Haziran 23, 2020 06:58 Europe/Istanbul

Hk. bir zilkade 173 yılında ehlibeyt hanedanında bir diğer faziletli kız dünyaya geldi. Medine kentinde dünyaya gelen bu kız Masume -sa- olarak adlandırıldı. Bu vesile ile tüm ehlibeyt aşıklarını kutlarken sizleri bu münasebetle hazırladığımız özel programımızı dinlemeye davet ediyoruz.

İran’ın başkenti Tahran’ın güneyinde ilim ve fazilet madeni olan Kum kenti, kendi kucağında bir çok alim, İslam bilgini ve büyük düşünürleri yetiştirmiştir. Fakat bu kentte bir mücevher gibi parlayan ise her zaman binlerce ehlibeyt aşığını ağırlayan muazzam türbedir, hz. İmam Musa Kazım’ın -as- muhterem kızı hz. Masume’nin -sa- türbesi. Bugün hk bir Zilkade hz. Masume’nin -sa- mübarek veladeti İslam dünyasına kutlu olsun.

Hk 173 yılında Medine’de dünyaya gelen bu değerli ve muhterem kadın, mübarek yaşamının başından itibaren tüm fertleri ahlaki faziletlerin simgesi olan bir ailede büyüdü. İmam Musa kazım’ın -as- zalim Abbasi halifelerin hapishanelerinde tutsak ve esir olduğu dönemde hz. Masume -sa- ehlibeyt imamlarının 8'incisi hz. İmam Rıza’nın -as- mektebinde en seçkin insani özelliklerle süslendi ve büyük bilimsel, irfani ve ahlaki yüksek seviyelere ulaştı. Nefsinin temizliği ve paklığı nedeni ile İmam Rıza -as- tarafından Masume olarak tanındı ve hakkında şöyle buyurdu: Kum’da her kim ki Masume’yi ziyaret ederse, sanki beni ziyaret etmiş gibidir.

Mübarek İslam dini insanın kemal ve şahsiyetini, sahip olduğu iman, ilim ve erdemliğinde biliyor. Bir insan her ne kadar bu yolda ilerlerse daha mükemmel ve daha seçkinleşiyor. Nitekim Kur'an-ı Kerim’in Mücadile suresinin 11. Ayetinin bir kısmında şöyle okuyoruz:

… Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Kur'an-ı Kerim ayetleri insanların birbirine her türlü üstünlük ve imtiyazını reddediyor ve sadece en dindarlarının daha saygın olduğunu belirtiyor. Takva ve nefsi koruma gücüne ulaşabilmek insanın yücelik ve erdemliğe uçabilmesi için en iyi araçtır ve bu ise yaşamda gerçeği arayan insanın hedefidir. Hz. Masume -sa- ise en içten ve pak ibadetleri ve iffeti ile diğerlerini geride bırakarak Müslüman kadınlar arasında en seçkin şahsiyet olmayı başaran biridir.

Mevcut kanıtlara göre hz. Masume -sa-, ehlibeyt kerimesi olarak tanınırdı. Kerime, cömert ve çokça bağışlayan kadın demektir. hz. Masume -sa- saadet içinde yaşamayı, İslam ve Kur'an-ı Kerim öğretilerini izlemekte biliyor ve hayatının her anını Allah ile ünsiyet içinde ve O’nu yad ederek geçiriyordu. Bu yüzden tamamen dini emirleri izleyerek ve hidayet yolundan ayrılmayarak yüce insani derecelere ulaşmayı başardı.

İslam dini alimleri ve tarih yazarlarının belirttiğine göre İmam Musa Kazım’ın -as- kızları arasında hz. Masume -sa- özel bir konuma sahipti. Hz. Masume nefis tezkiyesi ve dindarlıkta yüce bir şan ve konuma sahipti. Hasene ahlaka sahip olmak ayrıca metanet, sabır ve direniş gibi özelliklere bürünmek, o hazretin şahsiyetinin büyüklüğü ve yüce konumda olmasına sebep oldu.

