Ocak 20, 2020 23:30 Europe/Istanbul

Bu bölümde İslam İnkılabının İkinci Adımındaki bilimsel gelişme ve dinamikliği konu edineceğiz.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei İslam İnkılabının ikinci adımında bilimsel ve teknolojik gelişmenin önemi hususunda şöyle buyuruyor: "Bilim, bir ülkenin izzeti ve kudretinin en belirgin aracıdır. Bilgeliğin diğer yüzü de kabiliyettir. Batı dünyası da bilimin bereketleri sayesinde iki yüz yıllık bir servet, nüfuz ve kudret birikimi yaptı. Batı, ahlakî ve inançsal temellerdeki yoksunluğuna rağmen bilim kafilesinden geri kalan ülkelere Batı hayat tarzını empoze ederek onların siyaset ve ekonomilerini de ele geçirmiştir. Ancak biz Batı gibi bilimin suiistimal edilmesini tavsiye etmiyoruz, fakat ülkenin bilim kaynakları ve pınarlarının coşmasına ısrarla vurgu yapıyoruz. "

İslam İnkılabı tüm zorluklara rağmen ümit dolu bir bakışla kalkınma ve gelişme yoluna ayak basıp tüm husumetler, komplolar karşısında direnerek "biz yapabiliriz" sloganına dayanarak İran'ın tüm alanlardaki izzeti ve gelişmesine anlam kazandırmaktadır. 

İslam İnkılabı ve bu devrimden kaynaklanan yeni düzen sıfır noktasından hareketine başlamıştır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti son on yıllarda kademeli olarak ileriye dönük büyük ve sağlam adımlar atmıştır. Bu kırk yılda parlak onur verici gelişmeler ve hayret uyandırıcı değişimler yaşanmıştır. 

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İslam İnkılabının İkinci Adımı başlıklı sohbetlerinde İslam İnkılabının bilim alanındaki gelişimleri ile ilgili şöyle buyurmuşlardır: "Her şey bizim aleyhimize idi. Bağımlılığı, yolsuzluğu, despotluğu ve darbe ürünü olması ve İran'da kendi kılıç gücü ile değil yabancıların elleri ile iktidara getirilen ilk monarşi rejimi olması itibarı ile Pehlevi rejimi de aleyhimize çalışıyordu hem de Amerika hükümeti ve diğer bazı Batı devletleri de bize karşıydı. Ülke içindeki düzensiz durum ve bilim, teknoloji, siyaset, ahlak, maneviyat ve diğer faziletlerdeki utanç verici geri kalmışlık da bizim aleyhimize idi. Bunun yanı sıra geçmişte elde edilen bir tecrübe ve katedilen bir yol da yoktu. Doğal olarak Marksist ayaklanmalar ve benzerleri İslami marifet ve imanın içinden ortaya çıkan bir devrim için örnek sayılmıyordu. Müslüman İnkılapçılar ise böyle bir durumda, modelsiz ve tecrübesiz bir şekilde her şeye başladılar. Daha sonra İslamiyet ve Cumhuriyet'in karışımı ve onun oluşması ve gelişmesinin araçları İlahi hidayet ve İmam Humeyni'nin nurani ve büyük düşüncesinden başka bir şekilde elde edilmedi. Bu ise İslam İnkılabının ilk parlayışı idi. "

İran İslam İnkılabı aslında uzun süreli bir tarihi çöküşe ve düşüşe  son verdi. Pehlevi ve Kacarlar döneminde ağır bir şekilde aşağılanan ve geri kalan İran bu İslami Devrim'in ardından hızlı bir şekilde gelişim ve kalkınma yoluna ayak bastı. Bu yolda katedilen mesafe ise İslam İnkılabının yüce ülkülerine giden onur dolu şanlı yolun sadece bir parçası sayılır. 

İran, doğal ve insani kapasite bakımından eşine benzerine az rastlanan bir ülke olmasından dolayı azim, plan ve yerli bilim ve teknolojiye dayanma sayesinde genç yeteneklerinden yararlanarak İslam İnkılabının ikinci adımında madden ve manen gelişmek için çizilen hedeflere ulaşmak yolunda bu kaynakları aktif bir şekilde kullanabilir. 

Halihazırda İran'ın 40 yaş altı genç nüfusu, ülke için çok değerli bir hazinedir. İslam İnkılabının İkinci Adımı bildirisinde İran'ın insani kapasiteleri şöyle açıklanmaktadır: "Ülkede 36 milyon kişi 15 ile 40 yaş arasında, yaklaşık 14 milyon yüksek öğrenim görmüş insan var. İran, bilim ve mühendislik dallarında mezunların sayısı bakımından dünyada ikinci sırada. Öyle gençler ki devrimci ruh ile büyümüş ve cihatçı çabalar göstermeye hazırdırlar. Öyle araştırmacı ve bilgin gençler ki bilimsel, kültürel, endüstriyel ve diğer alanlarda yaratıcı girişimlerde bulunuyorlar. İşte bunlar ülkenin büyük serveti sayılıyorlar. Hiçbir başka maddi birikim bu servet ile kıyaslanamaz."

İslam İnkılabı Rehberi İslam İnkılabının İkinci Adımı bildirisinde İran'da mevcut fırsatları hatırlatarak manevi fırsatların yanı sıra geniş çaplı büyük bir maddi fırsatlar listesinin de olduğuna vurgu yapmıştırlar. 

