Jul 06, 2019 14:17 Europe/Istanbul

Hazar denizinin kıyı ülkelerinin bu denizin kirletilmesinde ne kadar payı ve rolü bulunduğu konusunda farklı görüşler ortaya atılıyor.

Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti Hazar denizi ve bu denize akan ırmakların kıyılarında en çok sanayi ve petrol faaliyetlerinde bulundukları ve bu tür sanayi ve petrol tesislerinin atıklarını Hazar denizine bıraktıkları için Hazar denizi çevresini kirletmekten sorumlu olan belli başlı ülkelerdir.

Ancak bu arada Azerbaycan Cumhuriyeti ve gerçekte İngiliz BP firması Hazar denizinde en çok petrol çıkarma faaliyetinde bulunduğu için bu denizin özellikle petrol kirliliğinde en büyük payı olan ülkedir.

Hazar denizinin çevresi Azerbaycan Cumhuriyeti’nun petrol arama ve çıkarma faaliyetleri yüzünden her gün kirlenmesinden başka, arada bir bu ülkeye ait olan petrol platformlarında yaşanan hadiseler ve çıkan yangınlar da Hazar denizinde çevre faciasını körükleyen diğer bazı gelişmelerdir. Bu tür hadiselerin bir örneği, 4 Aralık 2015 tarihinde Güneşli petrol platformunda çıkan yangındı. Bu yangın sırasında Güneşli petrol platformu yaklaşık bir ay boyunca yanmaya ve çıkardığı ham petrolü Hazar denizine akıtmaya devam etti.

Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Hazar denizinde bulunan petrol tesislerinde yaşanan ve Hazar denizinin kirlenmesine yol açan her hadisede veya yangın sırasında Bakü yönetiminin resmi yetkilileri, Hazar denizinde yaşanan hadiseyi veya yangını örtbas etmek ve inkar etmek için olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Nitekim 22 Aralık 2015’te Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığı, hatta Avrupa’nın Sentinel-1 uydusunun çektiği görüntüleri yayımlayarak, Bakü yönetimini Hazar denizinde Güneşli petrol platformunda çıkan yangını kontrol altına almakta müsamahakar davrandığı için eleştirmesine rağmen olayı inkar etmeye kalkıştı.

Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığı olayı inkar etmek amacıyla şu açıklamayı yaptı:

Hazar denizi yüzeyindeki petrol lekeleri normalden fazla değildir ve suyun yüzeyinde göze çarpan parlak ve geçici lekeler, buharlaşan gazların sıvılaşan şeklidir. Hazar denizinde 200 ila 300 kilometrekarelik petrol lekeleri ile ilgili yayımlanan korkunç rakamlar, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin petrol platformunda yaşanan hadise ile ilgisi yoktur. Hazar denizinde sadece Azerbaycan Cumhuriyeti petrol faaliyetinde bulunmuyor ve diğer bazı kıyı ülkeleri de eski sovyetler birliğinin yıpranmış teknolojilerinden petrol çıkarma faaliyetlerinde yararlanıyor ve bu yüzden Hazar denizinde sürekli petrol lekeleri görülüyor.

Ancak Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynakları bakanlığının tüm inkar çabalarına rağmen Avrupa’nın Sentinel-1 uydusunun 13 Aralık 2015 tarihinde bölgede göze çarpan petrol lekelerinden çektiği görüntüler, bu lekelerin Hazar denizi yüzeyinde 200 ila 300 kilometrekarelik bir alanı kapladığını gösteriyordu.

Aslında Azerbaycan Cumhuriyeti yetkililerinin inkar çabalarından daha da önemli olan durum, dünya petrol piyasalarında önemli bir yeri bulunan BP firmasının raporlarında Hazar denizinde petrol kirliliğine yol açtığını örtbas etmeye çalışmasıdır. Nitekim firma internet sitesinde yayımladığı raporlarında sürekli kendisini Hazar denizini kirletme suçlamasından aklamaya çalışıyor ve hatta bu firmayı Hazar denizi çevresinin koruyucu meleği gibi gösteriyor.

