Eylül 11, 2020 22:37 Europe/Istanbul

S. Arabistan’ın şeffaf olmayan nükleer faaliyetleri ve Amerika terör devletinin bu konuya yönelik tutumu büyük önem arz ediyor. Bu yüzden biz de sohbetimizin birinci bölümünde S. Arabistan’ın nükleer programının mazisini ve hangi yöne doğru ilerlediğini masaya yatırmaya karar verdik.

Son yıllarda nükleer teknolojiden yararlanmak, başta Batı Asya ülkeleri olmak üzere dünya ülkeleri açısından güç bileşenlerinden biri olarak algılanıyor. İran İslam Cumhuriyeti barışçıl nükleer teknolojiyi yerelleştirmede büyük başarılara imza atarak nükleer teknolojiye sahip olan ülkelerin arasına katıldıktan sonra Suud rejimi nükleer faaliyetlerini UAEK denetçilerinin denetimine izin vermeksizin arttırmaya başladı. Oysa gerçekte bu ülke nükleer alanda her türlü bilimsel ve yerel altyapıdan tamamen yoksun bir ülkedir.

Amerika’da Donald Trump beyaz saraya girmesinin ardından bölgede müttefiki saydığı S. Arabistan’a daha fazla silah satmak ve bu ülkenin petrol dolarlarını ele geçirmek için aralarındaki askeri ve güvenlik teamülleri ivme kazandı.

S. Arabistan rejimi nükleer programını ilerletebilmek için bazı ülkelerle nükleer iş birliği anlaşmaları imzalamaya başladı. Bu arada Donald Trump yönetimi Suud rejimi ile nükleer iş birliğini geliştirmek ve bu iş birliğinden daha fazla kazanç elde etmek ve ayrıca Riyad’ın bu alanda Rusya ve Çin’e yanaşmasını önlemek ve sonuçta bu iki ülkenin S. Arabistan ve Batı Asya bölgesine nüfuzuna mani olmak üzere yoğun çaba sarf ediyor.

Suud rejiminin nükleer teknolojiye ilgisi 1960’lı yıllarda başladı, fakat bu alanda 1970’li yılların sonuna kadar pek fazla bir başarı sağlayamadı. O dönemde Riyad’da Melik Abdulaziz bilim ve teknoloji vakfı kuruldu.

Suud rejimi nükleer faaliyetlerini Melik Abdullah nükleer enerji ve yenilenebilir enerjiler sitesi adlı bir mekanda odakladı. Bu merkez görecede S. Arabistan’ın nükleer programı üzerinde çalışan merkez gibi duruyor. Yine 1990 ve 2000’li yıllarda bazı onaylanmayan raporlar, S. Arabistan’ın Pakistan’dan nükleer silah elde etmek üzere yardım aldı.

S. Arabistan’ın dönem savaş Bakanı Sultan bin Abdulaziz’in 1999 ve 2002 yıllarından Pakistan’ın nükleer araştırma merkezini ziyaret etmesi uluslararası gözlemcilerin arasında acaba Suud rejimi nükleer silaha yaklaştı mı? sorusunu gündeme getirdi.

2013 yılında yayımlanan bir rapor ise, Riyad yönetimi Pakistan’ın nükleer silah üretme projesine yatırım yaptığını ortaya koydu.

Aslında S. Arabistan’ın başka ülkelerin üzerinden nükleer silah elde etme çabası bununla da sınırlı kalmıyor. 2010 yılında S. Arabistan’ın dönem kralı Abdullah bir fermana imza atarak elektrik üretmek ve içme suyu tesislerinden yararlanmak için nükleer enerjiden yararlanmanın zaruri olduğunu ilan etti.

Suud rejimi 2011 yılında bir açıklama yaparak 2023 yılına kadar iki nükleer santral inşa etmek istediğini duyurdu. Bu santrallerin maliyeti ise 80 milyar dolar olarak açıklandı.

