Aralık 07, 2019 03:46 Europe/Istanbul

Bu bölümde Amerika'nın İslam İnkılabının ikinci adım yolunda engel oluşturma stratejilerinden biri olan bölgesel koalisyonlar kurma hususunu ele alacağız.

İslam İnkılabı zaferinin kırkıcı yıldönümü kutlamalarının ardından İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei farklı siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda yol gösterici açıklamalarda bulundular. Bu açıklamaların bir kısmı dış siyaset ve uluslararası ilişkiler hususunda idi. Ayetullah Hamanei katedilen mesafeye değinerek bu alanda değerli tavsiyelerde bulundular.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslam İnkılabının İkinci Adımı başlıklı bildiride dış siyasetin ve uluslararası etkileşimin önemini hatırlatarak küresel arenada yeni olguların ve olayların gerçekleşmekte veya gerçekleşme eşiğinde olduğunu beyan ettiler.

Bu olguları genel olarak, Direnişin örnek alınarak Amerika ve Siyonizm'in sultacılığına karşı İslami uyanış hareketi, Amerika'nın Batı Asya bölgesindeki siyasetlerinin başarısızlığı ve ihanet içerisinde olan işbirlikçilerinin bölgede hezimete uğraması ve de İran İslam Cumhuriyeti'nin Batı Asya bölgesindeki güçlü siyasi duruşu ve bunun sulta düzeninde geniş yankı uyandırması olarak özetlemek mümkün.

Tabii bunlar İslam Cumhuriyeti'nin izzetinin sadece bir kısmıdır. Bu başarılar ise cihadî yönetim, şecaat ve hikmet sayesinde elde edilmiştir. Şimdi de sulta düzeni elebaşları derin bir kaygı içerisindedirler. Zaten tüm çabaları ve teklifleri de yalan dolan ve kumpaslardan ibarettir.

Bugün İran milleti cinayetkar Amerika'nın yanında bazı Avrupa devletlerini de güvenilmez ve hileci olarak addetmektedir. İran İslam Cumhuriyeti bu devletler ile arasındaki mesafeyi koruyup onlardan gelen tehditler ve tehlikeler karşısında temkinli olmalıdır. Böylece kendi milli ve devrimci değerlerini koruyacaktır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti bu değerlerden bir adım dahi geriye atmayıp onların içi boş tehditlerinden de korkmayarak milletinin ve ülkenin izzetini göz önünde bulundurarak hikmet ve maslahat dolu tavrı ile tüm sorunları çözmeye çalışıyor.  Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti Amerika ile sorunların çözülmeyeceğini zaten onlar ile müzakerenin maddi ve manevi zarar ve ziyandan başka getirisi olmayacağını da biliyor. "

İslam İnkılabı Lideri bakış açısından uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi amacı ile diplomasi alanında örnek alınacak husus, her türlü sultacılık ve sultaya boyun eğmenin kabul edilmemesidir. Zaten böyle bir yaklaşım İran milletinin uluslararası arenadaki saygınlığını ve izzetini arttırma doğrultusunda belirlenmiştir.

İranlı üniversite hocası Ebuzer Yaseri ise İslam İnkılabı zaferinin son kırk yılda azameti ve devamlılığının İslam İnkılabının İkinci Adım bildirisinde ele alındığına değinerek şöyle bir değerlendirmede de bulundu: "Devrimlerin teorisyenlerinin yanı sıra siyasetçiler ve analistler de bu büyük olayın analizini yapmaktan aciz kalmışlardır."

Yaseri değerlendirmesinin devamında şöyle diyor: "İran İslam İnkılabı zafere kavuştuğunda baba Bush,  CİA'in dönem başkanını çağırıp bu teşkilatın büyük bir bütçeye sahip olmasına rağmen neden İran'ın bir devrim eşiğinde olduğunun farkına varmadığını sordu. CİA dönem başkanı ise İran'da yaşananların tanımlanamaz olduğunu söyledi. Bu da bu olayların ve gelişmelerin öngörülebilir olmadığını ve hesaplanamaz olduğunu gösteriyor.

