Feb 29, 2016 06:32 Europe/Istanbul

Yıl boyunca 200 günde güneşi göremeyen Britanya bugünlerde karanlığı tecrübe ediyor.

İnsani değerler ve ahlaki güzelliklerin islamofobi bahanesiyle karanlığa bürünmesi. Britanya'daki nüfusun 3 milyonu müslümandır ve İslam Britanya'nın ikinci dinidir. Bu Müslümanların yarısı yüzyıllardır Britanya'da sakindirler ve diğer yarısı da diğer ülkelerin nüfusu gibi göçmendirler. Gölgeler ve bulutların ülkesinde şimdi güvensizlik ve ıstırapla doludur.

İngiltere'de islamofobi ile ilgili cezaları kaydeden sivil toplum kuruluşu olan Tel Mama yayınladığı raporda Müslümanlara karşı kin ve nefretle ilgili suçların sayısının geçen yıla oranla yüzde 70 arttığını bildirdi. Bu sivil toplum kuruluşu kayda alınan adı suçların yüzde 60'ı tesettürlü kadınlara aittir. Britanya imdat telefon merkezinin verdiği rapora göre İngiltere'deki çeşitli kentlerinde yaşayıp özellikle toplu taşıma araçları ve camilerdeki Müslümanlara karşı fiziki çatışmalar ve hakaret oranının artmakta olduğu bildirildi.

 

Londra insan hakları İslami komisyonu son zamanlarda ülkedeki Müslümanlarla ilgili yayınladığı raporda islamofobinin hâlihazırda Müslümanlar karşıtı bir sürece dönüştüğünü bildirdi. Londra insan hakları İslami komisyonun adı geçen raporunda İngiltere'deki Müslümanlardan yapılan kamuoyu yoklama sonuçlarına göre ülkedeki islamofobi sürecinin 2010 yılına kıyasla daha da kötüleştiği ve hâlihazırda İslami gruplara karşı ırkçılı simgesine dönüştüğü anlaşılıyor. Bu arada kendilerini İslami ahkâmın uygulanmasında sorumlu bilenlerin yüzde 21'i İngiliz siyasetçilerinin İslam dininin sorun kaynağı olduğuna inandıklarını belirtiyorlar.

 

  Paris terör olaylarının ardından yaşam şartları batılı Müslümanlar özellikle Britanyalı vatandaşları için çok zorlaştığı anlaşılıyor. Terörizm Müslümanlar arasında en çok kurban alan fenomendir. İsrail'in Filistinlilere karşı devlet teröründen tutun da Arabistan rejimi ve onun müttefiklerinin Yemenlilere karşı yürüttüğü ve yine tekfirci IŞİD ve buna benzer terör çetelerinin Müslüman ülkelere karşı uyguladığı devlet terörü. Amerika ve batılı devletlerin himayesindeki bütün terörizm türlerinde hemen hemen bütün kurbanları Müslüman olarak göstermektedirler.

 

Britanyalı Müslüman kadın Guardian gazetesine yaptığı açıklamada şunları belirtti: 'ben batılı biriyim ve tamamen özgür bir insanım. Ben Britanyalı bir vatandaşım ve ayrıca Müslümanım. Bu konu bir çelişki değildir. Ancak Paris olayları bu tabloya başka bir görüntü veriyor. Benim hayatım düşündüğüm kadar başka olayların etkisi altına girmiştir. Ben kamu alanlarında bulunduğum zaman sanki insanlar beni görmüyorlar bilakis başımdaki tesettürü görüyorlar. Benim yanımdan geçen insanlar bana öfke ile baktıklarını hissediyorum. Bu bakışlar beni etkilemiyor ancak bir Müslüman olduğum için bu olay hoşuma gitmiyor.

 

Bir başka Britanyalı Müslüman kadın olan Şerma şunları belirtti: 'Müslümanların özür dilediklerinden artık yoruldum. Biz yanlış bir iş görmüyoruz. Biz her geçen gün daha fazla tehlike ile karşı karşıya kalıyoruz. Ben Şii mezhepli müslümanım. IŞİD bizleri öldürmek için takip ediyorlar. Britanyalı Müslümanlar daha çok yaşadıkları aynı kentte ve mahallede yaşıyorlar. Kendi evleri ve mahallede ve hatta kentlerinde ve ülkelerde yaşıyorlar. Onlar yaşam örnekleri ve yöntemlerini değiştirmemişler ancak onlar aleyhindeki nefret ortamı her geçen gün ağırlaşıyor. Neden islama karşı duyulan nefret gün geçtikçe şiddetleniyor. Bu da bir gerçek ki 3 milyonluk nüfus eskisi gibi iş yerlerinde ve üniversiteler ve kamu yerlerinde barışçıl bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.