Melik Abdullah nükleer enerji ve yenilenebilir enerjiler sitesi nükleer enerjiyi gözetleme bürosu Başkanı Muhammed Garvan konu hakkında yaptığı açıklamada, ilk nükleer santral 2022 yılında Çin tarafından inşa edilerek teslim edileceğini belirtti. Garvan ayrıca Suud rejiminin parası nakit olduğu için nükleer ülkeler için cazip bir müşteri sayıldığını kaydetti. Garvan, buna göre Riyad yönetimi Fransa, Arjantin, Güney Kore, Rusya, Macaristan ve Çin’le nükleer iş birliği anlaşması imzaladığını ve aynı konu üzerine İngiltere, Çek Cumhuriyeti ve ABD ile müzakere ettiklerini ifade etti.

2011 yılında S. Arabistan ve Güney kora nükleer iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşmada nükleer alanda araştırma geliştirme, nükleer santrallerin tasarımı ve geliştirilmesi ve hizmete açılması ve nükleer güvenlikle ilgili konular yer alıyordu. Bu anlaşma, Riyad yönetiminin aynı yılda imzaladığı üçüncü nükleer iş birliği anlaşmasıydı. Riyad bundan önce de Arjantin ve Fransa ile benzer anlaşmaları imzalamıştı.

2012 yılında Çin Başbakanı Li Çiang’ın Riyad ziyareti esnasında iki taraf nükleer iş birliğini geliştirmek üzere bir anlaşma imzaladı. 2015 yılında ise S. Arabistan ve Arjantin nükleer iş birliğini geliştirmek üzere ortak yatırım şirketi kurdu. Bu şirket iki ülke arasında 2011 yılında imzalanan nükleer iş birliği çerçevesinde kurulmuştu.

Çin yönetimi 2016 yılında da S. Arabistan’la nükleer iş birliği anlaşması imzaladı. Çin ayrıca S. Arabistan’la bir anlaşma çerçevesinde bu ülke için dördüncü kuşak bir reaktör yapmayı üstlendi.

Temmuz 2017’de ise Suud rejimi nükleer enerji milli projesini ilan etti. Riyad yönetimi sürekli uranyum zenginleştirme hakkına vurgu yaparak nükleer yakıt sirkülasyonundan tam olarak yararlanmak istediğini belirtiyor ve bu alanda kendine yeter hale gelme noktasına ulaşmaya çalışıyor. Riyad yönetimi ayrıca bu ülkenin uranyum zenginleştirme yeteneğine engel olacak her türlü anlaşmayı imzalamaktan kaçınıyor. Ancak bu tutum bu ülkenin nükleer silah üretmek istediği yönünde kaygıları arttırıyor. Bu yüzden burada akla gelen soru, Suud rejiminin nükleer faaliyetlerinin amacı barışçıl olup olmadığı ve neden UAEK denetçilerinin gözetimi dışında yürütüldüğü sorusudur.

Bu doğrultuda İran’ın UAEK daimi temsilcisi Kazım Garibabadi Ağustos 2020’de UAEK’ndan S. Arabistan’ın gizli nükleer programını açıklamasını ve ajans üyelerine bir rapor sunmasını istedi. Garibabadi, Suud rejimi tamamen şeffaf olmayan bir nükleer programı geliştirmekte olduğunu vurguladı.

Gerçi S. Arabistan NPT üyesidir ve ajansla ikili anlaşması da vardır, ama maalesef ajansın denetim protokollerini kabul etmiyor ve ajansın yıllardır sürekli taleplerine rağmen yükümlülüklerini ajansa denetleme izni verecek şekilde düzeltmiyor.