İran dünya nüfusunun yüzde 1'ine sahip olmasına rağmen dünya maden rezervlerinin yüzde 7'isine sahiptir. İslam İnkılabının İkinci Adım bildirisinde bu konuda şöyle yazılmaktadır: "Büyük yer altı kaynakları, ülkenin dünyanın Batı ve Doğu, Kuzey ve Güney'indeki müstesna konumu, büyük milli piyasa, 15 komşuda yaşayan 600 milyona yakın büyük bir bölgesel piyasa, uzun sahil  şeridi, türlü bostan ve tarımcılık ürünlerinin ekimine el verişli bereketli topraklar, çeşitli ve büyük ekonomi, sadece mevcut kapasitelerin bir kısmıdır. Birçok kapasiteye hala dokunulmamıştır. Söylenenlere göre İran, kullanılmamış doğal ve insani kaynaklar ve kapasiteler açısından dünyada ilk sıraya yerleşmiştir."

İşte bu kapasitelerden yola çıkarak İslam Cumhuriyeti de İkinci Adım vizyonunda, yerli bilimsel ve teknolojik alanda elde edilmiş kazanımlara ve el değmemiş kapasitelerden yararlanma hususuna odaklanmıştır. Böylece ülkenin milli ekonomi ve üretim alanındaki gelişimin hızlandırılması hedeflenmektedir. 

İslam İnkılabı Rehberi bu bileşenlere vurgu yaparak sözlerine şöyle açıklık getirmişlerdir: 

"Bilim, bir ülkenin izzeti ve kudretinin en belirgin aracıdır. Bilgeliğin diğer yüzü de kabiliyettir. Batı dünyası da bilimin bereketleri sayesinde iki yüz yıllık bir servet, nüfuz ve kudret birikimi yaptı. Batı, ahlakî ve inançsal temellerdeki yoksunluğuna rağmen bilim kafilesinden geri kalan ülkelere Batı hayat tarzını empoze ederek onların siyaset ve ekonomilerini de ele geçirmiştir. Ancak biz Batı gibi bilimin suiistimal edilmesini tavsiye etmiyoruz ama ülkenin bilim kaynakları ve pınarlarının coşmasına ısrarla vurgu yapıyoruz. Elhamdülillah milletimizin bilim ve araştırma yeteneği dünya ortalamasından daha çoktur. Şimdi de yaklaşık yirmi yıldır ülkede bilimsel bir devrim başlamıştır. Bu bilimsel hareket küresel gözlemcileri hayrete düşürecek bir hızla yani dünya bilimsel gelişme hızının 11 katı ileriye doğru yol kat etmektedir. Bizi dünyada 200 ülke arasında 16'ıncı sıraya yerleştirip küresel gözlemcileri hayrete düşüren  bilimsel ve teknolojik kazanımlarımız ve kimi yeni bilim dallarında ilk sırada yer almamız, ülkenin mali ve bilimsel olarak boykot edildiği bir sırada yaşandı. Biz düşmanların hareketine ters yönde yüzmemize rağmen büyük rekorlara ulaştık. Bu ise gece gündüz Allah'ı şükretmemizi gerektiren büyük bir nimettir." 

İran'da İmam Sadık as Üniversitesi Öğretim Üyesi Muhammed Sadık Nusret-Penah şöyle diyor: "Gençlerin bilim öğrenmesi ve onların araştırmaya yöneltilmesi alanında verilen önem, yeni İslami medeniyetin kurulmasının şifresidir. İslam İnkılabı Rehberi de İslam İnkılabının ikinci adımı bildirisinde bu hususa değinmişlerdir. Bu yüzden bu hedeflere varmak için, gençler, ülkenin asıl sermayesi olarak bilimsel başarı ve gelişimin zirvelerine ulaşmaları şart. Böylece ülke de gelişebilir ve kalkınma yönünde büyük adımlar atabilir. "

İslam İnkılabı Rehberi ülkenin genç kesimine " bilimsel cihat" hareketine katılmaları için çağrıda bulunup şöyle buyurmuşlardır: "Bendeniz, her daim üniversitelere ve akademisyenlere, araştırma merkezlerine ve araştırmacılar, sıcak, kararlı ve ciddi bir şekilde bu konuda uyarılar yapmış çağrıda bulunmuşum. Ancak genç kesimden en önemli genel isteğim daha sorumlu ve cihatçı olmalarıdır. Halihazırda ülkede bilimsel bir devrimin temel taşları yerine yerleştirilmiştir. Bu devrim nükleer alandaki gelişmeleri için şehitler bile vermiştir. Ayağa kalkın ve sizin bilimsel cihadınızdan tir tir titreyen, kötülüğünüzü isteyen kinci düşmanınızı hezimete uğratın. "

İslam İnkılabı Rehberi bu konu hakkındaki sözlerinin sonunda şöyle buyurmaktadırlar: " Muhtemelen geçenlerde olduğu gibi zor olmayan bu yolun devamı  genç ve zindelik dolu kuşağın inisiyatifi, himmeti, azmi, uyanıklığı ve çabukluğu ile getirilmelidir. "

Etiketler

Görüşler