Mart 07, 2021 11:11 Europe/Istanbul

Zümer suresinin 64 ila 70. syetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ZÜMER suresinin 64 ila 66. ayetleri:

 

قُلْ أَفَغَیْرَ اللَّهِ تَأْمُرُونِّی أَعْبُدُ أَیُّهَا الْجَاهِلُونَ (39:64)

وَلَقَدْ أُوحِیَ إِلَیْکَ وَإِلَى الَّذِینَ مِنْ قَبْلِکَ لَئِنْ أَشْرَکْتَ لَیَحْبَطَنَّ عَمَلُکَ وَلَتَکُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِینَ (39:65)

بَلِ اللَّهَ فَاعْبُدْ وَکُنْ مِنَ الشَّاکِرِینَ (39:66)

 

Yani:

De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?

 

(Resûlüm!) Şüphesiz sana da senden öncekilere de şöyle vahyolunmuştur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!

 

Hayır! Yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.

 

Geçen bölümlerde tevhit ve şirkten söz edilmişti. Bu ayetler ise konunun devamında şöyle buyurmakta:

Müşrikler ve putperestler türlü bahaneleri ileri sürerek İslam Peygamberi’ni -s- onların taptıkları putlara saygı duyma ve bu cansız nesnelere ibadet etme konusunda ikna etmeye çalışıyordu. Müşrikler ve putperestler Allah Resulü’ne -s- şöyle diyordu: Biz senin Rabbine namaz kılmaya ve secde etmeye hazırız, ama sen de bizim putlara secde etmelisin.

Allah teala bu ayetlerde sert bir ifade ile müşriklerin ve putperestlerin bu talebine şöyle tepki veriyor:

Bu tür sözler ve yersiz talepler onların cahilliğinden kaynaklanır. Zira nasıl insanları tevhide ve yegane Allah’a tapmaya ve şirk ve putperestlikten uzak durmaya davet etmek üzere gönderilen bir peygamber, müşriklerin cezbetmek için onların putlarına saygı gösterebilir?

Ayetler şöyle devam etmekte:

Ey peygamber, onlara de ki, ben yalnız yegane Allah’a taparım ve kesinlikle sizin putların önünde eğilmem, zira tevhit ve şirk konusu asla pazarlık konusu olamaz ve kim şirke yönelecek olursa tüm iyi amelleri batıl ve heba olur. Kuşkusuz eğer böyle biri Allah’ın peygamberi olursa cezası çok daha ağır ve sert olur, zira bu hareketi başkalarının doğru yoldan sapmalarına sebep olur.

Kuşkusuz amellerin kabul şartı, tevhit ilkesine inanmaktır ve bu olmadan kulların hiç bir ameli kabul olmaz. Nitekim şirk, insanların tüm iyi amellerini ve onları bekleyen mükafatları yok eder. Zira şirk insanın amellerini yakan yakıcı bir ateş gibidir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Allah’tan başka her şeye tapmak, velev ki insan görecede çok bilge ve alim gözükse bile, insanın cahillik ve akılsızlık işaretidir.

2 – Tevhit meselesi, iman ehli olanların kırmızı çizgisidir ve hiç bir koşul altında pazarlık konusu olamaz.

3 – Düşmanlar, sıradan insanlar hele dursun, hatta peygamberleri bile saptırmaya çalışırlar.

4 – Allah tealaya ibadet etmek, nimetlerine şükretmektir.

 

ZÜMER suresinin 67. ayeti:

 

وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِیعًا قَبْضَتُهُ یَوْمَ الْقِیَامَةِ وَالسَّماوَاتُ مَطْوِیَّاتٌ بِیَمِینِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا یُشْرِکُونَ (39:67)

 

Yani:

Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.

 

Önceki ayetlerin devamında bu ayet şöyle buyurmakta:

Allah Resulü’ne bu tür haksız önerilerde bulunan ve ondan putlarına saygı göstermesini isteyen müşrikler gerçekte Allah’ın konumunu tanıyamamıştır ve bu yüzden mukaddes adını putlarla aynı seviyeye düşürmeye çalışmıştır.

Gerçekte şirkin başlıca kaynağı, Allah tealaya yönelik doğru marifete kavuşmamış olmaktır. Oysa Allah teala tüm mahlukları yaratan yegane Allah’tır. Alemlerin tedbiri Allah’ın elindedir ve tüm mahluklar bekaları için O’na muhtaçtır. Nitekim kıyamet günü gelince tüm mahluklar yeniden diriler ve amellerinin hesabını vermek zorundadır.

Bir başka ifade ile, kıyamet gününde yüce Allah’ın bir tek fermanı ile yerde ve göklerde hiç bir mahluk hayatta kalmaz ve hepsi ölür. Nitekim yüce Allah’ın ikinci fermanı ile tüm ölüler yeniden dirilir ve kıyamet mahkemesinin önüne çıkar. Doğal olarak Allah teala istediği herkesi ölümden müstesna edebilir, nitekim Cebrail İsrafil ve Mikail gibi bazı melekler bu durumdan müstesna olabilir.

