Nisan 04, 2020 20:51 Europe/Istanbul

Hatırlanacağı üzere geçen sohbetimizde ilahi isimler ve sıfatların yüce Allah’ı tanımak için bir yol olduğunu söyledik.

Zira yüce Allah’ın zatı, erişilmezdir ve kimse O’nu tanıyamaz ve kullarının O’nu tanıması için elindekiler ise sadece ilahi isimler ve sıfatlardır.

Önceki sohbetlerimizde de belirttiğimiz gibi Esma-ül Hüsnâ’lardan her biri yüce Allah’ın bir veya birkaç özelliğine işaret ediyor ve her biri ise özel bir kemalatı anlatırken bazıları ise bir eksikliğin asla olmamasını belirtiyor. Bizim Esma-ül Hüsnâ’yı okumamızdan hedefimiz ise sadece onları dile getirmek değil, hedef söz konusu Esma-ül Hüsnâ’ya katılmak ve kendimizi o özellikle onurlandırmak ve ilahi sıfatları yansıtmaktır. 

Bilindiği üzere yüce Allah’ın bir çok imsi vardır. Cenab-ı Hakk’ın kendini Kur'an-ı Kerim’de tanıttığı bir diğer isim ise “el-Müheymin”, yani “Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan”dır. Bu ilahi ismi kavrayarak her durumda, zorluk veya sorunda yüce Allah’ın bizi koruduğunu görür, O’na tevekkül ederek yüce Allah’ın bizi koruduğunu ve O’ndan başka kimsenin bir işe yaramadığını anlarız

Kur'an-ı Kerim Haşr suresinin 23. Ayetinde şöyle buyuruyor:

O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir.

El-Müheymin, koruyan, şahit olan ve güven veren anlamındadır ve yüce Allah kendini Kur'an-ı Kerim’de bu isimle tanıtmıştır. Kullarını koruyan, onların yaptıklarını bilen Müheymin için hiçbir şey gizli değildir ve yüreklerde olan her şeyden haberdardır, hiçbir varlık ve canlı O’nun ilim ve kudreti dışında değildir. Nitekim daha önce de belirttiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim’in Haşr suresinin 23. Ayeti kerimesinde şöyle okuyoruz:

هُوَ اللَّهُ الَّذِی لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ الْمَلِکُ الْقُدُّوسُ السَّلامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَیْمِنُ

O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır.

Müheymin, yüce Allah'ın tüm mahluklara hakim ve egemen olduğu anlamındadır. Eğer dünyaya dikkatlice bakarsak, tüm kulların Allah'ın emri üzerine davrandığını görürüz. Her sabah güneşin kendi yörüngesinde en ufak bir hata olmadan doğudan doğduğu ve batıda battığını görürüz. Yaz aylarında daha sıcak ve kışta ise daha az soğuk olur. Yıldızlar denizciler ve çöl yolcularının yolunun pusulasıdır ve doğru yönleri gösterirler. İnsanın tüm organları, kulak, göz, burun ve dilden kalp ve akciğere kadar tümü yüce Allah'ın emri üzerine görevlerini yerine getiriyorlar.

Tüm yaratılış dünyası belirli bir düzende çalışıyor ve en ufak  bir hata ve sapma söz konusu değildir. Hiçbir şey tesadüf değildir. Yasin suresinin 37 ila 40. Ayetlerinde şöyle okuyoruz:

"Gece de onlar için açık bir kanıttır. Gündüzü ondan çekip alırız da karanlıkta kalıverirler.

Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

Ay için de menziller belirledik; sonunda o, hurma salkımının (ağaçta kalan) yıllanmış sapı gibi olur.

Ne güneşin aya yetişip çatması uygundur ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider."

Müheymin, hiçbir şey ondan gizli olmayan şahittir. Yüce Allah tüm kullarının davranış ve hareketlerine şahittir, ondan gizli olan tek bir fısıltı, tek bir düşünce yoktur. Her kesin rızkı ve kaderi ona bağlıdır. O'nun isteği ve emri dışında kimsenin rızkı ve ömrü zerre kadar azalmaz veya artmaz.

Müheymin ismi Haşr suresinin 23. Ayetinde Mümin adının ardından gelmiştir (المَلک القدّوس السّلام المؤمنُ المهیمنُ... ) ki bize Allah'ın kullarına huzur bahşeden ve mümin olduğunu hatırlatsın; kullarını gözetler ve onları korur, onlara çizdiği çerçeveye riayet ettiklerinde sağlıcakla kalacaklarını, çerçeveyi aştıklarında ise doğru yoldan sapacakları ve halek olacaklarını anlatsın

Bu konu Kur'an-i Kerim'de Yusuf suresinin 64. Ayetinde şöyle anlatılıyor:

فَاللَّهُ خَیْرٌ حافِظاً وَ هُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِین

… En iyi koruyucu Allah’tır. O, acıyanların en merhametlisidir.

