Jun 29, 2019 23:33 Europe/Istanbul

Geçen bölümlerde Hazar denizinde petrol kirliliğinin genel durumu ve BP firmasının Hazar denizinde çevrenin korunması için kurulan hukuk düzenini umursamaması ve yine bu denizin ve çevresinin kıyı ülkeleri için öneminden söz ettik.

Bugünkü sohbetimizde İngiliz BP petrol firmasının medyaya yansıyan bazı faaliyetlerini ele almak istiyoruz. Bilindiği üzere BP’nin Hazar denizinde birçok yıkıcı faaliyetleri “ticari sır” bahanesi ileri sürülerek açıklanmıyor

Gerçi Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilileri şimdiye dek birçok kez İngiliz BP firmasını Bakü’nün petrol tesislerini ve boru hatlarını hem Hazar denizinde ve hem Azerbaycan Cumhuriyeti’nin çeşitli bölgelerinde geliştirmekte ifa ettiği rolünü takdirle karşıladılar, ancak gerçekte BP’nin Hazar denizinde varlığı çevreyi kirletmek ve tahrip etmekten başka bir getirisi olmadığı açıkça ortadadır.

Aslında BP firması Azerbaycan Cumhuriyeti ve Hazar denizinde bu konuma Bakü yönetimi ile imzaladığı petrol anlaşması sayesinde elde etti. Bu anlaşmadan Azerbaycan Cumhuriyeti medyasında ve Bakü yönetiminin resmi propagandalarında “Asrın anlaşması” şeklinde söz ediliyor.

20 Eylül 1994 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti yönetimi Hazar denizinde Azeri, Çırağ ve Güneşli sahaları olarak adlandırdığı bazı petrol sahalarından petrol çıkarmak üzere bazı petrol firmaları ile anlaşma imzaladı. Bu anlaşma söz konusu sahalardan elde edilen geliri paylaşmayı içeriyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin petrol stratejisinin temelini oluşturan ve BP firması da ana ekseni olan Asrın anlaşması 7 milyar 400 milyon dolar değerinde olup BP, Amoco, McDermott, Unocal, Lukoil, Statoil, TP (Türkiye petrolleri), Pennzoil, Ramco, Delta ve Sucar firmaları tarafından imzalandı. Bu firmalar İngiltere, Amerika, Rusya, Türkiye, Norveç, S. Arabistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti firmalarıdır.

Asrın anlaşmasında belirtildiği üzere, Azeri ve Çırağ petrol sahalarından tam olarak ve suyun 200 metre derinliğinde olan Güneşli sahasının bir bölümünden 30 yıllık bir sürede toplam 511 milyon ton petrol çıkarılması öngörülüyor. Gerçi bu anlaşmada firmalar için farklı rakamlarda hisse öngörülüyor, fakat B firması bu anlaşmada ve aslında Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin tüm petrol ve doğalgaz projelerinde temel rolü ifa ettiği anlaşılıyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi kaynaklarının raporlarına göre ilk tahminlerde Azeri, Çırağ ve Güneşli petrol sahalarından oluşan üç petrol sahasının toplam petrol hacmi 511 milyon ton olarak tahmin edilmişti, ancak daha sonraki tahminlerde bu sahaların toplam petrol hacmi 1 milyar 72 milyon ton olarak hesaplandı.

Asrın anlaşması imzalandıktan sonra Bakü yönetimi 19 ülkeden 41 firma ile toplam 26 anlaşma daha imzaladı.

14 Eylül 2017’ye gelindiğinde, Asrın anlaşmasını 2050 yılına kadar uzatma doğrultusunda Bakü’de yeni bir anlaşma imzalandı, ki bu anlaşma bir nevi sömürü döneminin petrol anlaşmalarını çağrıştırıyordu ve sonuçta BP firmasının Hazar denizindeki varlığını 2050 yılına kadar uzatarak güvence altına alıyordu.

Yeni anlaşmayı Azerbaycan Cumhuriyeti devleti, Socar, BP, Chevron, Impex, Statoil, Exxon Mobil, TP, Itochu ve Ongc Videsh firmalarının temsilcileri tarafından imzalandı.

