Jul 02, 2016 12:08 Europe/Istanbul

Avrupalı devlet adamları vatandaşlarına yönelik tek tehdit unsuru olarak terörü açıklarken, bu ülkelerde tırmanan iç sorunların her geçen gün daha ciddi boyutlara ulaştığı gözleniyor.

Euro 2016 futbol maçları sırasında yaşanan olaylar Avrupa ülkelerinde yaşanan ciddi sosyal ve iktisadi sorunların sadece küçük bir bölümünü gösterdi. Buna göre Avrupa devlet adamları ülkelerinde güvenlik ve emniyet arıyorsa en başta kendi iç durumlarını gözden geçirmeleri ve dış etkenleri sorumlu tutmaktan el çekmeleri gerekir.

Evet, demir parmaklıklar iki rakip takımn taraftarlarını Fransa’nan Marsey kentinin 67 bin kişilik stadyumünda birbirinden ayrı tutması gerekiyordu. Gerçekte söz konusu demir parmaklıklar, Fransa yönetiminin oyuncuların ve seyircilerin  güvenliğini İngiltere ve Rusya futbol takımlarının kritik maçları sırasında korumak için uyguladığı geniş çaplı tedbirlerin bir parçasıydı. İngiltere Rusya maçı, euro 2016 başlığı altında düzenlenen Avrupa futbol şampiyonası çerçevesinde düzenlenmişti ve bir bir berabere sonuçlandı. Maçın bir bir berabere sona yaklaşması, sakin bir sonu müjdeler gibiydi. Ancak TV ekranları maçın bitiminde iki takım taraftarlarının çatışmalarının görüntülerini vermeye başladı. Stadyumun içinde başlayan şiddetli çatışmalar daha sonra marsey kentinin sokaklarına taştı ve polis gücünün tüm müdahalelerine ve göz yaşartıcı bombalarına ve bazılarını yakalamalarına rağmen sabaha kadar devam etti.

20 bin Rus ve 80 bin İngiliz taraftarın maçı yakından seyretmek amacıyla Marsey kentine gelmişti, ki aralarında yüzlerce kişi çıkan çatışmalarda yaralandı. Olayların sırasında bir kaç polis memuru de yaralandı. Daha sonraki günlerde Marsey kentinin mafya çetesinin faaliyete geçmesiyle beraber olaylar daha da büyüdü. Buna göre 10 Haziran 2016 tarihinde İngiltere Rusya maçı sırasında yaşanan şiddet olayları son yılların en kötü futbol hadisesi olarak kayıtlara geçti.

Fransa yönetimi euro 2016 futbol maçları için şimdiye kadar hiç görülmemiş tabir edilen güvenlik tedbirleri uygulamaya başladı. Fransa içişleri Bakanı Bernard Kazeno, 77 bin güvenlik görevlisinin yanında 13 bin özel güvenlik elemanı ve yine Fransa’nın 10 büyük kentinde binlerce gönüllü güvenlik görevlisi euro 2016 maçlarını seyretmek için gelen 2 milyon taraftarın güvenliğini korumak için seferber olduğunu açıkladı.

Paris polis teşkilatı Başkanı Mişel Kado da kentin en kritik noktalarında toplam üç bin asker yerleştirdiklerini ifade etti. Gerçekte Avrupa’nın en iyi 24 takımının katıldığı euro 2016 futbol maçları sırasında terör saldırısı, Avrupalı yetkililerin açıklamalarında en çok göze çarpan kaygıydı.

Fransız yetkililer geçen sene Paris’te düzenlenen terör saldırılarının tek canlı sanığı Salah Abdusselam’ın itiraf ettiğine göre tekfirci IŞİD terör örgütü Avrupa kıtasında yeni terör saldırıları düzenlemek istediğini belirtmişti. Buna göre de Fransa yönetimi geçen yılın Kasım ayından bu yana ülke genelinde olağanüstü hal durumu ilan ederek uygulamaya başladı ve yine binlerce Fransız askerin polis üniforması ile maçlarda güvenliği temin etmek üzere stadyumlara geldiğini açıkladı. Almanya istihbaratı da bir bildiri yayımlayarak Fransa’da terör eylemleri ihtimali konusunda uyarıda bulunmuştu. Euro 2016 maçlarından önce Avrupalı yetkililer bir kaç kez terör, IŞİD, elkaidi ve göçmen tehlikesi gibi tabirleri kullanmıştı.

