Nisan 04, 2020 21:06 Europe/Istanbul

Yüce Allah’ın kendini Kur'an-ı Kerim’de tanıttığı isimlerden bir diğeri yenilmeyen yegâne galip anlamında olan Aziz’dir. Aziz adı Kur'an-ı Kerim’de en az 80 kez geçmektedir.

Kur'an-ı Kerim Haşr suresinin 23. Ayetinde şöyle buyuruyor:

O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir.

 

Aziz isminin, onurlu, şerefli ve asil gibi bir çok anlamı vardır. Fakat Arap edebiyatında Aziz, sahip olduğu güç nedeni ile verdiği emrin her şeye galip gelen, yenilmeyen demektir. Yenilmemezliği ise sahip olduğu güçtendir ve gücün gereği de bilim ve ilimdir. Zira doğru bilgi ve ilimden yoksun olan güç her zaman zafere ulaşamaz. Bu yüzden Allah’ın Aziz olduğunu söylüyoruz. Başka bir ifade ile Aziz, kimseye mağlup olmayan ve iradesi her kese ve her şeye hakim olandır.

Bu dünyada her azizin izzeti, zilletle karışmıştır. Zira hiçbir varlık bağımsız değildir, tüm varlıklar bağımlı ve diğer bir varlığın esiri ve mağlubudur. Örneğin eğer birisi tüm gücü ile tüm dünya halkına sulta kurabilirse öyle ki tek bir insan bile geride kalmazsa bile aynı zamanda bir çok doğal olay aynı insana galip gelebilir. Mesela eğer birkaç saniye oksijenden mahrum kalırsa, yenilir ve ölüm ola galip gelir. Fakat zatında ve özünde asla zillet ve alçaklık olmayan tek Aziz, yüce Allah’tır.

Asrı saadette müşrikler Rasûlüllah’a –saa- eziyet edip o hazretin huzurunda putlarla övünürlerdi. Onların taciz ve eziyetleri, Rasûlüllah’ı –saa- üzecek kadar yoğundu, öyle ise yüce Allah Yunus suresinin 65. Ayetinde şöyle buyurdu:

وَ لا یَحْزُنْکَ قَوْلُهُمْ إِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِیعاً

Onların sözleri seni üzmesin. Kuşkusuz güç tamamıyla Allah’ındır; O her şeyi duymaktadır, bilmektedir.

Bu yüzden Kur'an-ı Kerim mantığında gerçek ve mükemmel izzet, sadece Allah’a mahsustur. Ayrıca hak ile batıl, Allah cephesi ve şeytan cephesi arasındaki savaşta da izzet, Allah cephesinde olanlarındır.

Aziz ayrıca eşsiz ve benzersiz olana denir, ayrıca az bulunması nedeni ile zor erişilen değerli eşyaya da söylenir. Yüce Allah Aziz’dir zira paha biçilmezdir. O Aziz’dir ve hiç bi r eşi yoktur. Aziz isminin, diğer Esma-ül Hüsnâ ile birlikte söylenmesi, anlamını daha iyi anlatıyor. Örneğin eğer el-Hamid ( Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen) ile birlikte gelirse medhedilmeye layık yüce ve şerif anlamında olur. Eğer intikam alan anlamında olan “Du-İntikam” ile birlikte gelirse yani Allah zalimlerden intikam alan ve güçlü olan anlamında olur. Her halükarda yüce Allah’ın mutlak güç ve izzet kabiliyetini gösteriyor ki onda hiçbir zillet ve yenilgi yok ve O’nun azizliği ise eşsizliğinin delilidir.

Yüce Allah Fatır suresinin 10. ayetinin bir bölümünde şöyle buyuruyor:

من کان یُریدُ العزّةَ فَلِلهِ العزةُ جمیعاً

Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir…

Bu yüzden gerçek izzet sadece yüce Allah'ın nezdindedir ve O tüm izzetlerin gerçek kaynağıdır ve hiç kimse ve hiçbir varlık ise Allah'la her hangi bir bağ kurmadan bu kemalden yararlanamaz. Bu yüzden sadece Aziz Allah'a bağlananlar gerçek izzete kavuşabilir ve Cenab-ı Hakk'ın sonsuz izzetinin bir yansıması olabilirler.

Bu yüce makama ulaşanlardan, peygamberler, ilahi evliyalar ve has müminlere değinebiliriz. Onlar ki yüce Allah Münâfikûn suresinin 8. Ayetinde haklarında

ولله العزّة و لرسوله و للمؤمنین

Halbuki asıl güç ve izzet Allah’ındır, resulünündür, müminlerindir;

Diye buyuruyor.

Bu yüzden her aziz ve izzet sahibi ise O'nun sonsuz ve engin bereketinden bu izzeti kazanıyor.

Yüce Allah'tan kaynaklanan bu gerçek izzete karşı, batında zillet ve aşağılıktan başka bir şey olmazken zahiri izzet de söz konusudur. Zahiri izzet insanın gerçek izzet kaynağı yani Allah'ı unutarak kendini aziz kılmak için mal, mevki, şöhret ve mülk gibi dünyevi şeylere sarılması ve bu geçici faktörler sayesinde güç kazanarak sürekli aziz olmak istemesidir.

