Nov 06, 2019 17:21 Europe/Istanbul

Bu programda İmam Hasan Askeri'nin as yaşadığı dönemin şartları, şehadetinin nedenleri, sonuçlarını ve genel olarak bu yüce ismin kişiliğini ele alacağız.

İmam Hasan Askeri as, Hz. Muhammed'in soyundan gelen ehlibeyt imamlarının on birincisidir. Babası İmam Hadi'nin şehadetinden sonra İmamet makamına ulaştı. Hz. Muhammed'in  saa müjdelediği, bütün ilahi dinlerde vaat edilmiş, gelişi ile dünyayı adaletle dolduracak ve evrensel ilahi hükumeti kuracak olan İmam Mehdi'nin (a.s) babasıdır.

İmam Hasan Askeri as miladi takvimle 873 yılına denk gelen Hicri Kameri 260 yılında böyle bir günde Abbasi halifelerinin hileleri ve komploları sonucunda şehit düşürüldü. 

Hicri Kameri 260 yılında Ehlibeyt'in diğer parlayan yıldızlarından biri de söndü. İmam Hasan Askeri as böyle bir günde Abbasi halifesinin tezgahı ile şehadete ulaştı. İşte biz de bu şehadet münasebeti ile siz Ehlibeyt aşıklarına baş sağlığı diliyoruz. 

Beni Ümeyye ve Beni Abbas halifeleri kendi hükümet dönemlerinde Ehlibeyt imamlarının maneviyatı ve düşüncelerinin halk arasındaki nüfuzunun artmasından her zaman paniğe kapılmışlardır. Çünkü bu değerli şahsiyetler bu sahte halifelerin zalimane ve demagojik siyasetlerinin uygulanmasında ciddi bir engel oluşturuyordu. Bu sebepten dolayı Peygamber Efendimizin soyundan gelen Ehlibeyt Beni Ümeyye ve Abbasi halifeleri tarafından en ağır baskılar altında tutulmaya çalışılmıştır. Ancak Abbasiler bu baskıları özellikle de İmam Hadi as ve İmam Hasan Askeri as döneminde zirveye taşıdılar. Öyle ki Ehlibeyt imamlarının 10'uncu ve 11'inci halkaları halk arasında rahatlıkla varlık gösteremiyorlardı. Abbasi halifeler, İmam Hasan Askeri'yi hilafet merkezi sayılan Samerra'ya getirterek onları yakın denetim altında tutmak sureti ile en ağır baskılar altında tutmaya çalıştılar. 

Abbasi halifeler arasında ise Mutemed İmam Hasan Askeri ve yarenlerine en ağır zulümleri uygulayan isim oldu. Bu baskılar sonunda, İmam Hasan Askeri as zindana bile atıldı. 

Mutemed ihtiraslı biri olarak İmam Hasan Askeri'yi öğretilerini ve bilgilerini paylaşmak için serbest bırakması halinde er ya da geç Ehlibeyt yarenlerinin onu iktidardan uzaklaştıracağını biliyordu. Bir rivayete göre İmam Hasan Askeri'den dünyada adaleti ve eşitliği yayan zulüm hükümetinin köklerini kazıyacak bir çocuğun yani Ehlibeyt imamlarının yeni halkası gelecekti. Bu yüzden İmam Hasan Askeri as en ağır denetimlere tabi tutuluyordu. 

