Ocak 15, 2020 11:30 Europe/Istanbul

Bu bölümde İran'ın Batı'ya olan güvenmezliğinin nedenleri ve sonuçlarını konu edineceğiz.

İslam İnkılabı lideri tarafından yayımlanan İslam İnkılabının ikinci adımı başlıklı bildiri, İran'ın uluslararası ilişkilerde izzet, hikmet ve maslahat ilkelerine vurgu yapıp bir diğer ifade ile dost ve düşmanlar arasındaki sınırları belirlemiştir. 

Bu çerçevede İslam İnkılabının İkinci Adımı bildirisinde İran İslam cumhuriyeti dış siyaseti ile ilgili kriterler ve özellikler belirtilmiştir. Burada ise iki önemli nokta göze çarpmaktadır. 

İlk nokta İran İslam Cumhuriyeti dış siyasetinin düşünsel ve uygulamalı temelleridir. Bu çerçevede ilahi tevhid ilkesinden ve ilahi olmayan güçlerin nefyedilmesi ilkesinden kaynaklanan Ne Doğu Ne Batı ilkesi her daim göz önünde bulundurulmuştur. Bu temel ilke son 40 yılda İslami Uyanış hareketinin başlamasına ve de her türlü sultacılık karşısında direniş modelinin oluşmasına yol açmıştır. 

İkinci önemli nokta ise dış siyasette İran aleyhinde yapılan ve kurulan sinsi planlar ve komplolar karşısında uyanık olup bu entrikaların mahiyetini anlamaktır. İşte bu gerçeklere dayanarak İran İslam Cumhuriyeti de Amerika gibi sözünü tutmayan, hileci ve emperyalist rejimler ile müzakereyi kabul etmeyip bu ülkelere karşı güvenmemektedir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "Batılılar tağut Pehlevi Rejimine yardım ediyorlardı, ancak bu yadım kendi silahlarının satışına yapılan bir yardımdı, İran'ın petrol kaynaklarına koşulsuz şartız sulta kurmalarına ve de ülkede bulunan 60 bin kişilik askeri güç ve müsteşarların varlığına yapılan yardımdı. İslam İnkılabının zafere kavuştuğu gün çoğunlukla Tahran'da bulunan Müslümanların beytülmalını kullanan  60 bin Amerikan gücü vardı. Bunlar bir yardımda da bulunsaydı zaten kendilerine yapmış oldukları yardımlardı. Kendi ceplerini dolduruyordu. Onlardan yardım bekleyemezdik. Bu bize özel bir şey değildir. Batılılar sadece İslam Cumhuriyetine yani İran'a karşı böyle davranmıyor; hayır; onlar güçleri yettiği her ülkeye karşı böyle davranıyor. Bakın! Üç yüzyıl kadar bir sürede kolonyalizm, zayıf ülkelerin sömürülmesi yüz milyonlarca nüfusu baskı altında tutarak onları zor durumda bırakmıştır. Eskiden Amerika diye bir şey yoktu, O dönemde Avrupalılar Asya'yı Afirika'yı ve Latin Amerika'yı sömürüyorlardı. Kaynaklarını kendi lehlerine yağmalayıp götürdüler. Onların bilimsel ve teknolojik açıdan gelişmeleri yolunda engeller oluşturup onların geride kalmalarını istediler. Bu sömürgecilik olayı bize özel değildi. Emperylistlerin güçleri yettiği her ülkede yaşanıyordu. "Amerika, İran milleti hakkında büyük zulümler yapmıştır. Amerika'nın 1953 yılında Britanya iş birliği ile İran'ın yasal hükümeti lideri Muhammed Musaddık'ı darbe ile devirmesi, Saddam'ı İran aleyhinde başlattığı yıpratıcı savaşta tam olarak desteklemesi, İran halkına zarar veren ekonomik yaptırımlar uygulaması ve ayrıca terör ve şirret grupları desteklemesi ile İran'ın milli güvenliği aleyhinde girişimlerde bulunması Amerika'nın İran aleyhindeki belli başlı hasmane girişimleridir. 

Amerikalılar İslam İnkılabının zafere kavuştuğu andan beri farklı hilelerden yararlanarak İslam İnkılabını yenilgiye uğratmak istediler. Üç darbenin planlanması, 5 bölgesel ve etnik savaşın tetiklenmesi, ülke yetkililerine yönelik suikast için terör grupları ve çetelerinin kurdurulması ve desteklenmesi ayrıca sokak kaosları ve fitnelerin medyana getirilmesi, Amerika'nın İran İslam Cumhuriyet düzeni ve milletine karşı komplolarının bir parçasıdır. 

Aslında İran'ın Amerika'ya olan güvensizlik duygusu birçok tarihi gerçek ve kanıtlardan kaynaklanmaktadır. 