 

Yüce Aziz, Kur'an-i Kerim'in Nisâ suresinin 139. Ayetinde güç ve izzet kazanmak için kendilerini şeytani güç odaklarına bağlayanlar hakkında şöyle buyuruyor:

الَّذینَ یَتَّخِذونَ الکافِرینَ أَولِیاءَ مِن دونِ المُؤمِنینَ ۚ أَیَبتَغونَ عِندَهُمُ العِزَّةَ فَإِنَّ العِزَّةَ لِلَّه

Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.

Aslında bu ayet, yaşamın tüm alanlarında, ekonomiden kültür ve siyasete kadar izzetlerini İslam düşmanları ile dostlukta aramamaları zira onların batıl hedefler peşinde olduklarını, çıkarları gereğince kendi müttefiklerini bırakarak kendi şeytani güçlerini başka yollardan temin etmeye çalıştıklarını belirtiyor. 

Aziz ismine layık olmak ve içimizde oluşturarak geliştirmemiz için ne yapılmalı? Bu soruyu Resulullah'tan –saa- bir hadis ile cevaplamak istiyoruz.

Hz. Muhammed –saa- şöyle buyuruyor: Gerçekten de sizin Allah'ınız her gün şöyle diyor: Ben Aziz'im, öyle ise dünya ve ahrette izzet isteyen her kes, Aziz'e itaat etsin.

Başka bir rivayete göre de Cenadet bin Ebi Süfyan, İmam Hasan'ın -as- bereketli ömrünün son anlarında o hazretten kendisine bir öğüt vermesini ve değerli ve etkin nasihatlerinden birini beyan etmesini istemiştir. İmam -as- şöyle buyurmuştur: "Ne zaman kabile olmadan "Aziz" olmak istersen ve hükümet gücü olmadan heybet sahibi olmak istersen, Allah'a ma'siyet zilletinin gölgesinden çık ve O'na itaat etme izzetine sığın."

Aziz olmak için Allah'a ubudiyet yolunu kat etmekten başka yol yoktur ve ubudiyet ise iki şeyde özetlenir: biri iman ve diğeri salih amel.

Yüce Allah Fâtır suresinin 10. Ayetinde gerçek izzetin kaynağına işaretle ona ulaşma yolunu da göstererek şöyle buyuruyor:

مَنْ کانَ یُریدُ الْعِزَّةَ فَلِلَّهِ الْعِزَّةُ جَمیعاً إِلَیْهِ یَصْعَدُ الْکَلِمُ الطَّیِّبُ وَ الْعَمَلُ الصَّالِحُ یَرْفَعُهُ وَ الَّذینَ یَمْکُرُونَ السَّیِّئاتِ لَهُمْ عَذابٌ شَدیدٌ وَ مَکْرُ أُولئِکَ هُوَ یَبُورُ

Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir. Güzel sözler O’na yükselir; rızâsına uygun iş ve davranışları da O yüceltir. Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur.

Bu ayet, izzet arayanın onu Allah'tan ve O'na has kullukta araması gerektiğini zira izzetin tamamıyla Allah'a ait olduğunu buyuruyor. İnançlara dayalı temiz sözler Allah'a doğru yükselir ve Allah'a yakınlaştırır ve şayeste ameller de aynı şekilde; fakat izzet sahibi olmak için çirkin hileler yapanlara ağır bir azap vardır ve onların hileleri ise etkisiz ve yok olur.

İslam dünyasının tanınan büyük âlimlerinden merhum Allame Tabatabi, el-Mizan yorumunda "Tayyip" ve "salih amel" kelimelerinin açıklamasında şöyle diyor:

"Tayyip kelimesinin maksadı, hak olan inançtır ki insan o inancı tüm amellerinin alt yapısı olarak işliyor ve salih amel de Allah tarafından kabul görünme liyakatine sahip olandır, zira kulluk ve ihlas damgası vurulmuştur ve böyle bir amel ise aslında onun Allah'a yükselmesine yardımcı olur."

Öyle ise doğru inanç ve salih amel, gerçek izzete ulaşmak için Kur'an-ı Kerim'in gösterdiği önemli iki yoldur.

Değerli dinleyiciler bugün de bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Sizden ayrılmadan önce ellerimizi semaya kaldırıyor ve yüce Allah'a yakarışta bulunarak şöyle diyoruz:

Allah'ım, sen, sana layık izzete ulaşmanın zor olduğu Aziz'sin;

Sen gönüllerin muradısın, Sen Celil ve hiçbir benzeri olmayan yeganesin ve benzerlikten münezzehsin.

Allah'ım, yüreklerimizi Senden başkasından temizle ki Sen Aziz'den başkasını görmeyelim.

Allah'ım, bizleri, yüreklerini izzetinle abat ettiğin ve canlandırdıklarınla dost ve birlikte kıl.  

Allah'ım, bizleri, müminlerin için istediğin izzete şayeste kıl.

Görüşler