Mayıs 16, 2020 15:03 Europe/Istanbul

Ramazan ayının 21. gününe bağlanan gece Kadir gecesi ve bin aydan daha faziletlidir. Bu gecede hepimizin bir yıllık kaderi belirlenir.

Rivayetlere göre Ramazan ayının 19. gününe bağlanan gecede insanların kader kitabı ve sahifesi açılır. Ancak 21. güne bağlanan gece daha yüksek konuma sahiptir ve alemin tüm işleri ve özellikle tüm insanların kaderi bu gecede yazılır. 23. güne bağlanan gecede ise  tüm yazılanlar ilahi Halife ve veli tarafından mühürlenerek nihai şekline kavuşur ve tüm bu merhaleler, mümin kulların huzur içinde Kadir gecelerinin kemal ve faziletlerinin doruğuna ulaşmaları içindir.

Evet değerli dostlar, mübarek Ramazan ayının Kadir geceleri için hazırladığımız özel programımızın ikinci bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bu gece ilahi ziyafet ayı olan Ramazan ayı çok hassas ve önemli bir merhaleye gelmiştir. Bu gece Ramazan ayının 21. gününe bağlanan gece, faziletli Kadir gecelerinin ikinci gecesidir. Bu gece hepimizin bir yıllık kaderi belirlenen gecedir. Biraz önce de belirtildiği üzere, Ramazan ayının 19. gününe bağlanan gecede insanların kader kitabı ve sahifesi açılır, 21. güne bağlanan gecede ise alemin tüm işleri ve özellikle tüm insanların kaderi yazılır. 23. güne bağlanan gecede ise  tüm yazılanlar ilahi halife ve veli tarafından mühürlenerek nihai şekline kavuşur ve tüm bu merhaleler, mümin kulların huzur içinde Kadir gecelerinin kemal ve faziletlerinin doruğuna ulaşmaları içindir.

Kur'an'ı Kerim’in Bakara suresinin 185. ayetinde bu semavi kitap mübarek Ramazan ayında nazil olduğu beyan edilmiştir. Duhan suresinin 3. ayeti de Kadir gecesinin mübarek bir gece olduğuna işaret etmektedir. Yüce Allah Kadir suresinin ilk ayetinde Kur'an'ı Kerim’i Kadir gecesinde nazil ettiğini buyurur. Bu ayetlerden mübarek Ramazan ayında Kadir gecesi adında bereketli bir gece var olduğu ve Kur'an'ı Kerim bu gecede nazil olduğu anlaşılır. Gerçi Kur'an'ı Kerim bir kez ve Kadir gecesinde bir bütün olarak nazil olmuştur; ancak Kadir gecesi kıyamet gününe dek vardır ve her yıl tekrarlanır ve manevi değeri de devam etmektedir.

Kadir gecesi değerli ve faziletli bir aydır ve önemli ve azametli işlerle beraberdir. Kur'an'ı Kerim’in bir bütün olarak nazil oluşu, kaderlerin belirlenmesi, yeni tedbirlerin ve programların hazırlanması, hepsi bu muhteşem gecede yaşanır. Bu gecede Allah teala hayat ve memat durumlarını, hayır ve şerleri, itaat ve isyanı, saadet ve şekaveti, rızkın bolluğu veya darlığı ve kısacası alemin kaderini belirler. Gerçi bu ilahi takdir ve işlerin hikmetli düzenlenmesi insan iradesiyle çelişmez; zira insanın hür iradeye sahip olması ilahi kaza ve kaderin bir parçasıdır. Kur'an'ı Kerim’in birçok ayetinden insanların hür iradelerine açıkça vurgu yapılmıştır. Örneğin Necm suresinin 39. ayetinde şöyle buyurmakta:

Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

Yine dua da insanların kaderinde etkili olan kaza ve kaderin tecelli ettiği durumlardan biridir. İslam Peygamberi’nden -s- sorulur: Acaba şifa için kullanılan ilaç ve dua hastanın kaderini değiştirerek ilahi takdiri önleyebilir mi? Allah Resulü -s- şöyle buyurur: Dua ve ilaç hastanın kaderini değiştirebilir; zira bunlar başlı başına ilahi kaderin bir parçasıdır.