 

Müslümanların kendilerini Müslüman olduklarını iddia edenler tarafından katliamı islama yönelik korku oluşturmaktan çok insani duyguların Müslüman olan kurbanlara yönelik yönelmesi gerekir. İngiliz yazar ve araştırmacı Piter Oborn bazı siyasetçiler ve İngiliz medyası islamofobinin ortaya çıkmasına neden olmuşlar ve siyahîlerden sonra batılı ülkelerde katliam edilmeleri için şimdi Müslümanların sırasına geldi.

İngiliz üniversitesi hocası prof Miller yeni muhafazakâr ve Siyonist teşkilatlar hükümete medeni yasaların yok olması yönünde kuralların çıkarılmasına teşvik ediyorlar ve sözde terörizm karşıtı olarak tanımlayan yasalar ve siyasetler islamofobi ve ırkçılığın ana kaynağıdır. Batıdaki islamofobi ve İslam karşıtlığı yönetmeleri diğer bölgelere nazaran daha fazla ve geniştir'.

 

İngiliz Müslümanları konseyi üyesi Taha Ahmet şunları belirtti: 'Paris saldırılarından sonra bazı medya kuruluşları ve hatta siyasi sınıfları İslam ve Müslüman toplumu bu konuya bağlamaya çalıştıklarını görüyorum. Paris olaylarının camilerde planlandığına dair belgeler mevcut değildir. Hâlbuki Paris olaylarına dikkatlice bakıldığında görüyoruz ki bu olayın camiler ve Müslüman teşkilatlara bağlanmaya çalışıyor'.

İngiliz medyası ülkede Müslüman topluma geçmişe göre daha fazla nefret ve kin duymalarına neden olmuştur. Bu medya kuruluşlarından biri her 5 müslüman İngiliz'den biri cihatçılarla bağlantıları olduğunu iddia etti. Tabi bu iddia araştırma yapılmadan Müslümanlara duyulan nefreti daha da körüklenmesine neden olur.

 

Irkçılığa karşı dik durmamız gerekir adlı bir grubun üyesi Sabi dalo şunları belirtti: 'biz Paris saldırılarından sonra islamofobinin artmasına tanık olduk ancak bu süreç bu olayla ilgili bazı haber çevrelerince örtbas edildi'. Bazılarına göre islamofobi sürecinin her şeyden daha fazla İngiliz hükümetinin terörizmle mücadele konusunda karar almalarında büyük etkisi olduğu inancında.

İslami insan hakları komisyonu üyesi Arzu Mirali bu konuda şunları belirtti: 'günümüzde İngiltere'de kamu alanlarının geçmişe göre daha vahim hal aldığına tanık olmaktayız. Biz İngiltere'de öyle medya kuruluşlara sahibiz ki verdikleri raporlarında Müslümanların bu sürece yöneldiklerini bildiriyorlar. Öyle devletler ve siyasetçiler vardır ki, Müslümanları despot çehreler şeklinde niteliyorlar ve öyle yasal mesela polis gibi teşkilatlar vardır ki Müslümanlara karşı yasaları yürütüyorlar'.

 

Yayınlanan raporlara göre, batılı medyanın yaşanan hadiseleri Müslüman toplumların çehresine kasten darbe indirmek için faaliyette bulunmaktalar. Britanya hükümetinin siyasetleri terörizmle gerçek anlamda mücadele etmek yerine ülkede yaşayan milyonluk Müslüman toplumun inzivaya çekilmesine çalışıyorlar. 2013 de yayınlanan verilere göre İngiltere'de yılda yaklaşık 5000 İngiliz Müslüman oluyorlar ki bunların yarısı beyaz derili insanlardır ve yaklaşık yüzde 75'i de kadındırlar.

İngiltere, Wels ve İskoçya'dan oluşan Britanya'daki Müslümanların 2001'deki sayısı 1.6 milyon idi ancak 2010 da bu sayı 2.9 milyona yükseldi. İngiltere'de yeni Müslüman olanların çoğu onların İslam dinini kabul etmelerinin asıl nedenini maneviyat ve ahlak çöküşü krizi şeklinde açıklıyorlar.001 015


Etiketler

Görüşler