanalı Başkanı Nureddin Şirin bölgede büyük Batı Asya projesi, Lübnan’a dayatılan 33 günlük savaş ve Yemen savaşında ABD – İsrail – Suud ekseni tüm saldırılarında, komplolarında ve projelerinde direniş cephesinin iradesi ile hezimete uğradığını belirterek şöyle diyor:

Emperyalizm ve siyonizm bu yenilgilerin intikamını almak ve daha büyük yenilgilere uğramayı önlemek için direniş cephesinin komutanını hedef aldı.

Şehit Süleymani uzun yıllar siyonist rejimi suikast listesinde yer aldığını kaydeden Şirin şöyle ekliyor:

Şehit Süleymani sadece siyonistlerin karşısında durmakla yetinmedi ve aynı zamanda direnişin temellerini atan komutan oldu.

Lübnan’ın direniş alimleri birliği Başkanı Şeyh Mahir Hamud da General Süleymani’nin mücadele sürecinde rolünün önemine işaretle şöyle diyor:

Siyonistler General Süleymani’nin önemini ve konumunu ve izlediği yola olan inancını çok iyi biliyordu.

Amerikalı yetkililerle siyonistlerin 1996 yılında Mısır’ın Şermül Şeyh kentinde düzenledikleri oturumda terörden arındırılmış yeni bir Batı Asya bölgesinin kurulmasından söz edildi; gerçi bu zümrenin terörden maksadı, bölgede direniş ekseniydi. Fakat direnişin 2006 yılında zaferi ve Gazze Şeridi’nde Filistin direnişinin 2009, 2012 ve 2014’te zaferleri Amerika ve korsan İsrail’in tüm planlarını suya düşürdü.

Amerika’nın Suriye ve Irak’a yönelik şom planları ve yeni bir Batı Asya bölgesini inşa etme hayalleri de direniş taraından bozguna uğratıldı.

Aslında Amerika terör devleti bölgede kurduğu terör örgütlerinin yardımı ile direniş güçlerini iç savaşlarla uğraştırmak ve Filistin ve Kudüs ülküsünden saptırmak istedi, ancak hiç bir zaman başarılı olamadı.

Tün bu gerçekler neden General Süleymani’nin direnişe rolü kurumsallaştığını ve kökleri daha da güçlendiğini gösteriyor.