Kıyamet gününde tüm insanlar yeniden dirildiği zaman yeryüzü ilahi nurla aydınlanır ve hakikat nuru hiç bir şey inkar edilemeyecek şekilde her tarafı aydınlatır. O günde ttüm perdeler aralanır ve insanların hayır ve şer olmak üzere tüm amelleri aşikar olur, öyle ki insanın gözü önünde hiç bir perde kalmaz ve ilahi nur her şeyi aşikar eder. O günde herkesin amel mektubu önüne koyulur ve amellerinin hesabına bakılır. Amel mektubu her insanın irili ufaklı tüm amellerini içermektedir. O günde peygamberler ve şahitler çağrılır ve insanların hakkında hak temelinde karar verilir ve hiç kimseye zulmedilmez.

Kuşkusuz Allah tealanın başında bulunduğu ve peygamberler ve adil şahitlerin yer aldığı kıyamet mahkemesinde hiç kimse hakkında adalet dışında karar verilmez. Bu mahkemede zerre kadar zulüm yoktur ve herkes amellerine göre hiç eksiksiz veya fazladan bir durum söz konusu olmaksızın yargılanır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Şirk, Allah’a yönelik nankörlük işareti ve O’nun güç ve ilmini gözardı etmektir.

2 – Onca azameti olan gökyüzü, yaratanı olan yüce Allah’ın gücü karşısında bir hiç kadar sayılır ve adeta yüce Allah’ın elinde dürülmüştür.

 

ZÜMER suresinin 68 ila 70. ayetleri:

 

وَنُفِخَ فِی الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِی السَّمَاوَاتِ وَمَنْ فِی الْأَرْضِ إِلَّا مَنْ شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ نُفِخَ فِیهِ أُخْرَى فَإِذَا هُمْ قِیَامٌ یَنْظُرُونَ (39:68)

وَأَشْرَقَتِ الْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْکِتَابُ وَجِیءَ بِالنَّبِیِّینَ وَالشُّهَدَاءِ وَقُضِیَ بَیْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا یُظْلَمُونَ (39:69)

وَوُفِّیَتْ کُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا یَفْعَلُونَ (39:70)

 

Yani:

Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!

 

Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydınlanır, kitap konulur, peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.

 

Herkes ne yaptıysa, karşılığı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.

 

Bundan önceki ayetlerde yüce Allah’ın kıyamet gününde gücü zikredildikten sonra bu ayetler dünyanın sonu ve kıyametin başlangıcından söz ederek şöyle buyurmakta:

Semavi korkunç bir sesle beraber tüm mahluklar ölür ve bir süre sonra yeni bir sesin duyulması ile beraber hepsi yeniden dirilir ve ayağa kalkarak amellerinin hesabına bakılmasını bekler.

Bir başka ifade ile, yüce Allah’ın bir tek fermanı ve bir tek iradesinden sonra yerde ve gökte tek bir canlı kalmaz ve hepsi ölür ve yine ilahi yeni bir iradenin ardından tüm ölüler yeniden dirilerek kıyamet mahkemesinin önüne çıkar. Doğal olarak Allah teala kimi irade ederse bu toplu ölümden müstesna edebilir, nitekim Cebrail, İsrafil ve Mikail gibi bazı melekler için bu durum geçerli olabilir.

Tüm insanlar yeniden dirildiği günde yeryüzü ilahi nurla aydınlanır ve hakikat nuru, hiç bir şey inkar edilemeyecek şekilde hakim olur. O sırada perdeler aralanır ve insanların iyi kötü, tüm amellerinin hakikati aşikar olur, öyle ki artık insanların gözü önünde hiç bir perde kalmaz ve ilahi nur sayesinde her şey açıkça ortaya çıkarak aşikar olur.

O günde herkesin amel mektubu eline verilir. Bu mektupta insanların irili ufaklı, her türlü ameli yazılmıştır. O günde peygamberler ve şahitler çağrılır ve ilahi mahkemede insanların hakkında hüküm verilir ve hiç kimseye zulmedilmez.

Kuşkusuz hakimi Allah olan ve yeri adalet nuru ile aydınlatan ve şahitleri de peygamberler olan bir mahkemede, hak ve adalet dışında hüküm verilmez. Bu mahkemede zerre kadar zulüm yoktur ve doğal olarak herkes hiç eksiksiz amellerine göre yargılanarak ona göre bir hükümle karşılaşır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Başta insanlar olmak üzere tüm mahlukların hayatı ve mematı ilahi iradeye bağlıdır ve Allah tealanın iradesine göre her an alınabilir veya verilebilir.

2 – Dünyanın sonu ve kıyamet günü aniden olur. Bu süreç zaman alacak bir süreç değildir.

3 – Kıyamet mahkemesi amel dosyaları ve şahitlerin huzurunda düzenlenir. Bu mahkemede insanların amelleri hakkında adalet temelinde karar verilir.

4 – Bu dünyada bazı şahitler bizim davranışlarımızı gözetlemektedir. Amellerimiz ise melekler tarafından kayda alınır ve peygamberler ve has şahitler de amellerimizin bilincindedir.