Temmuz 19, 2020 13:37 Europe/Istanbul

SAD suresinin 67 ila 74. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

SAD suresinin 67 ila 70. ayetleri:

 

قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِیمٌ (38:67)

أَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ (38:68)

مَا کَانَ لِیَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَإِ الْأَعْلَى إِذْ یَخْتَصِمُونَ (38:69)

إِنْ یُوحَى إِلَیَّ إِلَّا أَنَّمَا أَنَا نَذِیرٌ مُبِینٌ (38:70)

 

Yani:

De ki: "Bu, bir büyük haberdir."

 

"Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

 

"Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"

 

"Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."

 

Bundan önceki bir kaç bölümde ele alınan ayetler cennet ve cehennemden ve bu iki mekanın sakinlerinin durumundan söz ediyordu. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:

Tüm bunlar gaybi işlerdir ve vahiy yolundan başka hiç bir türlü onları bilmek mümkün değildir ve bu vahiy İslam Peygamberi’ne nazil olduktan sonra yazılı olarak Kur'an'ı Kerim çerçevesinde insanlara sunulmuştur.

Ayetler en başta şöyle buyurmakta:

Ey peygamber, de ki: Bu Kur'an büyük bir haberdir, fakat sizler Allah tealaya karşı küfür yüzünden ona yüz çevirdiniz ve benim söylediklerimi dinlemek ve üzerinde düşünmek istemediniz. Oysa ben bu sözleri kendimden söylemiyorum; bu sözlerin tümü bana vahiy yoluyla nazil olmuştur ve ben, sizi geleceğiniz ve kaşılaşacağınız konuların hakkında uyarmakla görevliyim. Benim kendimden gaybi ilmim yoktur ve Allah teala bana vahiy ettiklerinin dışında sizin gibi gaybi işlerden haberim yoktur. Nitekim Adem yaratıldığında meleklerin tartışmasından haberim yoktu ve Allah teala beni haberdar etti.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İnançla ilgili konularda halkın benimsemesi veya reddetmesi, bir düşüncenin veya inancı haklı veya batıl olduğunun işareti olamaz.

2 – Peygamberlerin gaybi işlerle ilgili bilgi kaynağı, ilahi vahiydir. Kuşkusuz peygamberlerin gaybi işlerle ilgili ilim ve bilgileri mutlak değildir ve ancak Allah tealanın onlara vahiy ettiği kadardır.

 

SAD suresinin 71 ve 72. ayetleri:

 

إِذْ قَالَ رَبُّکَ لِلْمَلَائِکَةِ إِنِّی خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ طِینٍ (38:71)

فَإِذَا سَوَّیْتُهُ وَنَفَخْتُ فِیهِ مِنْ رُوحِی فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِینَ (38:72)

 

Yani:

Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."

 

"Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."

 

Önceki ayetlerde meleklerin önemli bir konuyu tartıştıklarına işaret edildikten sonra bu ayetler, tartışılan konu, Hz. Adem’in yaratılışı ile ilgili olduğunu beyan ediyor. Macera ise şöyle gelişiyor:

Allah teala Adem’i yaratırken konuyu meleklerine anlattı ve onlara şöyle buyurdu: Ben sudan ve topraktan yeni bir mahluk yaratmak istiyorum. Bu mahluk diğer canlılardan ve hayvanlardan temelli farklıdır, zira ona kendi ruhumdan üfüreceğim. Dolaysıyla sizler bu yeni mahlukun önünde secde etmeli ve onun üstünlüğünü kabul etmelisiniz.

İnsan cismi sudan ve topraktan olduğu kesin bir konudur, zira vücudu şekillendiren tüm gıda maddeleri, doğrudan veya dolaylı olarak sudan beslenen ve toprakta yetişen bitkilerden oluşuyor. Ancak insan ruhunun ilahi ruhun bir parçası olduğu gerçeği bu mahlukun kerametini ve varlık aleminde özel konumunu gösteriyor. Zira insan, Allah tealanın ona emanet ettiği çok önemli bir emaneti taşıyor.

Burada insana ilahi ruh üflenmesinden maksat, yüce Allah’tan bir şeylerin kopup insana eklendiği değildir. İlahi ruhun üflenmiş olmasından maksat, insan ruhunun topraktan aleme değil de, yukarı aleme ait olduğudur. Bir başka ifade ile, insanlara beşerin ancak kaldırabileceği düzeyde ilahi sıfatlardan bağışlanmıştır. Örneğin Allah teala insanoğluna beşeri ölçeklerle sınırlı düzeyde ilim, güç, rahmet ve irade vermiştir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Melekler insandan önce yaratılmıştır. Zira Kur'an'ı Kerim’de Allah teala insandan önce meleklerle sohbet ettiği buyrulmuştur. Ancak liyakat ve şayestelik daha önemli olduğundan, insanoğlu meleklerden üstündür.

2 – İnsan iki boyutlu bir mahluktur; maddi boyut ve manevi boyut. İnsan cismi özellikleri yüzünden değil, asıl ilahi ruhu sayesinde meleklerin secdesi ile karşılaştı.

3 – Allah izin vermediği müddetçe O’ndan başkasına secde etmek caiz değildir. Adem’e secde Allah’ın emri üzerine olduğundan, Adem’e kulluk etmek değil, Allah’a kulluk etmektir.

 

SAD suresinin 73 ve 74. ayetleri:

 

فَسَجَدَ الْمَلَائِکَةُ کُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ (38:73)

إِلَّا إِبْلِیسَ اسْتَکْبَرَ وَکَانَ مِنَ الْکَافِرِینَ (38:74)

 

Yani:

Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.

 

Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

 

Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre, melekler itaatkar mahluklardır ve asla Allah tealanın emirlerine karşı gelmezler. Bu yüzden Allah teala Adem’e secde edilmesine emreder etmez, meleklerin tümü Adem’e secde ederek Allah tealanın emrine itaat ettiler. Ancak yüce Allah’ın emrine itaat etmeyen tek kişi iblis oldu. İblis kibir ve bencilliği yüzünden insana secde etmeyi reddetti. Zira iblis kendini insandan daha üstün ve daha yüce biliyordu. Ancak iblisin bu isyanı, elde ettiği yüce mevkiyi kaybetmesine ve düşerek isyan eden kafirlerin arasına katılmasına sebebiyet verdi.

Kuşkusuz eğer iblis de meleklerin cinsinden olsaydı, itaatsizlik edemezdi. Nitekim bu itaatsizliği onun meleklerin cinsinden olmadığını gösteriyor, nitekim Kur'an'ı Kerim’in başka ayetlerinde de iblisin aslında cinlerin cinsinden olduğu belirtiliyor. Cinler insanlar gibi isyan edebiliyor. Yine rivayetlere göre iblis yüce Allah’a sürekli ibadet ve itaat ettiği için meleklerin arasında kabul edilmişti ve bu yüzden yüce Allah’ın insana secde edilmesi yönündeki emrine de muhatap oldu.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Kibir ve gurur, insanın, hatta bir ömür dürüst yaşamış olmasına karşın, düşmesine sebebiyet verebilir.

2 – İyilerden biri olmak veya iyilerin arasında bulunmak tek başına kurtuluş sebebi olamaz. Herkes gerçek anlamda iyi olması gerekir ve ancak bu şekilde kurtuluşa erebilir.

3 – Nice peygamberlerin ve evliyaların evlatları hak yolundan sapmış ve fesat bataklığına yuvarlanmıştır.