Temmuz 19, 2020 13:36 Europe/Istanbul

SAD suresinin 44 ila 48. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

SAD suresinin 44. ayeti:

وَخُذْ بِیَدِکَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهِ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ (38:44)

Yani:

(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

 

Geçen bölümde Hz. Eyyub -s- hakkında söz ettik ve yüce Allah’ın o hazreti ağır bir hastalık ve malını ve evlatlarını elinden almakla sınadığını, fakat Hz. Eyyub her daim sabırlı davrandığını ve yüce Allah’a şükrettiğini beyan ettik.

Öte yandan Hz. Eyyub’un eşi de o hazretin hastalığı döneminde onu asla yalnız bırakmadı ve sürekli yanında oldu. Ancak bir gün hasta eşine bakmaktan iyice yorulan ve sıkılan eşi şeytanın vesvesesine kapıldı ve güya Allah teala peygamberi Eyyub’u unutmuş ve hasta eşi bu zorluklardan ve sıkıntılardan kurtulmak için Allah’tan başkasına başvurması gerektiği manasında bir söz sarf etti. Fakat Hz. Eyyub eşinin bu sözlerine çok öfkelendi ve ne zaman hastalığından kurtulacak olursa eşini cezalandırma yemini etti.

Ancak Hz. Eyyub yüce Allah’ın lütuf ve inayeti ile o ölümcül ve katlanılmaz hastalıktan kurtulunca, yaşadığı o zorlu günlerde asla yanından ayrılmayan ve büyük bir fedakarlıkla ona bakmaya devam eden eşini cezalandırmaktan vaz geçmeye karar verdi. Bu ayet ise şöyle buyurmakta:

Allah teala Eyyub’a buyurdu: Sen yemin ettiğin için şimdi yemini bozmamalısın ve böylece yemin ederken dile getirdiğin Allah’ın adının hürmetini de korumalısın. Ancak eşin affedilmeyi hakettiği için eline bir demet buğday sapını veya onun gibi bir şeyi al ve (yavaşça) eşine vur, böylece hem yeminini yerine getirmiş olursun, hem eşin bu vurmakla hiç bir acı çekmemiş olur.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Allah teala kıyamet gününde insanların iyi amelleri yüzünden kötü amellerinin cezalarını hafiflettiği gibi, bu dünyada da insanlara, başkalarını cezalandırırken, iyi amelleri varsa onu da göz önünde bulundurmayı ve verecekleri cezayı hafifletmelerini tavsiye buyurmuştur.

2 – Allah’ın adının hürmeti vardır, dolaysıyla Allah’ın adına edilen yeminler bozulmamalı ve yerine getirilmelidir.

3 – Peygamberin yakını ve akrabası olmak, yasaların uygulanmasına mani olamaz.

 

SAD suresinin 45 ila 48. ayetleri:

 

وَاذْکُرْ عِبَادَنَا إبْرَاهِیمَ وَإِسْحَاقَ وَیَعْقُوبَ أُولِی الْأَیْدِی وَالْأَبْصَارِ (38:45)

إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِکْرَى الدَّارِ (38:46)

وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَیْنَ الْأَخْیَارِ (38:47)

وَاذْکُرْ إِسْمَاعِیلَ وَالْیَسَعَ وَذَا الْکِفْلِ وَکُلٌّ مِنَ الْأَخْیَارِ (38:48)

Yani:

Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.

 

Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

 

Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.

 

İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'l-Kifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.

 

Geçmiş peygamberlerin öykülerini anlatan geçen ayetlerin devamında bu ayetler özetle altı ilahi peygamberden söz ederek şöyle buyurmakta: Onlar Allah’ın has kullarıydı ve Allah teala da onları her türlü günahtan ve iç kötülüklerden arındırarak ihlasın en yüksek derecelerine nail buyurdu.

Bu ayetlerde işaret edilen ilahi peygamberlerin ilk özellikleri, Allah tealaya kulluk etmeleridir. Yani peygamberler Allah tealaya kulluk ettikleri için bu makama nail olmuştur. Bu insanlar sadece Allah tealaya ibadet etmek ve O’na tapmakta değil, hayatın tüm boyutlarında gerçek manada yüce Allah’a teslim olan kullardı. Oysa sıradan insanlar yaşamları boyunca her daim kendi heva ve hevesleri ve istekleri peşindedir ve eğer isteklerine aykırı bir işi yapmak zorunda kalacak olurlarsa da, bunu büyük bir ikrah ve rahatsızlıkla yaparlar. Oysa ilahi insanlar her daim Allah tealanın buyruklarını kendi isteklerine tercih eder ve büyük bir şevkle ilahi istekleri yerine getirir ve bununla övünürler.

Doğal olarak böyle bir makama nail olmak için büyük çaba ve cihat ve zorluklara katlanmak gerekir. Nitekim ancak bu tür insanlar risalet makamına kavuşabilir ve Allah teala da peygamberlerini ancak has ve iyi ve kulları arasından seçmiştir.

Kulluktan başka, yüce Allah peygamberin ilim ve basiret özelliklerini de gözetlemiştir. Görevini tam olarak idrak etmek için güçlü bakış ve basirete sahip olmak, eldeki imkanları ve kabiliyetleri hedefleri gerçekleştirme uğrunda harcamak, ilahi insanların bir başka özelliğidir.

Bu ayetler ayrıca kıyamet gününü anmaya ve insanların ihlaslı olmaları ve her türlü dünyevi bağları koparma üzerindeki etkilerine vurgu yapıyor. Bu ayetlerde ayrıca iki kez peygamberlerin hayırlı ve iyi insanlardan olduklarına işaret ediliyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin öykülerini öğrenmek ve ilahi insanları takdir etmek, Kur'an'ı Kerim’in insanları geliştirme ve yetiştirme uğruna kullandığı yöntemlerden biridir.

2 – Peygamberlerin tüm erdemlerinin kaynağı, Allah’a kulluk etmektir. Bu yüzden Allah’ın has kulu olmaya, peygamberlerin diğer erdemlerinden önce işaret edilmiştir. Bir başka ifade ile, peygamberler Allah’a kulluk ettikleri için bu yüce mevkiye ulaşmıştır.

3 – Dünyataleplikten uzak durmak ve sürekli ahireti gözetlemek, insanların ihlaslı olmaları ve dünyevi kötülüklerden arınmalarına zemin oluşturur ve basiretlerini arttırır.