Nisan 27, 2018 16:54 Europe/Istanbul

dizi sohbetimizin 15. bölümünde sizlerle birlikte Avrupa'da İslam düşmanlığı ile ilgili birkaç habere değineceğiz. Söz konusu haberlerde Aşura olayı ve İmam Hüseyin'in -as- katilleri ile tekfirci ve terörist gruplar arasındaki bağlara işaret ediliyor.

Batıda İslam düşmanlığı ve islamofobi hareketleri, Müslümanların şiddet, aşırıcılık, radikalizm ve terörizmi kınamalarına  paralel olarak artmaktadır.  İndependent  gazetesi bu bağlamda bir raporda şöyle yazıyor:

Britanya polis güçleri,  2017 bahar aylarında İslami  ibadet yerlerine karşı nefret saldırıları ile ilgili olarak 110 vakayı kayda geçirmiştir.  Bu  rakam geçen sene aynı dönemde sadece 47 olay idi.  Irkçı sözlü satışmalar, sabotaj, camilerin kapılarının tahrip edilmesi  ve bombalama tehditleri,  Müslümanların ibadet yerlerine karşı en çok yapılan  saldırılardır.  Cami pencerelerinin kırılması, cami çevresindeki arabalara zarar vermek, duvarlar üzerinde slogan yazmak, namaz sonrası cami çıkışında namaz kılanlara fiziki saldırı, 2 kez kasten kundaklama ve cami kapılarına domuz eti bırakmak, bu saldırılardan bazılarıdır.

İngiltere gölge hükümetinin İçişleri bakanı Diane Abbott, hükümetin nefret suçlarını önlemekte yetersiz kaldığını söyleyerek açıklanan rakamların " derinden endişe verici" olduğunu söyledi. Abbott İngiltere'nin başkenti Londra'da, 17 yaşındaki İranlı bir Kürt sığınmacının, otobüs durağında beklerken nereli olduğunu soran sekiz kişinin saldırısıyla ağır yaralanması olayına tepki olarak, "Maalesef bu münferit bir olay değil. Hükümet, giderek artan nefret suçlarına karşı çözüm üretemiyor. Dünya genelinde sağcı siyasetçiler, göçmenleri, mültecileri ve diğerlerini günah keçisi olarak gösterirken nefret siyasetinin tırmandığını görüyoruz. Bu ülkede yabancı karşıtı söylem, ırkçılık ve nefrete yer olmamalı" dedi.

Abbott herhangi bir grup veya dini azınlığa saldırının kabul edilemez olduğuna işaretle, " tüm soylu insanlar İslam  karşıtı bu saldırıları kınıyor" dedi.

İngiltere'de  çeşitli toplumların birbirine yakınlaşması için çalışan kurumların liderlerinden biri olan Feyyaz Makal  İndependent gazetesine verdiği mülakatta,  sosyal paylaşım siteleri yöneticileri ve yetkililerinin sorumluluk hissetmeleri gerektiğini belirtiyor, zira nefret saçmak ve islamofobiyi yaymakla camilere saldırıların daha da yaygınlaştığını belirtiyor.  Makal  şöyle diyor:  İngiltere'de  ırkçı ve göçmen karşıtı kurumlar ve kişiler, sosyal paylaşım sitelerinde yoğun bir şekilde faaliyet yaparak, Müslümanlardan korkuyu şiddetle örgütlüyorlar.

Britanya polisinin verilerine göre terör saldırılarının ardından ülkedeki camilere saldırı sayısı da artıyor.  Başka  bir ifadeyle IŞİD gibi tekfirci ve terörist gruplar, terör eylemleri ile camiler ve İslami merkezlere saldırı ortamını oluşturuyor ve Müslümanlara saldırıda, tıpkı ırkçı ve İslam karşıtı kişiler gibi çalışıyorlar.