İmam Hasan Askeri as bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "Beni Ümeyye ve Beni Abbas iki yönden bize karşı kılıç çıkardılar. İlk olarak İslam hükümeti ve hilafetinin onlara ait olmadıklarını bilmelerine rağmen bunu yapmaları idi. Onlar bizim ayağa kalkmamızdan hak hükümetini kurmamızdan dehşete düşmüşlerdi. Bir diğer yandan ise açık ve net hadislerden de zalimler ve zorbaların yönetiminin İmam Zaman Hz. Kaim tarafından yok edileceklerini bilmelerine rağmen bu zulmü reva görmeleri idi. Ancak Allah'u Teala bu zalimlerin bir sonraki imamın yerini bilmelerini istemedi. "

Abbasi halifelerinin ismet ve taharet Ehlibeyti'ne karşı güttüğü tüm düşmanlıklara rağmen İmam Hasan Askeri as bu zalim yöneticileri ve halifeleri hayırseverliğe ve İslami alemin sorunlarını çözmeye davet etmeye devam etti. İmam Hasan Askeri as kendi döneminin bilim adamları ve siyasi ve dini liderleri ve mücadelecilerinin lideri sayılırdı. İmam Hasan Askeri mektebi çerçevesinde bu imamın yarenleri ve sevenleri, hadisleri naklediyor ve bilim hattında yürüyerek bir taraftan da insanları Ehlibeyt ve İslam Şeriat'ına davet ediyorlardı. 

İmam Hasan Askeri as, döneminin tüm siyasi zorluklarına rağmen İslam şeriatini savunma sürecinde hep yenilikler ve bid'atlerle mücadele etmeye çalıştı. 

Bilimsel çalışmaları, el değmemiş İslami düşünceleri açıklaması, en ücra noktalardaki Şiiler arasında bağ kurması ve onları İmam Mehdi as'ın gaybeti için hazırlaması İmam Hasan Askeri as'ın en önemli faaliyetlerinden sayılır. 

İmam Hasan Askeri as Allah'ın kulluğu ve ibadeti konusunda da seçilmiş ve seçkin birisi idi. İmam Hasan Askeri'nin yarenlerinden Ebu Haşim Caferi bu hususta şöyle diyor: "Namaz vakti yetiştiğinde İmam, faaliyetleri durdurup hiçbir işi namazdan öncelikli bilmezdi. İmam Hasan Askeri'nin mübarek vücudu, Allah'ın katında ibadetin ve yakarışın en güzel tecellisidir. "

Tarihte de kimi Abbasiler hükümetindeki görevlilerin özellikle de gardiyanların İmam Hasan Askeri as'ın Allah'a ibadet şeklini görmesi ile İmam'ın paklığı ve asaletinin farkına vardığı ve bu vesile ile saadete erdikleri belirtilmiştir. 

İmam Hasan Askeri as insanların en bahşedicisi ve en cömerti idi. İslami bölgelerin büyük bir bölümünde de temsilciler belirleyip insanların özellikle de yoksulların ve kimsesizlerin şeri haklarının alınması için Müslümanlar arasındaki ihtilafların çözülmesi bağlamında büyük gayret gösteriyordu. Buna rağmen İmam Hasan Askeri tavsiyelerinde insanları, hayatın zorlukları ile mücadele etmek ve izzeti nefislerini ve sabırlarını korumaya davet etmiştir. 

İmam Hasan Askderi'nin Ehlibeyt aşıklarına ve  yarenlerine verdiği nasihatlerden biri de şöyledir: "Elinden geldiği kadar, dayanabildiğin kadar, kimseden rica etme, Çünkü her gün için yeni bir rızık belirlenmiştir. Bil ki isteklerde ısrar etmek insanın vakurluğu ve değerini kaybettirecektir. O zaman sabırlı ol ki Allah önünde bir kapı açsın. Nimetler ve yararların da vakti zamanı vardır. O zaman yetişmeyen bir meyvayı dermek için acele etme. Zamanında bu meyvadan yararlanabilirsin. "

İmam Hasan Askeri tüm tavsiyelerinde yarenlerinden ve izleyenlerinden düşünce ve fikir yürütme ehli olmalarını istemiştir. Bu hususta ise şöyle buyurmuşlardır: "Düşünmelisiniz, kafa yormalısınız! Gerçekten de düşünme farkındalık içerisinde olarak yaşamanın sebebi ve hikmet kapılarının anahtarıdır. " Akılları ile düşünmeyen can gözü ile pür dikkat gerçeklere bakmayan insanlar kıyamet gününde de kör olarak mahşere çıkartılacaklardır. 

