Nov 06, 2019 17:22 Europe/Istanbul

Bugün Hz. Mehdi as'ın varlığı yeryüzündeki insanların arasında olması, bereket, bilim, parlaklık, güzellik ve tüm hayırların kaynağıdır. Bizim sıradan gözlerimiz onun semavi varlığını göremezse de o bir parlak güneş misalidir.

Hicri Kameri 260 yılının 8 Rebiülevvel tarihinde Ehlibeyt halkalarının 11'incisinin 28 yaşında iken şehadetinin ardından hak yolundan habersiz Ehlibeyt düşmanları sevince kapılıp artık yer yüzünde insanları hidayete erdirecek imamın ve kılavuzun kalmadığını düşündüler. Onlar kendilerince Allah Resulü'nünün soyundan artık insanları ilahi fıtrata ve gönülleri hakka doğru yönlendirecek kimsenin kalmadığını düşündüler. 

Ancak yer yüzü hiçbir zaman ilahi kılavuz ve hidayete erdirenden yoksun bırakılmadı. Evet İmam Hasan Askeri as'ın oğlu, Ehlibeyt imamlarının 12'inci halkası Hz. Mehdi as'ın zuhuru semaya giden yolu açacak isim olarak insanlar arasında varlığını sürdürüyor. Hz. Mehdi tüm insanlar arasında adaleti kurmak için mahrumları ve mustazafları yeryüzünde mirasçı kılmak için gelecektir. Değerli dinleyiciler biz de Hz. Mehdi'nin as imamet döneminin başlaması dolayısı ile sizleri tebrik ediyoruz. 

Abbasi hükümeti uzun zaman Allah Resulü ve diğer masum Ehlibeyt imamlarının İmam Hasan Askeri as'ın oğlunun Mehdi ve insanların kurtarıcısı olduğuna dair sözlerinden yola çıkarak İmam Hasan Askeri'yi sıkı bir denetim altında tutmuştu. Abbasi halifeleri İmam Hasan Askeri'den as bir oğlun olmasına izin vermek istemiyordu. Ancak Ehlibeyt imamlarının 11'inci halkası doğan oğlunun doğum haberini gizleyerek bu şom planı suya düşürdü. Bu çerçevede sadece İmam Hasan Askeri'nin yakın çevresi ve yarenleri Hz. Mehdi'nin as varlığından haberdardı. 

İmam Hasan Askeri as'ın şehadetinin ardından ise yavaş yavaş onun oğlu Hz. Mehdi'nin adı dillere düşmeye başladı. 

Hz. Mehdi as 5 yaşında iken babasının cenaze namazını kıldırdı ve herkes ilk kez onun nurani ve güzel yüzünü görünmüş oldu. Bu haber kara yürekli Abbasi halifelerinin kulağına gelince onlar hayretler içerisinde kaldılar. Ababasi halifelerinin bir kaç kez Mehdi'yi bulup onu öldürmeye yönelik çabaları ise hep sonuçsuz kaldı. İmam Mehdi as ise canının korunması için sıradan insanlardan uzak durmak ve aracı kişiler tarafından onlarla ilişki kurması yönünde ilahi emre uymak zorunda kaldı. İşte bu dönemden itibaren Müslümanlar gaybetin acı ve acı çektirici tadını ilk kez tatmaya başladı. 

Bu gaybet çerçevesinde sözü edilen küçük gaybet dönemi ise Hz. Mehdi'nin imametinin başlamasından itibaren 69 yıl boyunca devam etti. Ardından ise büyük gaybet dönemi başlamış oldu. Küçük gaybet döneminde Hz. Mehdi as dört özel temsilcisi ile Müslümanlarla bağlarını korudu. Bu dönemde bu özel temsilciler İslami ahkamları İmam Zaman as tarafından alıp halka iletiyorlardı. Halk ise sorularını yazılı veya sözlü olarak özel temsilcilere anlatıyorlar ve cevaplarını alıyorlardı. Bu temsilciler Müslümanlar'dan alınacak hums, zekat ve benzeri gibi şeri gereksinimleri alıp Hz. Mehdi'ye ulaştırıyorlardı. Bu dört kişilik temsilciler grubu İmam Mehdi'nin insanlar arasında olduğu dönemde takvaları ve adaletleri bakımından onayladığı isimlerdi. Bu grup, dirayetli, emanet sahibi, emin, anlayışlı ve azametli insanlardı. 