İngiliz BP firması Hazar denizinin çevresini ve özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti’nin petrol projelerini uygularken kıyılarını tahrip etmesini örtbas etmek için düzenli olarak “petrol projelerinin sosyal ve çevre tesirlerinin değerlendirilmesi” adı altında bir dizi program düzenliyor ve hatta Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarını bu değerlendirmelere katılmaya davet ediyor.

İngiliz BP firması, Hazar denizinde bu firma ve ortaklarının Hazar denizinin çevresini tahrip ettiğini örtbas etme eğilimi çerçevesinde internet sitesinde şu sloganı yayımlıyor:

Bizim amacımız ortaklarımızla beraber, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde tüm projelerimizde ve operasyonlarımızda sosyal ve çevre tesirlerini tam olarak yönetmektir. Bizim çevre yönetim sistemi izin belgemiz 2000 yılından itibaren ISO 14001 ile resmi kayda geçirilmiştir. Biz ortaklarımızla beraber teçhizatımızın çevre üzerindeki tesirini azami derecede azaltmak üzere detaylı değerlendirme sürecini uyguluyoruz.

Aslında İngiliz BP firması kamuoyunu nasıl etkileyebileceğini ve gerçeklerden saptırmayı çok iyi bilen bir firmadır ve kontrollü bir şekilde yürüttüğü faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini itiraf ederek kamuoyunun güvenini kazanmaya çalışıyor. Ancak gerçek şu ki, BP firması doğruları yalanlarla karıştırmak sureti ile maceranın gerçek yüzün ve firmanın Hazar denizi çevresini kirletmekte ne denli büyük payı olduğunun anlaşılmasını engelliyor.

İngiliz BP firması internet sitesinde Azerbaycan Cumhuriyeti halkı ve çevre aktivistleri için yayımladığı raporunda şu itirafta bulunuyor:

Sera gazlarının yayılması, ısı sistemi ile çalışan motorların faaliyetleri ve çıkarılamayan gazların yanması sonucunda yaşanır. 2014 yılında biz 4 milyon 67 bin ton sera gazını atmosfere karıştırdık, ki bu rakam bir önceki yıla oranla yüzde 29 artış gösteriyor. Bu artışın esas sebebi, Doğu Azeri ve Batı Azeri platformlarında yanan meşalelerde çıkan gazların yakılması ve Batı Çırağ platformundan petrol çıkarma işinin başlamış olmasının sonucudur. 2013 yılına oranla nitrik asit yayılma oranı yüzde 24 artmış ve 11 milyon 179 bin tona ulaşmıştır. Bu durum gazların yakılmasında yaşanan yüzde 19 artışın yüzündendir. Benzer bir artış sülfür oksit gazında da yaşanmıştır ki bu da tedarik çalışmalarını hızlandırmak üzere mazot yakıtının kullanılmasında yüzde 26’lık artış yüzündendir. Bu gazın atmosfere karışmasındaki artış Şahdeniz platformu ve Sengeçal terminalleri ile ilgilidir.

İngiliz BP firmasının bu raporu şöyle devam ediyor:

2014 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki BP tesislerinin meşalelerinde yakılan gazların hacmi bir önceki yıla oranla yüzde 61 artış kaydetti ve 256 bin tondan 413 bin tona yükseldi. Batı Çırağ platformunun hizmete girmesi, Merkezi Azeri platformunda yürütülen faaliyetlerin sırasında bu platformun meşalesinin faaliyete geçmesi ve diğer bazı kısıtlamalar bu artışın başlıca sebepleridir. İngiliz BP firması 2014 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’nde denize ham petrol karıştığı vakalardan altısını kaydetmiş ve beş durumda petrol sızıntısını tam olarak engellemiştir. Denize karışan ham petrolün yüzde 99.7 kadarı tamamen toplanmış ve sadece küçük miktarda petrol kazı çalışmaları yüzünden çevreye sızmıştır.