Bu arada Müslümanlar da son yıllarda bazı çalışmalarla,  İslam'ın barışçı ve adalet talep öğretilerinin gerçek mesajını Batı toplumuna ulaştırmaya çalışıyorlar.  Bu bağlamda Londra'da,  şiddet ve aşırıcılığı kınama bağlamında Müslümanların en büyük mitingine değinebiliriz. " Irkçılığa Karşı Direniş"  STK'sı,  Londra'da aşırı sağcıların sessiz yürüyüşüne tepki olarak,  islamofobi ve ırkçılığa itiraz amacı ile bir miting düzenledi.  Katılımcılar bu gösteride üzerinde ırkçılık ve islamofobi ile İslam düşmanlığını kınayan yazılı pankartlar taşıdılar.

Bu arada Müslümanlar da ırkçıların eylemlerine karşı sessiz kalmayıp,  oluşan bazı fırsatları kullanarak,  İslam'ın özgürlük öğretilerini tanıtmak için azami derecede çalışıyorlar. Bu fırsatlardan biri de Muharrem ayıdır.  Muharrem ayı Resulullah –saa- ehli beytine –as- gönül verenlerin yas ve matem ayıdır. Bu ayda Resulullah'ın –saa- sevgili torunu hz. İmam Hüseyin -as-  İslami öğretilerde gerçek dışı algılara sahip olan bir grup tarafından şehit edildi.  imam Hüseyin -as-  ve sadık arkadaşları özgürlük ve zulme karşı direniş yolunda şehit oldular, onların kesilen başları mızraklarda taşındı ve aileleri esir alındı. 

 

Günümüzde de IŞİD gibi tekfirci ve terörist grupların aşırı düşünceleri ve şiddet eylemlerinin kökü, hz. İmam Hüseyin -as-  ve arkadaşlarının katillerinin, İslam'ın özgürlükçü öğretilerinden kendi çıkarlarının sağlanması için  sahip oldukları düşünce ve algılarındadır.  1400 yıl önceden beri Müslümanlar ve İslam peygamberinin ehli beytine -as- gönül verenler, Muharrem ayının 10. Günü olan Aşura gününde Matem grupları oluşturarak, hz. İmam Hüseyin'in -as-  dönemin zorba ve despot hükümranlığına karşı kıyamın anısını canlandırıyorlar.  Aslında bu matem törenlerinin kalbinde binlerce mesaj yatıyor. 

 

IŞİD gibi terörist ve tekfirci grupların şiddet yanlısı aşırıcı düşüncelerine rağmen,  İslam dini, mazlumlara destek için zalim ve zorba hükümetlere karşı mücadele ve cihat dinidir.  İslam'ın mesajı tevhid,  özgürlük ve adalettir.  İmam Hüseyin'in -as-  Yezid hükümetine karşı kıyamı da aynı düşünceye dayalıdır.  Hz. İmam Hüseyin -as-  Resulullah –saa- dininin tahrip edilen öğretilerini, gerçek anlamda ihya etmek için kıyam etti. Müslümanlar her yıl Muharrem ayında matem toplulukları oluşturarak, hz. İmam Hüseyin -as-  kıyamının hedeflerini canlı tutmaya çalışıyorlar.

 

Günümüzde de İslam ve Müslüman toplumları, İslami öğretileri tahrif ederek İslam'ın çehresini tahrip eden aşırı ve şiddet yanlısı akımların esiri olmuştur. Maalesef batı devletleri ve medya çevreleri de İslam adını kullanan bu cani terör gruplarının eylemlerini ve korkunç cinayetlerini daha fazla gündeme taşımakla barizleştirerek, kamuoyuna İslam dinini aşırıcı ve şiddet yanlısı bir din olarak tanıtmaya çalışıyorlar. Bu yüzden batı toplumunda propaganda bombardımanına maruz kalan Müslümanlar, söz konusu İslam düşmanlığı akıma karşı daha kararlı ve tutarlı hareket ediyorlar. Avrupa'nın çeşitli kentlerinde çeşitli sebeplerden dolayı Müslümanların bir arada toplanmaları ise bunun göstergesidir.