Bakü yönetiminin firmalarla imzaladığı yeni anlaşmada, mevzu bahis petrol sahalarının hisselerinin paylaşımı yeniden gözden geçirildi ve BP firmasının faaliyetleri projenin operatörü olarak garanti edildi. Bu anlaşmada Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet petrol firması Socar’ın payı yüzde 11’den yüzde 25’e yükseltildi, ancak buna karşın BP firması Azerbaycan Cumhuriyeti’nin petrol projelerindeki eksen rolü daha da pekişti ve bu ülkede Azerbaycan Cumhuriyeti halkının derin isteği olan petrol sektörünün millileşme arzusu tamamen yok edildi.

Aralık 2018’de Azerbaycan Cumhuriyeti medyası Amerika’nın Exxon Mobil ve Chevron firmalarının Azerbaycan Cumhuriyeti petrol konsersiyumundan çekilme kararını duyurdu. Bu haber İngiliz BP firmasının Azerbaycan Cumhuriyeti’nde konumunun daha da pekiştiği anlamındaydı.

Azerbaycan Cumhuriyeti lideri İlham Aliyev, 8 Kasım 2017’de Bakü’de Haydar Aliyev Merkezi’nde Hazar denizinden 2 milyar ton petrol çıkarma başarısı dolaysıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: Ben BP firmasının Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki faaliyeti üzerine özel olarak vurgu yapmak istiyorum. BP firması bizimle işbirliği yapıyor ve birçok önemli projede bizim yanımızda rol ifa ediyor. Hazar denizinden yaklaşık 700 milyon ton petrol çıkarıldı, ki bunun 460 milyon tonu BP’nin başını çektiği konsersiyum tarafından gerçekleşti. Müsaade edin camiamız bir kez daha başta BP firması olmak üzere yabancı ortaklarımızın Azerbaycan Cumhuriyeti’nin gelişmesinde  ve ülkenin iktisadi kapasitesini takviye etmekte ne kadar rol ifa ettiklerini öğrensin. Biz ortaklarımız ve özellikle BP ile karşılık çıkar çerçevesinde işbirliği yapıyoruz.

Kuşkusuz BP firması Hazar denizinde yürüttüğü bu denli geniş faaliyetleri ile birlikte bu denizde petrol kirliliğinde de en büyük payı bulunan firmadır. Bu arada Azerbaycan Cumhuriyeti yetkililerinin bu firmayı sürekli takdir etmeleri, BP yetkililerinin elini Hazar denizinde her istediklerini yapmakta acayip bir şekilde açık bıraktığı da belirtilmelidir. Zira BP firması sırf mali çıkar uğruna Hazar denizinde eski teknolojilerini kullanıyor ve bu eski teknolojileri çevre sakıncalarını asla göz önünde bulundurmuyor. BP firmasının Hazar denizinde kullandığı teçhizat asla güncelleştirilmiyor ve uluslararası çevre standartlarını da gözetlemiyor.

İngiliz BP firması ve ortaklarının Hazar denizinde çıkardığı petrolün önemli bir bölümü deniz suyuna karışıyor ve firma oluşan petrol lekelerini gidermek üzere hiç bir girişimde bulunmuyor. Hatırlanacağı üzere BP firmasının bu çıkarcı tutumu 2010 yılında Meksika körfezinde korkunç petrol kirliliği faciasına yol açmıştı. 2010 yılında Meksika körfezinde BP firmasının faaliyet yürüttüğü bir petrol kuyusunun kazı çalışması sırasında yaşanan patlama, 2010 yılında tam üç milyon varil ham petrolün Meksika körfezinin suyuna karışmasına yol açtı ve bölgede iktisadi açıdan korkunç hasara sebebiyet verdi.