İngiliz BP firması raporunda ayrıca Hazar denizine ham petrol sızıntı vakaları ve hacmi yıldan yıla azaldığını iddia ediyor. Firmanın raporuna göre bu firma 2013 yılında Hazar denizine ham petrol karışma vakalarından 11 kadarı rapor edilmiş ve bu vakaların yüzde 95 kadarı kontrol alına alınmış ve az miktarda ham petrol deniz suyuna karışmıştır.

BP firması ayrıca çevreyi etkileyen tüm bu vakaları ve karışan ham petrolü Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti devlet petrol firması Socar’a bildirdiğini ekliyor.

İngiliz BP firması raporunda ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti’nde her türlü petrol atıklarını topladığını iddia ederek şöyle ekliyor:

2014 yılında firmamızın operasyonları sonucunda toplam 268 bin 839 ton katı atık üretilmiştir. Bu tehlikeli atıkların artış sebebi, temizlenmek ve arındırmak üzere toplanan ve gönderilen suyun yüzündedir. Bu süreçte tehlikesiz atıkların yüzde 42 kadarına denk gelen 5 bin 690 ton ve tehlikeli atıklardan yüzde 20 kadarına denk gelen 63 bin 314 ton kadarı toplanmış ve yeniden değerlendirilmiştir. 2014 yılında 69 bin 193 ton tehlikeli atıklar gömülmüştür.

İngiliz BP firması raporun devamında Hazar denizinde ve özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti kıyılarında ürettiği tehlikeli atıkları nasıl yönettiğini açıklamaya ve böylece kamuoyunu kandırmaya çalışıyor. Ancak tüm bu izahata ve gerçekte BP firmasının aklanma çabalarına karşın bağımsız çevre uzmanları, BP firmasının Hazar denizinde faaliyetlerinin genel sonucu bu denizin çevresini kirletmek ve kıyı ülkelerini faciaya sürüklemekten başka bir şey olmadığını belirtiyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti petrol sektörü çalışanlarının haklarını savunma birliği Başkanı bayan Mürvarid Kahramanlu 7 Kasım 2018 tarihinde bir internet sitesine şu açıklamada bulunuyor:

Son beş yılda İngiliz BP firmasına çevreyi kirlettiği için 1 milyon 240 bin manat ve Socar firmasına da 500 bin manat ceza kesildi. Socar firması Bakü rafineriinde teçhizatın eski olduğunu iddia ediyor. Petrol sektörü çalışanlarının haklarını savunma birliği Temmuz 2018 tarihinde havaya koyu kara duman karıştığı için sosyal paylaşım sitelerinde uyarılarda bulundu, fakat Azerbaycan Cumhuriyeti çevre ve doğal kaynaklar bakanlığının tepkisi ile karşılaştı. Bundan yaklaşık iki üç yıl önce bir köyde ve çevresindeki köylerde yaşanan kirlilik meselesi araştırıldı ve bu köylerde yaşayan üç yaşın altındaki çocuklarda tuhaf bir virüs tespit edildi. Ancak 2018’in yaz yaylarında bu kirliliğe sebebiyet veren fabrika sadece 40 bin manat ceza ödemeye çarptırıldı. Ekim ayında tekrar çevre ve doğal kaynaklar bakanlığına şikayette bulunduk. Bakanlığın tekrar Bakü rafineriine ceza kestiği doğrudur, fakat bu cezalar rafineri yöneticilerinin cebinden ödenmiyor. Aslında bu cezaların ödenip ödenmediği de belli değil. Bu konuda Azerbaycan Cumhuriyeti sağlık bakanlığı bir şeyler düşünmesi gerekiyor.

Görüşler