Gerçekte Allah teala dua, sadaka , infak ve insanlara hizmet etmek gibi maddi ve manevi etkenlerin insanların kaderini etkilemesini mukadder buyurmuştur. İmam Cafer Sadık -s- bu konuda şöyle buyurur:

Dua ilahi kaza ve kaderi önceden belirlenmiş olmasına karşın değiştirebilir. Bu yüzden bol bol dua edin, zira dua, her rahmetin ve her hacetin yerine getirilmesinin anahtarıdır ve en iyi dua, Kadir gecelerinde afiyet talebinde bulunmaktır. Nitekim bir gün adamın biri Allah Resulü’ne -s- Kadir gecesinde en iyi dua nedir? diye sorduğunda, hazret, afiyet talebinde bulunmak, diye buyurmuştur.

İmam Seccad -s- insanların din ve dünyasının sıhhati için gerekli olan afiyet talebine yönelik duaları ve münacatlarında şöyle buyuruyor:

Ey yüce Rabbim, Muhammed’e ve hanedanına selam gönder ve bana afiyet kılığını giydir ve baştan başa afiyetle ört ve afiyetle beni koru ve afiyetle say ve afiyetle kimseye muhtaç etme ve afiyetini bana sadaka ver ve bana afiyet inayet et ve afiyetten bir yatak yap ve afiyeti benim için her türlü engelden arındır ve dünya ahiret benle afiyetin arasını açma.

Kadir gecesinde ilahi rahmet sofrası açıktır. Yüce Allah Kadir suresinin ayetlerinde bu gece değer ve fazilet bakımından bin aydan daha üstün olduğunu buyurur. Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu bu gecede Hz. Cebrail ve sayısız melekler gruplar halinde yere iner. Meleklerin yeryüzüne inmeleri ve göklere yükselmeleri, insanların kaderi hayır ve bereketlerle belirleninceye dek gecenin başından itibaren, sabah şafak sökünceye dek devam eder.

İslam Peygamberi -s- şöyle buyurduğu rivayet edilir:

Kadir gecesi geldiğinde başta Cebrail olmak üzere bazı melekler yere iner. Hz. Cebrail beraberinde baz bayraklarla birlikte yere iner. Bir bayrağı benim mezarımın başına ve bir bayrağı Beytulmukaddes’e ve bir bayrağı Mescid-i Haram’a ve bir bayrağı da Tur Sina’ya diker ve o gecede hiç bir mümin kadından ve erkekten selam etmeden geçmez.

Kadir gecesi, gaflet uykusundan uyanma ve düşünme gecesidir. Bin aydan daha üstün olan bir gecede insan daha iyi yarınlar için plan yaparak saadet yoluna ayak basabilir. Bu şerefli gecede Kur'an'ı Kerim tilaveti ve tavsiye edilen duaların okunması insanla Allah arasında irtibat kurma yoludur. Nitekim değeri bin aydan üstün olan bu gecede salih bir amelin değeri, aynı ameli bin ayda yapmaya eşdeğerdir. Buna göre bu mübarek ve azametli gecede bir an gaflet bile insan için büyük hüsrana yol açacağı kesindir.

Mübarek Ramazan ayının 21. gününe bağlanan gece faziletli Kadir gecelerinin ikinci gecesi ve İmam Ali’nin -s- şehit düştüğü gecedir. Emirülmüminin Ali’nin şehit düştüğü bu geceyi oğlu İmam Hasan Muctaba -s- şöyle anlatır: Bu gece İslam öncüleri arasında Allah Resulü’nden -s- başka hiç kimsenin onu sollayamadığı bir insan bu dünyadan ayrıldı. O, Resulullah’ın -s- yanında cihat etti ve Cebrail ve Mikail’in onu desteklediği bir sırada Allah Resulü’nün -s- bayrağını omuzlarında taşıdı. O, Kur'an'ı Kerim Allah Resulü’ne -s- nazil olduğu, Hz. İsa bin Meryem -s- göklere uruc ettiği ve Yuşa bin Non şehit düştüğü bir gecede ilahi rahmetin civarına kavuştu.