Ancak Fransa’nın Marsey kentini şiddet arenasına dönüştüren ve bu liman kentin huzurunu kaçıranlar, ne El-kaide ne de IŞİD üyesiydi. Marsey’de şiddet uygulayanların adları Arapça adlar değildi, hiç biri de müslüman değildi ve ırk olarak da Ortadoğu, Kuzey Afrika veya Güney Asya bölgelerinde yaşayan insanların soyundan gelmiyordu.

Fransa’nın Marsey liman kentinde 10 Haziran 2016’da yaşanan olaylar aslında Avrupalı türü çok iyi bilinen bir hastalığın tekrarıydı. Bugün Batı kültüründe holigon olarak anılan futbol serserileri Avrupa’da kınanan bir durumdur, fakat aynı zamanda Avrupa kıtasında hemen hemen her yerinde bilinen bir şeydir.

Futbol serseriliği veya holigonlukta İngilizlerin kara karnesi vardır, nitekim bu yıkıcı davranış Avrupa kültüründe İngiliz hastalığı olarak ün yapmıştır. Örneğin 1998 yılında yine aynı Marsey kentinde İngiliz holigonlar İngiltere milli takımı Tunus milli takımı ile oynadıktan sonra kentin düzenini bozdular ve bir kaç gün boyunca rakip takımın taraftarlarına, mağazalarına, barlarına ve restoranlarına saldırdılar. İngiliz holigonlar euro 2000 maçları sırasında da Charleroi kentinin altını üstüne getirdiler. Bu kentte çıkan olaylarda tam 35 kişi yaralandı. Yine 2010 dünya kupasında İngiltere’nin Almanya karşısında 4 – 1 mağlup olmasının ardından İngiliz holigonlar Almanya bayrağını yaktı ve bir lokantaya saldırarak tamamen tahrip etti.

2009 ve 2010 yıllarında İngiltere’de 103 holigon olayı rapor edildi. Gerçi holigonizm ya da futbol serseriliği İngiltere sınırlarını aştığı ve diğer Avrupa ülkelerine sıçradığı da bilinmelidir.

Öte yandan araştırmalar, Avrupa’da holigonların davranışları yeşil kıtada ırkçılıkla örtüştüğünü gösteriyor. Nitekim İngiltere’de stadyumlarda hala siyahi futbolculara karşı muz atılıyor veya onlar için aşağılayıcı bir hareket olan maymun sesi taklidi yapılıyor.

Uzmanlar isyan, halkın genel davranışı ve ayrıca ülke tarihini gözeterek İngiltere’yi Avrupa kıtasının ikinci ırkçı ülkesi olarak adlandırıyor. Bir başka ifade ile İngiltere’de holigonların çıkardığı onaylarda ırkçılar, olayların olmazsa olmaz unsurları sayılıyor.

Bundan başka Fransa’nın eski polis şefi Michel Guadin de açıkça Fransa’da holigonlarla ırkçılık arasında bağlantı bulunduğunu açıklamıştı. İspanya’da da futbol takımlarının rekabetleriyle ilgili çatışmalarda ırkçılık unsuru takımların sırf rekabet gücünden daha etkili olduğu anlaşılıyor.

Gerçekte Marsey kentinde kamu düzenini ve genel asayişi bozan şey, yabancı göçmen teröristlerin tehditleri değil, bir avuç Avrupalı holigonun işiydi. Avrupalı sosyologlar yeşil kıtada yoksulluğun yayılması ve işsizlik oranının artması holigonizm fenomeni üzerinde belirleyici rol ifa ettiklerini belirtiyor. İngiliz holigon grupların birinin lideri olan ve dünyaca ün yapan Cass Pennant, ne zaman avrupa7da iktisadi sorunlar ve sosyal hoşnutsuzluklar tırmandıysa spor maçlarında holigon olayları da şiddetlendiğini söylüyor. Örneğin 70 ve 80’li yıllarda ekonomik durgunluğun ve işsizlik oranının artmasından sonra İngiltere’de holigon  akımların yıkıcı eylemleri ve davranışları da büyük oranda artmıştı.

