Temmuz 19, 2020 13:39 Europe/Istanbul

SAD suresinin 84 ila 88. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

SAD suresinin 84 ve 85. ayetleri:

 

قَالَ فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ أَقُولُ (84)

لأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنْکَ وَمِمَّنْ تَبِعَکَ مِنْهُمْ أَجْمَعِینَ (85)

 

Yani:

Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim."

"Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."

 

Geçen bölümde, iblis ilahi kattan kovulduğunda, yaşadığı müddetçe insanları saptırma ve onlardan intikamını alma yemini ettiğini anlattık. Bu ayetlerde ise yüce Allah iblise şöyle buyuruyor: Hak olan şu ki ancak seni izleyen ve senin vesveselerine kanan kişiler doğru yoldan sapar. Onlar da kıyamet gününde seninle birlikte cehenneme girecektir. Ancak aklı ve ilahi pak fıtratına dayanarak senin vesveselerine kanmayan ve seni izlemek yerine ilahi peygamberleri ve onların Hak tealimlerini izleyenler kıyamet gününde seninle birlikte olmayacak ve cehennemden kurtulacaktır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Allah teala hem kendisi Haktır, hem sözü Haktır ve esasen her şey hak oluşunu Allah’tan kazanır.

2 – Kıyamet gününde herkes fikri önderi ile birlikte mahşur olur; iyiler iyilerle, kötüler de kötülerle.

 

SAD suresinin 86 ila 88. ayetleri:

 

قُلْ مَا أَسْأَلُکُمْ عَلَیْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَکَلِّفِینَ (86)

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِکْرٌ لِلْعَالَمِینَ (87)

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِینٍ (88)

 

Yani:

Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum."

 

"O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "

 

"Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."

 

Bu ayetler SAD suresinin son ayetleridir ve İslam Peygamberi’nin -s- biseti ve Kur'an'ı Kerim’in kendisine nazil olmasının hedefi bağlamında bir kaç önemli noktaya işaret eder. Bu ayetlerle göre, maddi ve dünyevi çıkarlar ve tamahlar çerçevesinde nübüvvet iddiasında bulunan sahte peygamberlerin aksine, tüm ilahi peygamberler ve en başlarında İslam Peygamberi -s- açıkça insanlardan hiç bir beklentileri olmadığını, onların ne sözlü takdir ve teşekkür beklediklerini ne de maddi manevi mükafat veya mal mevki istediklerini ilan ediyor.

İlahi peygamberler kendilerini sadece ilahi mesajı tebliğ etmekle yükümlü olan insanlar şeklinde tanıtıyor ve gönderilen ilahi mesajların muhtevasına asla karışmadıklarını belirtiyor. Bu ise, bazılarının peygamberler iyi insanlarda ve iyi amelleri Allah’ın adına insanlara tebliğ ettikleri ve sonuçta insanları iyi amellere teşvik ettikleri yönündeki iddialarını çürütmektedir.

Gerçekte ilahi peygamberlerin söz ve amelleri yaşadıkları toplumda hatta muhalifleri bile onların yaşamında en ufak kusur ve sapma bulamayacakları düzeyde tertemizdi, yoksa muhalifler en ufak kusur veya hatada onlara karşı propaganda yapmaya başlayacakları kesindi. İlahi peygamberler asla maddi menfaat peşinde olmadılar ve Allah’ın dinini tebliğ etme uğruna birçok acıya ve eziyete katlandılar ve hatta bu uğurda canını bile feda ettiler.

Bu ayetler ise şöyle buyurmakta: İlahi peygamberlerin ve kitapların amacı insanları gafletten ve karanlıktan kurtarmaktı. Bu gafletler dünyevi işlerin yüzündendir ve insanların ölümden ve kıyamet gününden gafil olmalarına ve hatta Hakkı inkar ederek küfür ve şirke sapmalarına sebebiyet verir.

SAD suresinin son ayeti ise muhaliflere hitap ederek şöyle buyurmakta: Eğer Hak söze iman etmiyor ve ciddiye almıyorsanız, bilin ki pek yakında hakkaniyetini idrak edeceksiniz, fakat o gün artık iman etmek size faydası olmaz, zira geçmişinizi telafi edemezsiniz.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Dini tebliğ eden insanlar geçmişte yaşamış ilahi peygamberler gibi insanlardan hiç bir maddi beklentileri olmamalıdır. Bu şart onların Hak mesajını iletmekte başarılı olma sırrıdır.

2 – Sözde ve amelde kibirli davranmak, dini tebliğ etmekte başarılı olmayı engeller. Dini sade, açık ve anlaşılır bir dille beyan etmeli ve anlatmalıyız. Aksi takdirde insanların dinden usandırmış oluruz.

3 – İslam Peygamberi -s- ve Kur'an'ı Kerim risaleti evrensel ve ulusların ötesindedir. İslam Peygamberi -s- sadece Arap kavmine veya o hazretle çağdaş olan insanlara ait değildir.

4 – Kur'an'ı Kerim insanları nasihat eden ve uyanmalarına vesile olan kitaptır.

5 - İslam Peygamberi -s- ve Kur'an'ı Kerim’in hakkaniyeti gelecekte belli olacaktır, gerçi bugün bazıları bu değerli tealimlere inanmayabilir.