Hz. Ali -s- Kâbe’de dünyaya gelen ve o andan itibaren mutahhar nuru Allah tealaya tesbih eden yegane şahsiyetti. Hz. Ali -s- İslam’a ilk iman eden ve namazda Allah Resulü’ne -s- uyan ilk erkek Müslümandı. Hz. Ali -s- henüz on yaşındayken Allah Resulü -s- eşliğinde Mekke’nin çevresindeki çöllere çıktığı ve herkesin gözünden uzak yegane Allah’a ibadet ettiği günlerden camide şehit düştüğü ana kadar bir an olsun Allah tealaya kavuşma şevkinden gafil olmadı.

Allah Resulü’nün -s- yakın sahabesi, o hazretin Şaban ayının son Cuma hutbesinde mübarek Ramazan ayının azametini anlattığını asla unutmaz. Hutbenin sonunda Hz. Ali -s- mübarek Ramazan ayının faziletleri ve üstünlüğü hakkında konuşurken o hazrete sorar: Ya Resulullah, bu ayda en iyi ameller nelerdir. Allah Resulü -s- şöyle karşılık verir: Takva ve haramlardan kaçınmak. Resulullah efendimiz -s- bu cevabın ardından ağlamaya başlar. İmam Ali -s- Allah Resulü’nden -s- neden üzülerek ağladığını sorar. İslam Peygamberi -s- şöyle buyurur: Ey Ali, benim ağlamamın sebebi, bu ayda sana reva görülecek zulüm yüzündendir. Seni namaz kılarken görüyorum ve geçmişlerin ve geleceğin ben rezil adamı ve Semud devesini öldürenin kardeşi, başına kılıçla bir darbe vuruyor ve sakalın bu darbe yüzünden kırmızıya boyanıyor. İmam -s- sorar: Acaba o sırada benim dinim sağlam kalıyor mu? Allah Resulü -s- şöyle buyurur: Evet, o sırada bile dinin sağlam kalır. O sırada Hz. Ali -s- şöyle arz eder: Ya Resulullah, bu benim için bir müjdedir. Nitekim kılıç mübarek alnına indiğinde Hz. Ali -s- şöyle buyurdu: Kâbe’nin Rabbine and olsun ki kurtuldum.

Değerli dostlar bugünkü sohbetimizin sonunda hepinize afiyet dileğinde bulunmanın yanında İmam Ali’nin -s- vasiyetnamesinin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyoruz.

İmam Ali -s- vasiyetnamesinde Allah’ın yegane olduğunu ve Hz. Muhammed’in -s- de O’nun peygamberi olduğunu itiraf ettikten sonra oğlu İmam Hasan’a -s- ve bir gün bu vasiyetnameyi okuyacak tüm evlatlarına şu tavsiyede bulunur:

“Ey Hasan, ben seni ve tüm evlatlarımı ve hanedanımı ve bu vasiyetnamenin eline ulaştığı herkesi sizin Rabbiniz olan Allah tealadan korkmaya ve takvalı olmaya tavsiye ediyorum; size Müslüman olarak ölmeyi ve Allah’ın ipine sarılarak dağılmamayı tavsiye ediyorum. Evlatlarım, insanlarla Allah’ın buyurduğu üzere iyi sözle konuşun. Emri maruf ve nehyi münkeri terk etmeyin, zira bu durumda işlerin ipi elinizden çıkar ve her ne kadar dua eder ve Allah’tan şerri bertaraf etmesini dilerseniz dileyen, duanız kabul görmez ve icabet edilmez. Başkaları ile muaşerette alçak gönüllü ve hoşgörülü olun ve tefrikaya düşmeyin ve birbirinize yüz çevirmeyin. İyiliklerden kaçınmayın, birbirinize yardımcı olun; Allah’tan korkun, zira cezası çok şiddetlidir. Allah hepinizi korusun ve İslam Peygamberi’nin -s- ümmetine size ve ona saygı gösterme tevfiki inayet buyursun. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Hakkın selamı hepinizin üzerine olsun.

Görüşler