Temmuz 19, 2020 13:39 Europe/Istanbul

SAD suresinin 79 ila 83. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

SAD suresinin 79 ila 81. ayetleri:

 

قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِی إِلَى یَوْمِ یُبْعَثُونَ (38:79)

قَالَ فَإِنَّکَ مِنَ 80)

إِلَى یَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ (38:81)

Yani:

İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.

 

Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.

 

Geçen bölümlerde iblis yüce Allah’ın Adem’e secde etme konusunda emrine itaatsizlik ettiğini anlattık. Ancak iblis’in tek sorunu sadece Adem’e secde etmek değildi. İblis yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duymak ve tevbe etmek bir yana, bir de Adem’den üstün olduğunu ispat etmeye kalkıştı ve hatasını haklı göstermek istedi. Bu yüzden Allah teala onu meleklerin arasından ve ilahi kattan kovdu.

Bu ayetler ise şöyle buyurmakta: şeytan ilahi kattan atılınca Allah’tan kıyamet gününe dek mühlet istedi ve o zamana kadar ömrünün uzatılmasını talep etti. Ancak şeytan bu mühleti de yaptığı yanlış hareketi telafi etmek için istememişti. Şeytan bu mühleti kıyamet gününe kadar insanları saptırmak ve böylece onlardan intikamını almak için istemişti. Gerçekte iblisin bir başka hatası, kendisini suçlu bilmek yerine insanı suçlu bilmekti. İblis, Adem ilahi kattan kovulmasına sebep olduğuna inanıyordu.

Yüce Allah ise ilahi hikmeti gereği iblisin mühlet talebini kabul etti, fakat kıyamet gününe dek olmasını reddetti ve ancak kendisi maslahat bildiği zamana kadar ona mühlet verdi. Bu süre insanların yeryüzünde hayatının sonu olabilir, ya da son ilahi hüccet Hz. Mehdi -s- yeryüzünde hakimiyetini kurduğu güne kadar olabilir, ya da bir tek Allah tealanın bildiği bir başka güne kadar olabilir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İblisin kibri, Allah tealadan af dilemek yerine intikam almak için mühlet talep etmesine sebebiyet verdi.

2 – Allah teala için bazı mahluklarına istediği kadar uzun ömür vermek kolaydır. Yüce Allah ister iyi ister kötü, istediğine maslahat icabı uzun ömür verebilir.

3 – İblisin sorunu Allah’ı veya kıyamet gününü tanımamak değildi. İblisin sorunu ve sapmasının kökleri kibirli ve kendini üstün görmesine uzanıyordu. Bu psikoloji iblisin Allah’ın emirlerine karşı çıkması ve itaatsizlik etmesine yol açtı.

 

SAD suresinin 82 ve 83. ayetleri:

 

قَالَ فَبِعِزَّتِکَ لَأُغْوِیَنَّهُمْ أَجْمَعِینَ (38:82)

إِلَّا عِبَادَکَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِینَ (38:83)

Yani:

İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."

 

"Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.

 

 

Biraz önce, şeytan Allah tealadan uzun ömür istediğini ve yüce Allah da ona ancak kendisi bildiği belli bir zamana kadar süre tanıdığını anlattık. Ancak Allah şeytana mühlet tanıdıktan sonra şeytan mühlet istemekten maksadı, kendisini ıslah etmek ve geçmişteki hatasını telafi etmek değil de, beşeri kandırmak ve doğru yoldan saptırmak olduğu yönünde yemin etti.

Burada ilginçtir ki şeytan beşeri kandırmak üzere Allah tealanın izzeti üzerine yemin ediyor. Bu arada iblisin tüm insanları saptırabileceğini iddia etmesi de onun Allah teala karşısında kibirli oluşunun doruk noktasını ve aynı zamanda insanları zayıf ve aciz mahluklar saydığını gösteriyor. Oysa Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre, ancak şeytana uyanlar doğru yoldan sapabilir ve şeytan hiç kimseyi zorla saptıramaz veya kendisini izlemeye zorlayamaz. Zira insanlar hürdür ve şeytan vesveselerine karşı direnebilir. Nitekim Sebe suresinin 20. ayeti de mümin kullar şeytana uymadıklarını beyan ediyor. Buna göre şeytanın kendisi de tüm insanları saptıracağını iddia ettikten sonra, Allah’ın ihlaslı kulları bu durumdan müstesna olduğunu ve onları asla saptıramayacağını belirtiyor.

Doğal olarak enbiya ve masum imamlar Allah’ın ihlaslı kullarıdır. Onlar her türlü günahtan ve hatadan arınmış ve dinin tabiri ile masumdur. Başka insanlar da ihlaslı oldukları ve dünyaya daha az gönül bağladıkları kadar şeytan vesveselerinden korunabilir.

Allah tealanın şeytana insanları saptırmak üzere mühlet tanıma hikmeti hakkında çeşitli görüşler gündeme getirilmiştir. Ancak genel kanaate göre Allah teala insanı hür irade sahibi olan bir mahluk olarak yarattı ve buna göre önünde çeşitli yolların bulunması ve sonuçta kendi iradesi ile en doğru olanı seçmesi gerekiyor. Öte yandan Allah teala kulları kemale ermelerini istiyor. Ancak kemale ermek için çaba harcamak ve direnmek şarttır. Yani bilimsel açıdan gelişmek ve zirveye ulaşmak için rahata düşkünlükten el çekmek ve bazı zorluklara katlanmak gerektiği gibi, manevi gelişme için de asi nefsin isteklerine karşı direnmek şarttır. Bu arada şeytan vesveseleri sürekli nefsani heva ve hevesleri tahrik etmeye çalışır. Kuşkusuz nefsi zayıf olan bazı insanlar şeytan vesveselerine karşı teslim olur ve hatta bazıları doğrudan onun saflarına katılır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İnsan yaşamı boyunca her daim şeytan vesvesesi ile karşı karşıyadır ve hiç bir zaman kendini bu tehlikeden korunmuş bilmemelidir. Zira iblis tüm insanları saptırmak üzere yemin etmiştir.

2 – Bazen küçük bir günah, daha büyük günahlara zemin oluşturur. Şeytan bir günah işledi, ki o da Adem’e secde etmemekti, fakat bu günah daha büyük bir günaha zemin oluşturdu, ki o da insanları tarih boyunca vesvese edip doğru yoldan saptırmaktı.

3 – Gönülleri Allah’tan başkasından arındırmak ve amelde ihlas, iblisin tuzaklarından korunma şartıdır ve insanı şeytan vesveselerine karşı dokunulmaz yapar.