Mayıs 14, 2021 20:54 Europe/Istanbul

Kameri 40. yılın Ramazan ayının 21. gününün seher vaktinde sakin bakışı ve şefkatli yüzü ile mağdurların teselli kaynağı olan büyük bir şahsiyet Hakka yürüdü. Adı Ali -s- idi ve erkeklerin arasında Allah Resulü’ne -s- iman eden ilk erkekti.

O gün müezzinin ezan sesi karanlıkta ve şafak sökerken kentte yankılandı. Ali -s- yavaş yavaş camiye doğru ilerliyordu. Camiye girdiğinde, uykuda olan İbni Mülcem’i gördü; onu uyandırdı; ardından mihraba yöneldi ve sabah namazına durdu: Allah-u Ekber. Allah vasfedilmekten çok daha büyüktür.

Camide bulunan cemaat düzgün saflarda sabah namazında İmam Ali’ye -s- uydu; ancak o gün Ali’nin -s- sükutu ve simasının heybeti yüreklerine acayip bir duyguyu yüklemişti. Ali -s- Hamd ve sureyi okuduktan sonra rüku için eğildi: Subhanı Rabbi’ul Azim ve Bihamde. Azim ve yüce mertebeli Allah münezzehtir ve ben O’na hamd ediyorum.

İmam -s- huzu içinde rükudan sonra namazının devamında secdeye gitti. İmam’a uyan cemaat de o hazrete uyarak secdeye gitti; Ali’nin -s- arkasında duran alçak biri dışında. Birden bu alçağın elbisesinden bir kılıç çıktı. Ali -s- halâ Allah’a secde halindeydi ve O’na ibadet ve hamd etmekle meşguldü. Zehirli kılıç havaya kalktı ve büyük bir şiddetle Ali’nin -s- başına inerek alnını yardı. O sırada Ali’nin -s- sesi camide yankılandı: Kâbe’nin Rabine and olsun ki kurtuldum.

Bu olayın üzerine yer ve gök sallandı ve Hz. Cebrail’in -s- nidasi alemi sarstı: Allah’a and olsun hidayet sütunları kırıldı ve takva işaretleri yok oldu.

Evet değerli dostlar, o gün seher vaktinde sakin bakışı ve şefkatli yüzü ile mağdurların teselli kaynağı olan büyük bir şahsiyet Hakka yürüdü. Adı Ali -s- idi ve erkeklerin arasında Allah Resulü’ne -s- iman eden ilk erkekti.

İmam Ali’nin -s- şehadeti, Allah Resulü -s- vefat ettiği geceden sonra İslam aleminin en acı hadisesiydi. O hazretin şehadeti ile birlikte toplumun nefesleri adeta kesildi ve hak taleplik ve adalet taleplik büyük bayraktarını kaybetti.

Sabır ve adalet abidesi toprağa verildiğinde sevgili oğlu İmam Hasan Muctaba -s- kısa bir konuşma yaparak babasını şöyle anlattı:

En insanlar, dün gece yüce Allah, ne geçmişte yaşayan ve ne de gelecekte yaşayacak olan insanlar Allah yolunda amel, emek ve çalışmakta onun mertebesine erişen veya erişebilen birini huzuruna kabul buyurdu. Allah Resulü -s- cihat bayrağını ona emanet eder ve o da o şekilde savaş meydanına çıkardı ve o sırada Hz. Cebrail emin sağında ve Hz. Mikail solunda yer alıyordu ve ancak zafer elde ettiği ve düşmanı ezdiği zaman geri dönerdi. İslam ümmetinin hükümdarı olan bu insan fani dünyayı terk ederken sadece 700 dirhem geride bıraktı.

İslam Peygamberi’nin -s- ashabı, o hazretin Şaban ayının son Cuma günü mübarek Ramazan ayının azameti hakkında yaptığı konuşmayı hiç unutmamıştır. O hutbenin sonunda İmam Ali -s- Allah Resulü’nden -s- mübarek Ramazan ayının en iyi amelleri neler olduğunu sordu. Allah Resulü -s- şöyle buyurdu: Ali’ciğim, sen şu mübarek Ramazan aylarından biri en acımasız birinin eliyle şehit oluyorsun. İmam Ali -s- hemen sordu: Acaba o sırada dinim selamette midir? Allah Resulü -s- evet, o sırada dinin selamettedir, diye cevap verdi. Bu sözün üzerine İmam Ali -s- şöyle dedi: Ya Resulullah, bu söylediğin benim için bir müjdedir.

İslam Peygamberi’nin -s- vasi ve halefi İmam Ali’nin -s- şehadeti Kadir gecesi olarak bilinen gecelerde vuku bulmuştur. Bu gecede Hz. Ali’nin -s- şehadeti, mükemmel insandan açık bir görüntüyü sergiliyor ve böylece insanlar Allah tealadan iyi bir gelecek talep ettikleri gecelerde o hazreti örnek alıyor.

İmam Ali -s- toplumun fikri açıdan durgunluğu yüzünden o hazretin adaletine tahammül edemeyen kinci düşmanların kılıcı ile şehit düştü; ancak hiç bir şey Ali’nin şanını ve makamını etkileyemedi.