Bir zamanlar holigon grupların liderliğini yapan Cass Pennant İngiltere’nin güneyinde Yorkshier bölgesinde Don Casker kentinin tek siyahi çocuğuydu ve bu bölgede yaşayan beyaz ingilizlerce çok aşağılanmıştı.

Günümüzde yoksulluk, işsizlik ve suç işleme eğilimi ve özellikle ırkçı düşüncelerin hızla yayılması terörizmden kat kat daha fazla Avrupa kıtasının güvenliğini tehdit ediyor. Bu tür sorunlar en başta suç çetelerinin kurulmasına ve ardından suç eğilimi yüksek olan insanların bu çetelerde bir araya gelerek kamu mallarına ve hatta canına zarar vermeye başlıyor.

Avrupa’nın sosyal ve iktisadi verileri bu kıtada sosyal güvenlik alanlarını olumsuz etkileyen davranışların gelişmesi hakkında kaygı verici bir ufuk çiziyor. Avrupa birliği istatistik kurumu eurostat’ın yayımladığı verilere göre, cari yılın ilk çeyreğinde birlik genelinde işsizlik oranı yüzde 10.2 civarındaydı ve 21 milyon Avrupalı vatandaşı kapsıyordu. Sadece Nisan 2016’da nüfusu yaşlanan Avrupa’da 25 yaşın altında 4.5 milyon genç insan işsizdi.

Öte yandan yoksulluk ile ilgili veriler de kaygı verici boyuttadır. Eurostat verilerine göre 2010 yılında Avrupa birliği nüfusunun %16.4 kadarı yani 80 milyonu yoksulluk sınırı altında yaşıyordu.

Avrupa’da ırkçılıkla ilgili veriler de bu kıtanın gelecekte sosyal güvenliği ile ilgili kaygıları gidermeye yetmediği anlaşılıyor. BBC kanalının yaptığı araştırmaya göre Avrupa birliğinde 2014 ve 2015 yılları arasında ırkçılık suçları %30 artış kaydetti. Öte yandan 2015’te dünya genelinde yaşanan 10 bin 640 terör saldırısında Avrupa’nın payı 300 vakadan daha azdı, bir başka ifade ile aynı sürede 5580 terör vakasına şahit olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesine kıyasla Avrupa daha güvenli sayılıyordu.

Ancak Avrupalı politikacılar buna karşın hala terörü Avrupalı vatandaşların güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Gerçekte Avrupalı devlet adamları Avrupa’ya yönelik tehditlerin kaynağını dışarıda arıyor ve özellikle söz konusu tehditlerin köklerini Ortadoğu Kuzey Afrika veya Güney Asya bölgelerinde aramaya çalışıyor. Fakat bu eğilim aynı zamanda Avrupa’ya gelen göçmenlere ciddi kısıtlamalar getiriyor. Avrupa ülkeleri ayrıca bu tarz bir yaklaşımla Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgelerine askeri müdahalelerini de haklı göstermeye çalışıyor.

Ve işte böyle bir eğilimle Fransa polisi de euro 2016 futbol maçlarının yapıldığı alanlarda güvenliği temin etmek için tüm ilgilerini renkli derililerin üzerinde odakladığı ve yabancı göçmenleri kontrol altına aldıkları anlaşılıyor. Oysa aynı günlerde yüzlerce beyaz tenli mavi gözlü Avrupalı beyaz yumruk, bıçak veya eline ne geçtiyse, sosyal ve iktisadi hoşnutsuzluklarını veya ırkçı bencilliklerini Marsey sokaklarında ve meydanlarında ortaya döküyordu. 

Etiketler

Görüşler