Haziran 23, 2020 07:27 Europe/Istanbul

Eldeki bilgiler, Amerikalı işgalcilerin Irak toplumuna nüfuzunu genişletmek ve bu ülkede konumlarını güçlendirmek için yıllar önceden Irak toplumu içinde bir dizi gizli planları uygulamaya başladıklarını gösteriyor.

Amerika bu planları Dünya genç liderler örgütü, Dünya öğrenme örgütü ve Iylep adlı programların çerçevesinde yürütüyor. Söz konusu örgütler sosyal faaliyetleri çerçevesinde en az 2500 Iraklı genci yaz aylarında 4 haftalık seyahat turlarına Amerika’ya götürerek hedefleri doğrultusunda eğitiyor.

Bu programlardan biri 1997 yılında sözde bir rehabilitasyon merkezi şeklinde yürürlüğe kondu. Bu program, uluslararası siyonizmin en önemli vakıflarından biri olan ve kültürel ve sosyal alanlarda faaliyet yürüten Amerika’nın Ford vakfı ve dünya nüfus konseyinin mali destekleriyle uygulandı.

Benzer bir programı bazı STK’ların temsilcileri UNDP’nin mali destekleri ile uyguladı.

Bir başka program ise son yıllarda Irak’ta kamu kurumları tarafından uygulandı. 2018 yılında uygulanan bu programda bazı kız öğrenciler program kapsamına alındı; üstelik bu programa katılmanın hiç bir mali bedelin ödenmesi gerekmiyordu ve tüm masraflar ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından karşılandı. Bu programın amacı Iraklı gençleri ABD kültürü ile tanıştırmak, medeni katılım yeteneklerini geliştirmek, vatandaşlık hakları ve sosyal sorumlulukları ile tanıştırmak şeklinde açıklandı.

Bu gençler sosyal paylaşım sitelerine sosyal veya hayır işleri çerçevesinde gruplara ayrılıyor ve amaçları mültecilere ve sığınmacılara yardım şeklinde ifade ediliyor; ancak zamanla siyasi meselelere doğru yönlendiriliyor.

Iraklı gençler için bu programların çerçevesinde kurslar düzenleyenlerin esas amacı ise Iraklı gençleri cezbederek örgütlemektir. Bu süreçte bazı gençler de Amerika ve korsan İsrail istihbarat servislerine katılmaya hazırlanıyor.

Bazı raporlar Irak’ta ABD, İngiltere ve Suud rejiminin mali destekleri ile faaliyet yürüten bazı STK’ların katılımcı üyelerle irtibatı koruma görevini yürüttüklerini gösteriyor. Örneğin Iylep programı ve diğer bazı STK’lar gençleri facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde birbirine bağlıyor ve Iraklı gençleri bu şebekeye bağlı medeni faaliyetleri olan derneklere üye olmaya teşvik ediyor. Bu uygulama Irak’ta bazı büyükelçiliklerce destekleniyor. Nitekim Irak’ta son huzursuzluklarda bazı Batılı büyükelçiliklerin ve çalışanlarının eli bulunması bu iddiayı doğruluyor.

Amerika’nın Irak Büyükelçiliği üç bin personeli bulunuyor. Bu sayıdan 400 kadarı sözde kültürel faaliyetlerde bulunuyor ve çok sayıda etüt ve araştırma merkezi kurdukları ve Amerikalı üniversitelerle bağlantılı olarak Irak üniversiteleri ve hocalarına çok sayıda araştırma projesi verdikleri ve bu yoldan Irak’ta medeni hareketlere müdahalede bulunmak ve gözetledikleri sosyal değişiklikleri yaratmakta yaralandıkları anlaşılıyor. Yine Amerikalı diplomatlardan 250 kadarı STK’larla ilgileniyor ve esas görevleri Irak’ın sosyal ve kültürel alanlarına nüfuz etmek ve Iraklı gençleri cezbetmekle Amerika’nın bölgeye yönelik amaçlarına hizmet ettikleri anlaşılıyor.

Gerçekte Amerika terör devleti Irak’ta kültürel ve sosyal alanlara nüfuz ederek kendine iyi bir fırsat oluşturdu ve bu fırsattan azami derecede de yararlandı. Irak’ta Bağdat yönetimi ve Haşdi Şabi Hareketi’nin önemli üsleri olan bazı eyaletlerde isyan hareketlerinin yönetilmesi, Amerika terör devletinin Irak ve bölgeye yönelik birçok hedefi izlediğini ortaya koydu.