İmam Hasan Askeri as bu gerçeği İshak bin İsmail Nişaburi için yazdığı mektupta şöyle anlatıyor: " Ey İshak! Allah, senin ve senin gibilerine, ilahi rahmetten yararlanmış ve ilahi basirete sahip olanlara nimetlerini tamamlamıştır. ... Ey İshak bil ki kim dünyadan manevi olarak kör giderse, ahirette de kör ve sapkın olacaktır. Ey İshak! Gözler değil gönüller körelir. Bu da düşüncesizlik ve fikir yürütmemekten kaynaklanır...." 

İmam Hasan Askeri as mektubun devamında ise düşünmenin önemi üzerine şöyle buyurur: "İbadet demek namaz ve oruçların bol olması demek değildir. İbadet Allah'ın emirleri üzerinde fikir yürütmektir. "

Doğal olarak düşünceden kaynaklanan iman, amelin kendisi Allah'ın yadı ve ayrıca değerli olan ibadetlere odaklanmasına yol açar. Bu yüzdendir ki İmam Hasan Askeri as de Allah ve ölümün yad edilmesine ve Kuran-ı Kerim'in her daim okunmasına ve Peygamber Efendimiz'e salavat getirilmesine vurgu yapmışlardır. İmam Hasan Askeri as bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "İnsanların en akıllısı ölümden sonrasını düşünen ve vicdanını amellerinin hakimi kılan insandır. "

Sonunda Abbasi halifesi Mutemed böyle altın bir şahsiyetin varlığına tolerans gösterememiş ve onu yakınlarının biri vesilesi ile zehirleterek şehit düşürmüştür. İmam Hasan Askeri as bu zehir vücutlarına girdikten sonra bir kaç gün yatakta kalmıştır. Bu günlerde ise Mutemed her daim divan hekimlerini İmam'ın yanına gönderip böylece insanların onun doğal ölüme yakalandığına inandırmak istemişti. Ancak İmam Hasan Askeri as ağır bir hastalık döneminin ardından 8 Rebiülevvel 260 yılında sabah namazını kılarken şehit düştü ve Samerra'da değerli babasının mezarının yanı başında toprağa verildi. 

Çok yalancı anlamına gelen Kezzap Cafer olarak bilinen İmam Hasan Askeri as kardeşi  Cafer bin Ali ise imamın şehadetinin ardından kendisini imam olarak tanıtıp halifeye 20 bin dinar göndererek şöyle yazdı: "Ey Emirülmüminin! Abimin kıymeti ve konumunu bana devret. " 

Mutemed İmam Hasan Askeri'nin kini ve düşmanlığı ile dolup taşsa da şöyle yanıt verdi: "Senin abinin konumu bizim verdiğimiz değil Allah'ın verdiği bir konumdur. Biz her zaman onun kadir kıymetini aşağı çekmeye çalıştık ama o, iffeti ile, iyi huyu ile, bilimi ve ibadeti ile, bu yönde azametini arttırdı. Sen de abinin hayranları ve yarenleri arasında böyle bir konuma sahipsen bizim onayımıza da artık ihtiyaç yoktur. Böyle değilse de zaten elimizden gelen bir şey yok.

Halifenin bu sözü Peygamber Efendimiz ve Ehlibeytin yaktığı ışığın hiçbir zaman sönmeyeceğini ve her daim insanlığı kurtaracağını ve kılavuzu olduğunu gösteriyor. 

İslam Peygamberi ise bu hususta şöyle buyuruyor: "Ehlibeytim Nuh gemisi gibidirler. Kim ki bu gemiye binerse iflah olunur. Kim ki bu gemiye binmezse boğulur. "

Görüşler