Meksika körfezinde yaşanan petrol faciası Amerika’nın Alabama, Florida, Luisiana, Misisipi ve Teksas eyaletlerini etkilediğinden bu facia uzun süre medya haberlerinin başında yer aldı. O günlerde Amerika’nın dönem başsavcısı Lorita Lintch bir açıklama yaparak, BP firması bu facianın baş sorumlusu olarak 19 milyar dolar tazminat ödeme cezasına çarptırıldığını belirtti. Bu tazminat temiz su yasası ve doğal kaynaklara verilen zarar çerçevesinde 18 yıllık bir süre içerisinde Amerika federal yönetimi ve söz konusu faciadan etkilenen beş eyaletin, yani Alabama, Florida, Luisiana, Misisipi ve Teksas eyaletlerinin yerel yönetimlerine ödenmesi gerekiyor. Amerika federal mahkemesi yargıcı BP firması ciddi müsamahakarlık ve kasıtlı hata yaparak bu faciaya yol açtığına karar verdi. Nitekim beyaz saray tarafından kurulan bir araştırma heyeti de geniş çaplı araştırmaların ardından Meksika körfezinde yaşanan 2010 yılındaki facianın önlenebilir bir facia olduğunu, ancak BP firmasının yanlış kararları faciaya yol açtığını açıkladı.

Ancak ne var ki BP firmasının Meksika körfezi ve Amerika’nın beş eyaletinin çevresine verdiği zarara gösterilen tepki hiç bir zaman bu firmanın Hazar denizinde sebebiyet verdiği çevre faciasına gösterilmedi. Zira Hazar denizinde BP firmasının bu tür zararlara yol açan faaliyetlerinden Amerika’nın eyaletleri değil, sadece Hazar denizinin kıyısında yer alan ülkeler etkileniyor.

Yine ilginçtir ki, Meksika körfezinde petrol kirliliği konusunda dünya genelinde petrol sektöründe hizmet sunan ve BP firmasına petrol platformunda açılan deliği kapatmak üzere özel çimento veren Amerika’nın Halibertone firması da tazminat ödeme cezasına çarptırıldı. Söz konusu Amerikalı firma 2010 yılında Meksika körfezinde yaşanan petrol faciası ile ilgili belgeleri imha ettiğini itiraf ederek verdiği zararı telafi etmeyi kabul ettiğini açıkladı.

Ancak Meksika körfezinde yaşanan çevre zararlarına kıyasla Hazar denizinde yaşanan durum hakkında asla gelen soru, Meksika körfezinde kullandığı teknolojiden daha zayıf ve daha eski teknolojileri Hazar denizinde kullanan BP firması acaba herhangi bir facia durumunda zarara uğrayan kıyı ülkelerine benzer tazminatı ödemeyi kabul edip etmeyeceği sorusudur. Zira ne BP ve ne de diğer Batılı petrol firmaları Hazar denizinde kıyı ülkelerine verdikleri zarar konusunda herhangi bir tazminat ödemeyi kabul etmedi. Özellikle bu faaliyetlerden en çok Hazar denizinden petrol çıkarmayan İran bu denizdeki akıntıların yönü yüzünden en çok petrol kirliliğinden etkilenen ülke konumundadır.

Bu sorudan daha önemli bir soru, neden basın toplantılarında yapılan açıklamalardan başka şimdiye kadar BP firmasının Hazar denizinde petrol kirliliğini engellemek üzere ne gibi faaliyetler yürüttüğü ile ilgili hiç bir belge ve raporun yayınlanmamasıdır. Neden BP firmasının Hazar denizini kirletmekte ifa ettiği rolü örtbas ediliyor ve bu büyük denizin sadece bazı ufak sanayi tesisleri tarafından kirletildiği ileri sürülüyor?

Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığı uzmanlarından Mirselam Kalenderov  7 Mayıs 2019’da yayımladığı raporunda şöyle diyor:

Hazar denizinin kuzey ve güney kıyılarında yapılan denetimler bu denizin çevresini ve suyunu karada faaliyet yürüten petrol firmaları ve bu firmaların tesisleri kirlettiğini gösteriyor. Burada açıkça belirtmek istiyoruz: eğer bu firmaların ve kurumların faaliyetleri bu şekilde devam edecek olursa, bu faaliyetleri durdurmak için yasal yollara başvuracağız.

Ancak bu uzmanın söylediklerine rağmen akla gelen soru, Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığının Hazar denizini kirleten baş firma olan BP firması hakkında herhangi bir yasal girişimde bulunmaya cesaret edip etmeyeceği sorusudur.

Görüşler