Temmuz 19, 2020 13:34 Europe/Istanbul

SAD suresinin 34 ila 38. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

SAD suresinin 34 ve 35. ayetleri:

 

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَیْمَانَ وَأَلْقَیْنَا عَلَى کُرْسِیِّهِ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ (38:34)

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِی وَهَبْ لِی مُلْکًا لَا یَنْبَغِی لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِی إِنَّکَ أَنْتَ الْوَهَّابُ (38:35)

 

Yani:

Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.

 

Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.

 

Geçen bölümde yüce Allah’ın Hz. Süleyman’a -s- lütuflarından söz eden ayetlerin devamında bu ayetler ise o hazretin zorlu sınavlarından birine işaret ediyor. ancak bu sınavın macerası doğrudan Kur'an'ı Kerim ayetlerinde beyan edilmediğinden, bağlamda en muteber rivayetlere başvurarak macerayı anlatmak istiyoruz.

Hz. Süleyman çok sayıda evlat sahibi olmak ve aralarından en cesur ve en seçkin olan evladını kendisinin halefi olarak belirlemek ve böylece hükümetinin sürekliliğini sağlamak istiyordu. Ancak Hz. Süleyman bu talebi konusunda Allah tealadan gafil oldu ve bunu Allah’tan istemek ve O’na tevvekkül etmek yerine kendi istek ve iradesine güvendi. Bu yüzden Allah teala şartları Hz. Süleyman için zorlaştırdı ve sonuçta hiç bir eşi çocuk sahibi olamadı ve ancak bir eşi malul bir bebek doğurdu, ki onu da cansız bir cenaze gibi Hz. Süleyman’ın önüne attılar.

Hz. Süleyman bu manzara ile karşılaşınca birden Allah tealadan gafil olduğunu ve sırf kendi evladına gönül bağladığını ve bu yüzden yüce Allah da onu bu sınavla sınadığını farketti ve bu yüzden hemen gafleti yüzünden tevbe ederek yeniden Allah tealaya yöneldi.

Bazı rivayetlerde ise Hz. Süleyman’ın kendisi ağır bir hastalığa yakalandığını ve cansız bir beden gibi yatağına serildiğini belirtiyor.

Ayetler şöyle devam etmekte: Hz. Süleyman Allah tealadan af ve mağfiret diledikten sonra hükümetin harikulade bir durum yaşanmasını ve diğer peygamberlerin mucizeleri gibi Allah teala tarafından nübüvveti ve risaletinin delili olmasını, bu harikulade durum başka hükümetlerde yaşanmayan bir hadise olmasını ve bu açıdan onun hükümdarlığını başka hükümdarlıklardan farklı kılmasını istedi.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – İnsanları sınamak, ilahi sünnetlerden biridir ve insanın ruhunu cilalandırır ve ilahi kata daha da yakınlaşmasına vesile olur. Bu yüzden tüm insanlar ve hatta ilahi peygamberler ve evliyalar da sınanır ve hiç kimse bu sınavlardan müstesna değildir.

2 – Bazı peygamberler insanları hidayete erdirme görevinden Başkan insanlara hükmeder ve hükümdar olarak insanları yönetirdi ve bu iki durum birbiriyle çelişmezdi.

3 – Dua ederken azla yetinmemeliyiz. Biz de Hz. Süleyman gibi himmetimizi yüksek tutmalı ve Allah tealadan önemli şeyleri istemeliyiz.

 

SAD suresinin 36 ila 38. ayetleri:

 

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّیحَ تَجْرِی بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَیْثُ أَصَابَ (38:36)

وَالشَّیَاطِینَ کُلَّ بَنَّاءٍ وَغَوَّاصٍ (38:37)

وَآَخَرِینَ مُقَرَّنِینَ فِی الْأَصْفَادِ (38:38)

 

Yani:

Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

 

Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.

 

Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).

 

Bu ayetler, Hz. Süleyman’ın istekleri yüce Allah tarafından icabet edildiğini ve o hazrete ondan önce ve sonra hiç bir hükümetin sahip olamadığı özel güçler ve imkanlar verdiğini beyan ediyor. Bu özel güçler ve imkanlar ve mucizevi durumlar Hz. Süleyman’ın iktidarının ilahi ve istisna bir hükümet olduğunu gösteriyor. Rüzgarı bir merkep gibi Hz. Süleyman’ın emrine vermek, Allah tealanın o hazrete verdiği ilk muhibetti. Rüzgar Hz. Süleyman irade ettiği zaman tahtını kaldırıyor ve istediği noktaya götürüyordu. Bu özellik, günümüzde yolcu uçaklarının kısa sürede uzun mesafeleri katetmelerine benziyordu.

Allah tealanın Hz. Süleyman’a verdiği ikinci önemli muhibeti, cinleri çeşitli hizmetlerde bulunmak üzere o hazretin emrine vermesiydi. Bu ayetlere göre hatta şeytan cinler bile Hz. Süleyman’ın buyruğunun altındaydı. Bazı cinler köprü ve baraj inşaatında ve bazı cinler de denizlerde Hz. Süleyman’a hizmet ediyordu. Bazı cinler de Hz. Süleyman’ın emirlerine karşı çıkarak isyan ettiler, ki onlar da hapse atıldı ve diğer mahkumlar gibi zincirlere vuruldu.

Böylece Allah teala lütuf ve merhameti ile bir çok doğal ve insani gücü ve hatta cinlerin gücünü Hz. Süleyman’ın emrine verdi.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Cinler akıl, şuur ve uzmanlıktan yararlanır, dolaysıyla insan bazı işlerinde cinlerin yeteneklerinden yararlanabilir.

2 – Ülke yönetiminde ve özellikle önemli projeleri hayata geçirmekte uzmanlardan yararlanmak çok önemlidir.

3 – Topluma zarar veren veya sosyal düzene aykırı hareket edenler Hz. Süleyman’ın isyan eden cinlere yaptığı gibi, gözaltına alınmalı ve gerektiğinde hapse atılmalıdır.