Ünlü çağdaş Fransız filozof  Michel Foucault ise İran'a geldiğinde yeni yeni halk devriminin ne olduğunu anladığını dile getirdi. Bu yüzden de İran İslam İnkılabının küresel bir devrim olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bu devrim dünya siyaset literatürünü bile değişikliğe uğrattı.

Bu analist bakış açısından sulta düzenin İran İslam İnkılabı ile sorunu, İran İslam Cumhuriyeti'nin sultacılığa karşı dik durup sultaya boyun eğmemesidir. Bir yandan da İran İslam İnkılabının zaferi ile medyana gelen yeni düzen ve İslami yönetim Batılı ve sultacı güçleri ciddi derecede rahatsız etmiş oldu.

İran İslami Şura Meclisi Dış Siyaset ve Milli Güvenlik Komisyonu üyesi Seyyid Hüseyin Nakavi Hüseyni ise dış ilişkiler alanında mesafelerin korunması ve sınırların belirlenmesi ile ilgili düşmanlar karşısında izzetin muhafaza edilmesine vurgu yaparak şöyle dedi: "Dünya ile ilişki kurmak bizim dış siyasetimizin ilkelerindendir. Biz müzakere ve mantıktan yanayız. Tüm dünya ile görüşmek ve işbirliği yapmak istiyoruz. Ancak bu emperyalizm karşısında sindirileceğimiz, ezileceğimiz ve teslim olacağımız anlamına gelmemektedir."

Doğal olarak tüm ülkeler ve milletlere karşı bu barışçıl ve uzlaşıcı tavrın yanı sıra bölgesel ve küresel barışın ve istikrarın inşası için gösterilen çabalar, İran İslam Cumhuriyeti dış siyasetinde eskiye göre daha fazla ilgi odağına alınmıştır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti dış siyasetinde sınırları belirlerken her daim İran milletinin izzetinin korunmasına vurgu yapmıştır.

Princeton Üniversitesi Batı Asya araştırmaları uzmanı Hüseyin Museviyan ise Lobelog sitesinde yayımladığı makalede Amerika'nın İran'a yönelik tutumu hakkında şöyle diyor: "Trump hükümeti Bercam Nükleer Anlaşmasını pekiştirmek ve de iki ülkenin ortak çıkarları için çare bulup terörizm ile mücadele etmek gibi girişimler yerine İran'ın bölgesel faaliyetlerinin hedefinin istikrarsızlaştırma olduğunu öne sürüyor. Trump Amerika'nın geçmişte İran'a karşı uyguladığı hasmâne siyasetlerin uygulanmasında  aldığı yenilgilerden ders çıkarıp bölgede fırkacılığı yayma hedefi ile  Arap müttefiklerine açık çek vermekten de sakınmalıdır. Ayrıca Trump artık İran'ı bir gerçek olarak bölge coğrafyasında kabul edip müttefiklerinden de İran dışişleri bakanının bölgesel diyalog çağrısına olumlu yanıt vermelerini istemelidir."

Trump hükümetinin İran'ın bölgede istikrarsızlık ve sulta kurmak peşinde olduğu iddiasına karşın gerçekte İran İslam Cumhuriyeti Amerika'nın bölgede yarattığı istikrarsızlıkların kurbanı olup bu müdahaleci girişimlerden dolayı ciddi güvenlik tehditleri ile karşı karşıya kalmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Amerika hükümetinin İran'a karşı siyasetleri ve davranışlarına tepki olarak şöyle bir açıklamada bulundu: "İran etkileşime dayalı siyasetlerini sürdürerek eşit ve dostane bir bakış açısına sahip ülkeler ile ilişkilerini de artıracaktır."

Muhammed Cevad Zarif Amerikalıların İran'ın tavrını ve siyasetlerini değiştirmek yönündeki talebine tepki olarak şöyle bir hatırlatmada bulundu: "İran Amerika'nın yaptırım ve tehdit girişimleri yüzünden bölgedeki siyasetlerini değiştirmeyecektir. Geçen yıllarda izlediği uzlaşmacı siyasetler sayesinde milletimize eşit ve dostane bir şekilde yaklaşan ülkeler ile ilişkilerimizi geliştireceğiz. "

Tüm bunlara rağmen halihazırda uluslararası düzendeki durum, çoğu ülkenin Amerika'nın siyasetlerine karşı olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.

Etiketler

Görüşler