Gaybet, ilahi sünnetlerden biri olarak İdris, Nuh, Salih, Yusuf, Musa, Süleyman, Danyal ve İsa as peygamberleri döneminde de görülen bir şeydir. İlahi elçilerin her biri koşullarına uygun bir şekilde bir kaç yılı gaybette baş etmişlerdir. Hz. Mehdi as'ın gaybeti meselesi ise Hz. Muhammed saa'ın zuhurundan yıllar önce de konuşulan bir konu idi. 

Ehlibeyt aşıklarının biri İmam Sadık as'a İmam Mehdi as'a gaybeti konusunda bir soru yönelttiğinde  İmam Sadık şöyle buyurdu: "Gaybetin nedenini size söylemeye izinli değiliz. Gaybet ilahi sırlardan biridir. Yüce Allah'ın hakim olduğunu biliyoruz bu yüzden bunu kabul etmeliyiz. Gerçi nedenini bilmiyoruz "

Şimdi akıllardaki sorulardan birisi ahir zamandaki kurtarıcı olan Hz. Mehdi as'ın ne zaman zuhur edeceği ve O hazret'in as gaybetinin ne zaman son bulacağı sorusudur.

Bu hususta Hz. Peygabmer as ve masum Ehlibeyt imamlarından da rivayetler anlatılmaktadır. Bu din büyüklerimiz insanların şehvetlerinin kölesine dönüştüğü cahiliye döneminden söz etmişlerdir. Bu dönemde bağnazlıklar ve kinler üst düzeye ulaşır ve insanlık ilahi enbiyanın kurtarıcı öğretilerinden uzaklaşır. Allah Resulü bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "Ben iki cahiliye dönemi arasında peygamber olarak seçilip mebus oldum. Bu arada ikinci cahiliye dönemi ilk cahiliye dönemine göre çok daha sert ve zorluklarla doludur. "

Peygamber Efendimizin bu sözü ahir zamanda ikinci cahiliye dönemi diye bilinen bir dönemin yaşanacağını gösteriyor. İşte Mehdi as insanlığı bu tehlikeli cahiliye döneminden kurtarıp iflaha ve saadete götürecektir. 

İslami rivayetlerde Hz. Mehdi as'ın davetinin ceddi Hz. Muhammed'in davetine benzediğinden dolayı ister istemez zuhurundan önce de ilk cahiliye döneminde benzeyen hatta da beter ve zor dönem olan bir cahiliye dönemi yaşanacağı belirtilmektedir. İslam öncesi yaşanan cahiliye döneminde şehvetçilik, çocuk öldürme, kadınların cinsel suiistimali ve haklardan mahrum olması, insanların ahlaktan uzak olması, sapkınlıklar, aşırı hurafecilik, mal varlığı ve çocuklar ile övünme, kadınların gösteriş yapması ve iffet ve hayadan uzak olması gibi kötü toplumsal özellikler yaygındı. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise İslam'ın zuhurundan önceki cahiliye dönemi ile ilgili şöyle buyurmuşlardır: "Bir taraftan nefsani şehvetin çığırından çıkması, cinsel şehvetlerin zirveye ulaşması ve benzeri özelliklerin aşırı yaygınlaşması - Arabistan yarımadasında da diğer çevrelerde de böyle bir durum vardı, insanlar aşırı derecede şehvet bataklığına saplanmış ve herkes şehvetle zaman geçiriyordu, diğer yandan da şehvet peşinde olan insanların kan dökme, taş kalplilik ve şiddet yanlılık doğrultusundaki isteklerini aşırı derecelerde uygulamak istemeleri, yani çocuklarını bile öldürmeleri, onların cehaletinden kaynaklanıyordu. Nitekim Enam suresinin 140. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: "Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ........   muhakkak ki ziyana uğramışlardır. O kadar yürekleri taşlaşır ki diğer çocukların yanı sıra kendi çocuklarına bile kıyıyorlar! İşte cahiliye dediğimiz budur. Bir taraftan şehvet bir taraftan gazap vardı işte hayat bu iki isyankar duygunun tutsağı haline gelmişti. İslam geldi ve durumu değiştirdi. Tabi aynı şey İran imparatorluğunda da yaşanıyordu. Roma imparatorluklarında diğer zalimane ve tağuta bağlı divanlar, imparatorluklar ve hükümranlıklarda da durum aynı idi. İslam tüm bu kötülükler ve çirkinliklerin yaşandığı bir dönemde ortaya çıktı" 