Tarihçilerin yazdığına göre o hazret çok iyi bir hadis bilimcisiydi ve ilim ve bilgide seçkin bir şahsiyetti. Anlatılanlara göre Müslümanlardan bazıları soru sormak için İmam Kazım’ın -as- evine giderler fikri şüphelerini bertaraf ederlermiş. Günün birinde Şiilerden bir grup yine soru sormak için İmam’ın evine giderler. Fakat İmam Kazım -as- evde bulunmamaktadır. O sırada evde Hz Masume ve diğer ev halkı bulunmaktadır. İmam’ın -as- evine giden grup sorularını daha küçük yaşta olan Hz. Masume’ye -sa- yazılı olarak verirler. Ertesi gün sorularının cevabını almak için yine hz. İmam Musa Kazım’ın evine giderler fakat İmam daha eve dönmemiştir. Söz konusu grup daha sonra sormak için yazılan sorularını isterler. Fakat hz. Masume -sa- soruların cevabını büyük bir titizlikle doğru şekilde onlara verince hayretler içinde kalırlar.  Soruları soran kişiler döndükleri zaman yol üzerinde İmam Kazım -as- ile karşılaştıklarında durumu İmam’a izah ederler. İmam Kazım -as- Hz Masume’nin vermiş olduğu cevapları doğrulayarak Hz Masume -sa- hakkında şöyle buyurur: “Babası ona feda olsun.”

Bu cümle sadece Hz Peygamber Efendimizin -saa- dilinden Hz Fatıma -sa- için söylenmiş, bir de sadece masum İmam tarafından Hz Masume -sa- için kullanılmıştır.

Yüce Allah sadece izin verdiği kişilerin şifaatini kabul eder. Nitekim Taha suresinin 109. Ayetinde şöyle okuyoruz:

 یوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ؛

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Böyle bir onur, ancak ilahi dergaha çok yakın olan yüce konuma sahip, Allah’ın has kullarına aittir zira şefaat hakkına sahip olmak ve böyle bir makama ulaşmak ise büyük bir liyakat gerektirir. Rivayetler ve dini öğretilerde belirtildiği üzere şefaat hakkına sahip olanlardan biri, hz. Fatıma Masume’dir. Nitekim İmam Cafer Sadık -as- hz. Masume’yi -sa-kast ederek şöyle buyurmuştur: Onun şefaati ile tüm Şiilerim cennete girerler.

Hz. Masume -sa- kıymetli babası hz. İmam Musa Kazım’dan -as- en zor şartlarda bile hak ve hakikati savunmayı ve bu yolda asla sarsılmamayı öğrenmişti. Bu yüzden bu öğretileri, kardeşi hz. İmam Rıza’ya -as- eşlik etmekte kullandı. Kardeşi İmam Rıza’yı çok seven hz. Masume -sa- İmam Rıza’nın hk 201 yılında zorla Medine’den Horasa’a azimeti ardından onun uzaklığına dayanamadı. Bu yüzden Medine kentini Merv’e gitmek ve kardeşini ziyaret etmek üzere terk etti. Bu zorlu ve olaylı yolculuk sırasında şiddetle hastalandı, öyle ki artık yola devam edemez oldu. Bu yüzden Kum kentinin yolunu tuttu.

Ehlibeyt hanedanından bir kişinin kente geldiğini duymaktan sevinen Kum halkı büyük bir şevk ve sevgi ile o hazreti karşılamaya koştu, zira hz. Reulullah -saa- hanedanından ve torunlarından birinin varlığını hayır ve bereket kaynağı biliyorlardı. Kum halkı hz. Masume’yi karşılamaya gitti.

Anlatılan rivayetlere göre kentin büyüklerinden Musa bin Hazec gece saatlerinde bu muhterem kadını karşılamaya koştu ve devesinin ipini eline alarak o hazreti kendi evine davet etti. Hz. Fatıma Masume -sa- Kum kentinde 17 günlük ikametinin ardından hastalığının yoğunlaşması nedeni ile hayata gözlerini yumdu. Fakat bu kentte yaşadığı kısa sürede bile kentin havasını tamamen değiştirdi ve hz. Masume’nin -sa- bu kentteki varlığı Kum tarihinde bir dönüm noktası oldu.

Hz. Masume’nin -sa- Kum kentinde mübarek varlığı ise İran ve tüm dünyada ehlibeyte gönül verenlerin buraya akın etmelerine sebep oldu. Bu konu ise zamanla o hazretin bereketli varlığı nedeni ile kentin kalkınması ve gelişmesine sebep oldu. Kum kentinde büyük İslami ilimler havzalarının şekillenmesi ve buradan İslami düşüncenin tüm dünyaya yayılması ise hz. Masume’nin -sa- varlığının bereketindendir.

Kum kenti kendi tarihi geçmişi ile İslam’ın gerçeklerinin tanıtılması, dini ve ilmi seçkin şahsiyetlerin yetiştirilmesi, seçkin din alimlerinin yetiştirilmesinde büyük payı vardır. Günümüzde ise ehlibeyte gönül verenler dünyanın dört bir yanından hz. Masume’nin -sa- nurani türbesinde bulunmak ve mezarını ziyaret etmek için Kum kentine gidiyorlar.

Görüşler