Batı Asya meseleleri uzmanı Hüseyin Ruyveran Irak’ta STK’ların itiraz hareketlerinde ifa ettikleri rolleri hakkında şöyle diyor: Irak’ta çeşitli adların altında yüzlerce STK Amerika tarafından kuruldu. Bu STK’lar şimdiki şartlarda itiraz hareketlerini organize ediyor.

Batı Asya meseleleri uzmanı Ruyveran, Irak’ta protesto eylemlerine katılanların yüzde 99’u 17 – 25 yaş grubunda yer alan gençlerden oluştuğunu belirterek şöyle ekliyor:

Bu gençler Baas rejiminin cinayetlerin asla görmedi ve şimdi sanal ortam, STK’lar ve ABD medyasının etkisi altında bulunuyorlar ve tecrübesizlikleri ve bilgisizlikleri yüzünden Amerika’nın kumpaslarını fark edemiyorlar.

Bu arada protestocuların haklı talepleri olduğunu ve ülkeleri huzura kavuşmasını istedikleri belirtilmelidir. Gerçi protestocuların arasında başka amaçların uğruna gelen ve attıkları sloganlar Baas partisi ve Amerika’nın bölgede kurduğu ağın attığı sloganlara benzeyen kişilerin bulunduğu da unutulmamalıdır. Protestoların dış görünüşüne göre protestocular Irak’ta iktisadi sorunların çözümlenmesini ve fesadın yok edilmesini istiyor; ancak gerçekte bu eylemler beyaz sarayın planıdır ve talepleri de Irak’ı istikrarsızlığa ve güvensizliğe sürüklediği kesindir.

Başka ülkelerde yaşanan tecrübelere göre, ne zaman devletle halk arasında herhangi bir çatlak oluşacak olursa, bu STK’lar bazı özel hedefleri doğrultusunda hemen bu çatlakları doldurmaya başlıyor ve sanal ortamı kullanarak insanları sokaklara dökmeye ve güvenlik güçleri ile çatışmaya teşvik ediyor.

Bazı verilere göre, Amerika’nın Irak’ta 1800 kadar sözde STK’yı kurduğu ve mali destek vererek yönettiği, bu STK’ların yarısı Batılı öğretilerle sosyal hareketlerin liderlerini yetiştirdiği anlaşılıyor.

Yine dikkat çeken bir başka nokta da şu ki, söz konusu Amerikancı STK’ların programları için iki ile on yıllık süreler belirlenmiş bulunuyor ve Amerika’nın casusluk ve istihbarat örgütlerinin gizli bütçeleri ile destekleniyor.

Bu siyasi – medeni süreçte genellikle Amerika’nın Irak’ta karar mekanizmalarını etkilemek üzere baskı aracı olarak kullandığı STK’lar hemen harekete geçiyor ve özellikle öğrenci derneklerinin üyelerini hükümet karşıtı akımlara katılmaya teşvik ederek sokaklarda halk protestoları çerçevesinde organize ederek yönlendiriyor.

Yine bazı kanıtlar ve belgeler, Amerikalı yetkililerin hatta bu süreçte ifa ettikleri rolü kamuoyundan saklamak için hiç bir çaba sarf etmediklerini gösteriyor. Nitekim Irak milli güvenlik komisyonu üyeleri de Amerika’nın Bağdat Büyükelçiliği ve Erbil konsolosluğu hükümet karşıtı protesto eylemlerini tetiklemekte rol ifa ettiklerine inanıyor.

Aslında Amerika’nın bu tür nüfuz planları sadece Batı Asya veya İslam dünyasına özel bir konu değildir. Bir süre önce Hong Kong’da protestocular ABD bayrağını taşıdılar ve Başkan Trump’ın resmini taşıyan tişert ve şapkalar giyerek protesto eylemine katıldılar. Hong Konglu protestocular üzerinde bir tankın resmi bulunan ve Trump’ın da ABD bayrağının önünde tankın üzerinde durduğu ve “Başkan Trump, lütfen Hong Kong’u kurtar” sloganı yazıldığı bir bayrağı taşıdılar.

Aslında bu tür sloganlar herhangi bir Avrupa ülkesinde barışçıl protesto eylemi değil, terör eylemi kategorisinde değerlendiriliyor. Buna göre bu tür kanıtlar ve belgeler, STK’ların perde arkasında başka gizli hedeflerin yer aldığını gösteriyor. Sözde özgürlükçü, adalettalep ve barışçıl olan bu hedefler yine sözde şiddetten uzak barışçıl protesto eylemlerinde sloganlar şeklinde gündeme getiriliyor, fakat pratikte Amerika’nın sözde demokrasi hamisi örgütleri hedef ülkelerde başka siyasi hedeflerin peşinden gittikleri anlaşılıyor.

Görüşler