Hz. Mehdi as'ın zuhurundan önce de dünyada geniş çaplı bir cahiliye döneminin yaşanacağı söyleniyor. Yani insanlar yine şehvet ve hazcılık duyguları bataklığına saplanacak ve Allah ve ilahi peygamberlerin öğretilerinden gafil duruma düşüp hatta ilahi dinleri kendi lehlerine değiştireceklerdir! 

Ebu Besir'in İmam Sadık as'dan naklettiği rivayet-i şerifte şöyle okuyoruz: "İslam garip bir şekilde başladı ve garip bir şekilde de dönecektir. Ne mutlu gariplerin haline. " Dedim ki" Allah sizi iyilerden saymıştır. Ey imam bu ne demek açıklar mısınız? "İmam Sadık as şöyle buyurdu: "Davet yapanımız yeni bir çağrı yapacak tıpkı peygamberimizin yaptığı gibi." 

İşte bu rivayetten  İmam Mehdi as'ın bir davette bulunacağı bu davetin ise Hz. Muhammed saa'in davetine benzediğini anlıyoruz. Hz. Mehdi as da Allah Resulü gibi asil ve çarpıtılmamış İslam'ı insanlara tanıtıp herkesi aydınlığa çağıracaktır. Bu rivayet de İslam'ın doğuşu ve İslam Peygamberinin daveti arasında birçok benzerliğin olacağını gösteriyor. 

Dünyamız artık ilk cahiliye döneminde yaşananların benzerini hatta daha da kötüsünü yaşamaktadır. Çünkü tüm bilimsel ve teknolojik gelişmelere rağmen geçen cahiliye dönemlerine göre daha kötü şiddet ve cinayet örneklerinin yaşandığını görüyoruz. Kanıtlar ve gelişmeler de bizim artık ikinci cahiliye döneminde yaşadığımızı gösteriyor. Bu dönemde de insanlar zalimane aşırı istekler ve şehvet peşine düşmüşlerdir. Bu dönemde mahrumlar ve mazlumlar, tağut güçlerin zulümlerinin ayakları altında ezilirken tam anlamı ile adaleti sağlayacak bir kurtarıcının bekleyişi içerisindedirler.  İşte bu altta kalanlar kurtarıcının zuhurunu en çok isteyen kesimlerdir. 

Rivayetlerde Hz. Mehdi as'ın zulümlere son verilmesi için tüm insanlardan bile daha fazla kendi zuhurunu talep ettiği bildirilmektedir. Tabii İmam Mehdi as gaybetinin arka perdesinde bulut arkasında kalan güneş gibi görevlerini yerine getirip dünyayı kendi bereketlerinden yararlandırmaktadır. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei bu hususta şöyle buyurmuşlardır: " Bugün de insanlık tüm zafiyetleri, sapkınlıklar ve yaşadığı zorlukları ile Ehlibeyt'in son imamının manevi ve  ilahi güneşinin aydınlatıcı ışınlarından yararlanmaktadır. Bugün Hz. Mehdi as'ın insanlar arasındaki kutsal varlığı bereket, bilim, aydınlık, güzellik ve tüm hayırların kaynağıdır. Bizim sıradan gözlerimiz ise İmamımızın semavi yüzünü görmese de o bir parlak güneş gibi gönüllerle, ruhlar ve batınlarla bağ kuruyor. Marifet sahibi insanlar için ise Allah'ın velisi, hak üzerine olan imamın, salih kulun, seçkin kulun insanlar arasında olmasını bilmekten daha yüce bir his yoktur. Tüm insanlığın arzusu böyle yüce bir varlığın olmasıdır. "

Görüşler