 

Aşura gününde neredeyse tüm Avrupa başkentleri, hz. İmam Hüseyin'in –as- şehadeti nedeni ile düzenlenen yas merasimlerine sahne oluyor. İmam hüzeyin'in –as- kıyamı belirli bir zaman ve mekanla sınırlı değildir ve mesajı ise tüm dünya ve tarihin tüm dönemleri için geçerlidir. İmam Hüseyin'in –as- kıyamının kalıcı olmasının sırrı, işte tam da bu konudur. İrlandalı Hristiyan bilgin ve düşünür Chris Heur, kerbela olayı, İmam Hüseyin –as- ve sadık arkadaşlarının fedakarlıklarının büyüklüğü hakkında çok güzel bir açıklamada bulunarak şöyle diyor: Eğer kerbela olayını anlamak istersek, ona Irak topraklarından daha öte bir olay, Şiiler veya Müslümanlarla ilgili bir olayın ötesinde bakmamız gerekiyor. Kerbela olayına beşeriyet yaşamının bir bölümü olarak bakmamız gerekiyor. Biz insanların, bir toplu tarihimiz vardır, bizler insanlığın ilk kuşağı değiliz. Biz eskilere ve insanların yaşam tarzına bakarak onu örnek alabiliyoruz ve bu bakış ise bize ibret ve uyarı dersi verebilir.

 

İrlandalı düşünür şöyle devam ediyor: İmam Hüseyin –as- karşıtı ordunun bazı şartlar altında utanç verici hareketlerde bulunmaları ve İmam Hüseyin'in –as- bu şartlarda bu kadar şerefli ve yüce davranışta bulunması, bir Hristiyan olan benim Kerbela olayından ders almak istememe sebep oluyor. Herkes Yezid'in çok kötü bir Müslüman ve çok çok kötü bir lider olduğu konusunda hemfikir. O açıkça Allah'ın emirlerinin aksine davranmış ve İslam dini hükümlerini açıkça çiğnemiştir. Burada bir liderlik krizi oluşuyor ve o da bu zulüm ve isyana karşı nasıl davranılmasıdır.

 

Chris Heur Aşura olayını şöyle yorumluyor:

Peygamber'den –saa- olayın önemini bize gösteren bir hadisimiz vardır. Resulullah –saa- şöyle buyuruyor: en büyük cihat, zorba sultana karşı Hak sözü söylemektir. Her insan için en zor sorun, zalim biri karşısında teslim olmadan dik durmaktır. Hüseyin'ın –as- beyninde bu konu vardı ve o, Yezid'in kendisine biat etmesini isteyeceğine az kaldığını biliyor, fakat o, Yezid'in toplumun liderliği için tamamen liyakatsiz biri olduğunu biliyor ve burada İslami toplumu sallayan bir olay yaşanıyor. Resul-i Ekrem'in vefatından daha 50 yıl geçmezken Aşura olayı ve peygamberin torunu ve arkadaşlarına yönrlik katliam olayı yaşanıyor.

 

İrlandalı İslam bilgini ve düşünür, İmam Hüseyin'in –as- kıyamını yorumunda Aşura gecesindeki olaylara işaretle şöyle diyor:

Savaştan önceki gece, İmam Hüseyin –as- arkadaşlarını topluyor ve yarın bize saldıracaklar diyor, onların sorunları benimledir, sizler lütfen buradan gidin ve bu çölü terk edin; fakat Hüseyin'in –as- arkadaşları gitmeyeceklerini söylüyor, biz kalırız ve sizinle öldürülürüz. Burada olayın muazzam bir boyutu ile karşılaşıyoruz, eğer siz zulüm altında olan dürüst, şerefli ve soylu birisinin savunucusu olsaydınız, ne yapardınız? Canınız pahasına yanında durur muydunuz? Yoksa kendi canınızı kurtarmak için kaçar mıydınız?

Görüşler