İmam Bakır -s- şöyle buyuruyor:

İmam Ali -s-, oğulları İmam Hasan -s- ve İmam Hüseyin -s- huzurunda Kadir suresini tilavet etti. Hz. Hüseyin -s- babasına şöyle arz etti: Baba, bu sureyi çok has bir sesle tilavet ediyorsunuz. İmam Ali -s- şöyle buyurdu: Evladım, Kadir suresi nazil olduğu gece deden Resulullah -s- birini benim peşimden yolladı, ardından bu sureyi bana tilavet buyurdu ve eliyle sağ omuzuna vurup şöyle buyurdu: Ey kardeşim ve ey vasiyim, ey benden sonra bu ümmetin velisi, bu benden sonra senin ve senden sonra iki evladın Hasan ve Hüseyin’indir. Bundan sana bir nur vardır, ki senin ve vasilerin kalbinde ta Al-i Muhammed’in kaimi zuhur edene dek parlamaya devam edecektir.

Mübarek Ramazan ayı başlı başına büyük bir fırsat ve muazzam bir ganimettir ve insanların yüzüne umut ve hayat nuru saçan pencereleri açar ve Kadir geceleri Ramazan ayında yer alan umut pencereleridir. Kadir gecelerinin kıymeti ve değeri hesaplara sığmaz. Kadir geceleri kulun varlık alemini yaratanla yeniden bağlantı halkasıdır ve Ramazan ayının birinci gününden başlayarak Kadir gecelerinde doruk noktasına ulaşır. Bu gecelerde insanla Allah arasında hiç bir aracı yoktur ve kul hiç bir ara perde olmaksızın ilahi nura maruz kalır. Dolayısıyla Kadir geceleri namaz ve münacat ıtrı ile doludur.

Kadir gecesinde en önemli mesele, gafletten ve beyhudelikten uzak durup düşünmektir. Gerçekten de Allah tealanın bin aydan daha üstün kıldığı bir gecede insanın kendi kaderini düşünmesinden daha iyi ne olabilir; geçen ömrünü gözden geçirip zayıf ve güçlü yönlerini bulmaktan daha güzel ne olabilir. Bu kıymetli gecede insan daha iyi bir yarın için plan yaparak saadet yoluna ulaşabilir. Bu muhteşem anlarda insan hayatla ilgili bakışını düzeltebilir ve yeni ufuklara kavuşabilir. Bu gecede Kur'an'ı Kerim tilavet etmek ve dua etmek sık sık vurgulanmış ve Allah katına yakınlaşma yolu olarak beyan edilmiştir.

İmam Cafer Sadık -s- Kadir gecesinin fazileti ve önemi hakkında sahabeden Ebu Basir’e şöyle buyurur:

Kadir gecesinde gelecek yılın Kadir gecesine kadar geçecek sürede yaşanacak olaylar, ölümler, rızklar vesaire belirlenir. O zaman Kadir gecesini Ramazan ayının 21 ve 23. gecelerinde ara; namaz kıl ve elinden geldiğince bu iki geceyi sabaha kadar uyanık geçir.

Ebu Basir arz eder: Eğer ayakta namaz kılamazsam, ne yapabilirim? İmam -s- şöyle buyurur: Oturarak kıl, yapabildiğin şekilde ibadet et; zira gök kapıları açılmış ve şeytana zincir vurulmuştur ve müminlerin amelleri kabul görmektedir.

Akıllı ravi Ebu Basir art arda sorduğu sorularla ve adım adım ilerleyerek Kadir gecesinin hakikatini ve bu gecede amellerin önemini anlamak ve idrak etmek istiyordu. İmam Sadık -s- da sürekli bu değerli gecede ibadet etmenin önemi üzerinde ısrarla durdu ve en son şöyle buyurdu: İnsan hatta hasta olsa bile bu değerli anların bereketlerinden mahrum kalmamalıdır.

İmam Ali -s-, gecenin sırları ile anlatılmaz bağı olan bu büyük insan, yıl boyunca gece vakti karanlık her tarafa perdesini örtünce uyanır ve gece ibadetine başlardı. Ancak hazretin Kadir gecelerinde hali bambaşka oluyordu ve bu geceyi ihya etmek için hatta Medine camiini su ve çamur bastığı en kötü şartlarda bile ibadetini ve geceyi uyanık geçirmeyi ihmal etmezdi ve ihlaslı ibadetleri ve münacatları ile yürekleri aydınlatırdı. O hazret özellikle mübarek ömrünün son Kadir gecesinde acayip bir şevk ve havayı idrak ediyordu.

Kadir gecelerinin hakikatinin bir köşesini, İmam Ali -s- ile tanışma fırsatı ve bu büyük insana yönelik marifet ve sevgiyi takviye etme şansı olarak beyan etmek mümkün.  Güya ilahi takdir, yeryüzünde Allah Resulü’nden -s- sonra yaşayan en sekçin insanın Kadir gecesinde şehit düşmesini ve böylece bu ilahi şahsiyeti daha iyi tanıma fırsatı olarak belirlemişti. Nitekim Allah Resulü -s- hakkında şöyle buyurdu:

İnsanlar, ne zaman aralarından ayrıldığında Ali’yi tanıyacaktır.