İran’ın UAEK daimi temsilcisi Garibabadi S. Arabistan’ın sara pasta fabrikası inşa ettiği haberine gösterdiği tepkide, bu ülkenin sarı pasta üretmeyi gerektirecek hiç bir nükleer araştırma faaliyeti bulunmadığını, bu konu Riyad’ın UAEK denetçilerine denetleme izni vermemesi ve yine gizli nükleer faaliyetleri ve bölgeyi istikrarsızlaştıran faaliyetleri ile birlikte gizlice nükleer silah elde etmeye çalıştığı kanaatini güçlendirdiğini belirtti. Garibabadi, eğer Suud rejimi nükleer enerjiden barışçıl amaçlı yararlanmak istiyorsa, UAEK’ne karşı yükümlülüklerini doğru ve şeffaf biçimde yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Eylül 2019’da S. Arabistan ve Güney Kore, Seul’un geliştirdiği nükleer reaktörleri ticarileştirme üzerine bir anlaşma imzaladı. Anlaşmada iki ülke bu reaktörlerin ilkini birlikte S. Arabistan’da yapmayı kararlaştırdı.

Suud rejimi son yıllarda birçok ülke ile nükleer araştırma geliştirme, reaktör ve santral inşaatı ve nükleer teknoloji transferi üzerine çeşitli anlaşmalara imza attı. Ocak 2019’da UAEK Suud rejimi nükleer altyapılarını geliştirmekte büyük ilerleme kaydettiğini açıkladı. UAEK raporunda, Suud rejimi nükleer ülkelerle stratejik iş birliği başlattığını ve bu ülkelerin teknik desteklerinden geniş çapta yararlandığını vurguladı.

S. Arabistan’ın nükleer programları sürecinde anlatıldığı üzere bu ülke nükleer bilim ve teknolojiye sahip olan çeşitli ülkelerle çeşitli anlaşmalar imzaladı. Washington düşünce kurumu uzmanı Simon Henderson bu konuda şöyle diyor:

S. Arabistan Donald Trump yönetimi döneminde nükleer santraller için bazı talepleri gündeme getirdi. Bu ülkenin nükleer programı İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer programına karşı gündeme gelmiştir; zira S. Arabistan bölgesel rakibi yani İran’dan nükleer alanda geri kalmak istemiyor.

Carnegey düşünce kurumu ise Amerika ve S. Arabistan arasında nükleer anlaşma, bu rejimin uranyum zenginleştirme yönündeki gizli faaliyetlerini hafifleterek Amerika’nın Riyad’ın nükleer programı üzerindeki nüfuzunu arttıracaktır. Amerika "Standard" adı ile anılan bir anlaşma çerçevesinde Suud rejimine İran’ın barışçıl nükleer programdan duyduğu sözde kaygıları da hafifletebilecek bir standart belirlemeye çalışıyor. Bu anlaşma aynı zamanda nükleer silahsızlanma standartlarına uyularak Riyad’ın nükleer alanla ilgili hayallerine de karşılık veriyor. Bu çerçevede Amerika hatta Suud rejiminin şeffaf olmayan ve UAEK tarafından denetlenemeyen gizli nükleer programını eleştirmeye bile yanaşmıyor. Buna göre gözlemciler Donald Trump yönetimi yüklü rüşvetlerin kaşılığında hatta Suud rejimine nükleer silah elde etmesine bile yardımcı olabileceğini belirtiyor.

S. Arabistan’ın nükleer programının tarihi gelişme süreci, bu çalışmanın sonuca ulaşması Suud rejimi için büyük önem arz ettiğini  ve son yıllarda ciddi ivme kazandığını gösteriyor. Gerçi Riyad nükleer enerjiden barışçıl amaçlar uğruna yararlanmak istediğini ileri sürüyor; ancak gizli tutumu ve UAEK denetçilerine nükleer tesislerini denetleme izni vermemesi ve özellikle Yemen’e yönelik cinayetleri yüzünden hatta Avrupa ülkeleri bile Riyad’ın nükleer programının barışçıl amaçlı olabileceğine kuşku gözüyle bakmalarına sebebiyet verdiği gözleniyor. Nitekim Riyad’ın gizlice sarı pasta ürettiği haberi ifşa edildikten sonra Almanya bu uygulamanın NPT anlaşmasına aykırı olduğunu ilan etti.

Görüşler