Bu konu bize çok değerli ve önemli bir konuyu hatırlatıyor ki ona dikkat edersek hayatımızda çok etkili olacaktır, böylece her an yüce Allah'a tevekkül eder ve bizi tüm düşmanlardan koruyanın yüce Allah olduğunu biliriz.

Müheymin Kur'an-ı Kerim'in koruyucusu anlamındadır. Yüce Allah maide suresinin 48. Ayetinin bir bölümünde şöyle buyuruyor:

وَأَنزَلْنَا إِلَیکَ الْکِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَینَ یدَیهِ مِنَ الْکِتَابِ وَ مُهَیمِنًا عَلَیهِ ...

(Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik…

Bu ayete göre yüce Allah kendini Müheymin olarak tanıtıyor ve kendini, kitabının koruyucusu olarak tanıtıyor. Nitekim günümüzde Kur'an-ı Kerim 1400 yılın ardından hala hiç bir tahrif ve değişiklik olmadan elimize ulaşmıştır. Yüce Allah ayrıca eski dinlerin ilahi maarifini korumak için Kur'an-ı Kerim'in tasdik edici ve koruyucu (Müheymin) olarak belirliyor.

Öyle ise kur'an'ın bizzat koruyucu ve şahit olması gerekiyor. Maide suresinin 48. Ayetinde مُصَدِّقًا لِّمَا بَینَ یدَیهِ  "kendisinden önceki kitapları tasdik edici"den sonra مُهَیمِنًا عَلَیهِ " koruyucu olarak" tabirini getirmesi ise bu gerçeğe dayanıyor. Yani Kur'an-ı Kerim önceki kitapları da tasdik ediyor ve onlarda tahrif olanları da kendi doğru yerine tekrar koymakla onların dini gerçeklerini koruyor.

Bir diğer konu ise her peygamberin manevi şahsiyeti ve bilimsel konumunun kendi semavi kitabında tecelli etmesidir. Örneğin hz. Musa -as- Tevrat kadar ve hz. İsa -as- da İncil seviyesinde görülmüştür. Öyle ise Kur'an-ı Kerim'in önceki peygamberlerin tüm kitaplarına göre faziletleri ve kabiliyetleri ispatlanınca Hatm-i Mertebet'in –saa- önceki ilahi evliyalar ve Ulul-azm peygamberlere  faziletleri ispatlanmıştır; bu yüzden Resululah'ın –saa- da eski ilahi dinlerin "Müheymin"i ve koruyucusu olduğu sonucuna varılabilir.

İslam dünyasının büyük arif ve filozofu Muhiyddin Arabi'ye göre yüce Allah Kur'an-ı Kerim'i diğer semavi kitaplara göre Müheymin olarak nazil buyurmuştur ve bu yüzden İslam ümmetini de en iyi ümmet bilerek Kur'an-ı Kerim'i bu ümmete nazil etmiştir.

Bu yüzden Müslümanlar kıyamet gününde, önlerinde kur'an-ı kerim olarak mahşere gireceklerdir. Onlar diğer insanların önüne geçecek ve Kur'an-ı Kerim karileri de hepsinin önünde olacaktır.

Kâriler için, basamakları Kur'an-ı Kerim ayetleri kadar olan minberler vardır ve insanlar hayatlarında ayetlere göre davrandığı kadar merdivenden yükseleceklerdir. 

Bizler de bir Müslüman olarak Müheymin sıfatına bürünerek dinimizi koruyabilir, günahın din ve imanımızı zedelemesine izin vermeyebilir, başkalarının dinin geneline darbe vurmasına izin vermeyebiliriz.

Herkes kendi konumu ve elindeki imkanlara göre kendi sosyal ve dini sorumluluklarına göre davranabilir.

Resulullah –saa- şöyle buyuruyor:

"Siz insanların tümü tıpkı çoban gibisiniz; onun koyunları korumakla görevli olduğu gibi sizler de elinizin altında çalışanlara göre ağır sorumluluğunuz vardır; erkek eşini ve çocuklarını yetiştirmek ve yol göstermekle sorumludur ve kadın ise çocukları ve kocasının ehlibeytine bakmakla, ve hizmetçi de Mevla ve beyinin mallarını korumakla sorumludur; bilin ki her kesin bir sorumluluğu ve başkalarına göre görevleri vardır."

Değerli dinleyiciler bugün de bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Sizlerle vedalaşırken, İran'ın dünyaca tanınan büyük şairi Sadi Şirazi'nin "Sözü bitirmek için ellerimi duaya açıyorum, Gaffar Müheymin'in kabul etmesi umuduyla" şiirinde dediği gibi bizler de ellerimizi duaya açarak O'ndan bizlere inayette bulunup, Azimüşşan Resul'ü –saa- gibi, dininin koruyucusu olma başarısını, kıyamette yüzü ak bir şekilde ümmetinde yer alma başarısını bize bahşetmesini niyaz ediyoruz.

Etiketler

Görüşler