İran'ın yasal hükümetinin 1953'te Amerikan ve Britanya'nın desteklediği askeri güçler tarafından darbe ile devrilmesi ve kukla bir yönetimin iş başına getirilmesi, Pehlevi Rejimi hakimiyetini 25 yıl boyunca desteklemesi, İslam İnkılabı zaferinden beri devirme siyasetleri izlemesi, Saddam Rejimini İran aleyhindeki savaşta sıkı bir şekilde desteklemesi, bu savaş sırasında İran'ın petrol platformlarına yapılan saldırılara açık bir şekilde  müdahale etmesi ve İran yolcu uçağını hedef alarak onlarca İranlı'yı şehit düşürmesi, İran'a yönelik yaptırımlar çerçevesindeki baskı siyasetini devam ettirmesi, İran'ın nükleer programını kısıtlayarak ülkenin bilimsel gelişimini baltalamak istemesi, nükleer bilim adamlarına suikastler düzenlemesi, terör gruplarını desteklemesi ve devrimci ve kaos yanlısı sokak hareketlerine destek çıkması Amerika'nın İran'a yönelik olumsuz yaklaşımının tarihî örnekleridir. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei en başından beri mevcut durumda Amerika'nın iddia ettiği değişim doğrultusunda pratik ve gözle görülür bir değişimin söz konusu olmadığı için bu iddiaları hile ve aldatma planının bir parçası olarak nitelendirdiler.

Ayetullah Hamanei Hicri Şemsi 1388 yılının ilk gününde Amerika'nın eski başkanı Barack Obama'nın sözde değişim stratejisine değinerek şöyle buyurdular: "Şimdi de yeni Amerikan hükümeti İran ile müzakereye hazır olduklarını belirtiyor. Gelin geçmişi unutalım diyor. İran'a elimizi uzattık diyorlar. Peki, bu nasıl uzatılan bir eldir? Üzerinde kadife ile örtülü demir bir yumruk el uzatılmışsa bu iyi anlama gelmiyor....Onlar değişim diye bağırıyor, tamam da bu değişim nerede?.....İran milletine ait bloke ettiğiniz mal varlığını geri verdiniz mi? Zalimane yaptırımları kaldırdınız mı? Bu büyük millet ve halktan doğan yetkililer aleyhindeki karalama kampanyası ve suçlamalardan vaz geçtiniz mi? Onlar değişim diye slogan atıyor ancak pratikte bir değişimi görmek mümkün değildir....."Amerika başkanı Donald Trump'ın davranışları da Amerikan siyasetleri ile pek farklı değildir. Onun davranışları ve tavırları aslında İran'ın Amerika'ya olan güvensizliğinin Amerika'nın İran'a yönelik sultacı yaklaşımından kaynaklandığını göstermiş oldu. Bu gerçek ise tekrar tekrar siyasal ve diplomatik anlamda Amerika'nın yaklaşımları ve siyasetleri ile sahnelenmiştir. 

Almanya eski dışişleri bakanı Joschka Fischer  Donald Trump hükümetinin İran'a karşı izlediği "kaybet-kaybet siyasetini eleştirerek Syndicate projesi sitesinde yazısında şöyle bir değerlendirmede bulundu:" Düşünebileceğimiz en iyi durumda bile Trump ve danışmanlarının ne yaptıklarının farkında olmadığı anlaşılmaktadır.... Trump'ın Nükleer Anlaşmadan çekilmesi onun seçim kampanyalarındaki sözlerinden biri olduğuna rağmen asıl sorun Trump ve danışmanlarının, ortaya nelerin çıkacağını göz önünde bulundurmamalarıdır."Almanya eski dışişleri Bakanı Fischer Batı'nın İran'a karşı siyasetlerinin Pehlevi rejiminin devrilip İslam İnkılabının iş başına gelmesinden beri " evhama" dayalı olduğuna değinerek şöyle bir değerlendirmede bulundu: " Amerika liderliğindeki Batı İran'daki siyasi düzenin siyasetleri ve tavrını değiştirmek için uzun bir süreliğine ekonomik yaptırımlara sırtını yasladı. Ancak bu yaklaşım da Amerika'nın sayısız hataları gibiydi ve sonuçta İran'ın güçlenmesine yol açtı. "

Fischer İran'ın dünyanın kültürel ve siyasal alandaki 2 bin yılı aşkın tarihine değinerek Trump'ın İran'ı yok edeceğine dair tehditlerine tepki olarak şöyle dedi: "İranlılar hiçbir yere gitmeyecektir." Bu gerçekler ve süreçler ise Amerika'nın her daim İran aleyhinde komplolar kurmakta olduğunu göstermektedir. Bu yüzdendir ki İran milleti Amerika'ya hiçbir şekilde güvenmiyor. İran açısından Trump başkanlığı dönemindeki Amerika son 40 yılda olan Amerika'nın ta kendisidir. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "İran İslam Cumhuriyeti Amerika ve kimi Avrupa devletleri ile sınırlarını belirleyerek devrimci ve milli değerlerinden tek adım dahi geri atmamalı ve tehditlerinden korkmamalıdır."İran milletinin Amerika'ya karşı güvensizlik duygusunun göstergelerinde de bir değişiklik gözlenmemektedir. Ancak Amerika davranışları ve tavırlarının mahiyetini değiştirmesi halinde böyle bir değişiklik de İran milleti tavrında yaşanabilir. Doğal olarak İran halkının Amerika'ya güvensizliği  İran dış siyasetinin İkinci Adımında belirleyici bir etken olacaktır. 

Etiketler

Görüşler